Makyaj Sanatçılarını ve Eserlerini Biraraya Getirecek Bir Etkinlik: Profesyonel Makyaj Sergisi ve Defilesi

Doç. M. Sevtap Aytuğ
Gelişim Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV Bölümü
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümü


Makyaj sanatı günlük hayatımızın içinde ve televizyonda, sinemada, sahnede makyaj sanatçılarının yarattıkları eserlerle her gün gözlerimizin önünde. Ancak buna emek veren makyaj sanatçıları, çok az kişi tarafından tanınıyor. 

Yurt içi ve yurt dışında eğitim almış veya usta çırak ilişkisi ile kendini yetiştirmiş çok değerli makyaj sanatçılarımızı tanıtmak, 40 yıl ve üstü süredir bu işi yapmakta olan sanatçılarımıza şükranlarımızı sunmak üzere bir defile ve sergi düzenlemeye karar verdik.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde makyaj dersi almış olan öğrencilerimle beraber hazırlıklarını sürdürdüğümüz bu etkinlikte, makyajın farklı uygulama alanlarını, özgür sanatçı yaklaşımı ile sergilemeyi amaçlıyoruz.

Mayıs ayında gerçekleştirilecek olan üç ayrı alandaki bu etkinliğin ilki makyaj sanatçılarımızın eserlerinin fotoğraflarını sergilemek. Bu eserlerden bir katalog oluşturarak kalıcı olmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak istiyoruz. Aynı zamanda sosyal medyada da bu eserleri, onu yaratan sanatçıların isimleri ile yayınlayarak konu ile ilgili yurt içi ve dışından firmaların bu sanatçılarımızı tamımalarını amaçlıyoruz. 

Mimar Sinan GSÜ, GSF Makyaj dersi öğrencileri uygulamaları.

Aynı etkinliğin diğer alanı “Makyaj Defilesi”. Bu defile, modeliyle defileye katılmak isteyen tüm makyaj sanatçılarımıza açık. İlk olacağı için defilede bir konsept oluşturmamayı tercih ettik. Gelecek yıllarda bu defilelerin “korku”, “bilim kurgu” gibi konseptler altında olmasını amaçlıyoruz. Her sanatçı kendi tercih ettiği bir uygulama ile defilede yer alabilecek. Ancak tek şartımız, gerek sergi gerekse defilede yer alan modellerin makyajsız görünümlerinin de fotoğraflanması. 

Mimar Sinan GSÜ, GSF Makyaj dersi öğrencileri uygulamaları.

Katılım ücretsiz olacak ve sergiye eseri ile katılan her bir sanatçı, bir adet kataloğa ücretsiz olarak sahip olabilecek. Katalogda makyaj sanatçılarının daha önce gerçekleştirdikleri çalışmaların da listesine yer verilecek. Böylece 2017 yılında ülkemizde çalışan makyaj sanatçılarının meslek mensupları kataloğunun da ilk adımı atılmış olacak. 

Mimar Sinan GSÜ, GSF Makyaj dersi öğrencileri uygulamaları.

Aynı etkinliğin 3. alanı daha önce ifade ettiğim 40 yıl ve üstü süredir ülkemizde makyaj sanatçısı olarak çalışan sanatçılarımıza ödül verme programı olacak. Bu etkinlikte görev almak isteyen, ilgi alanı profesyonel makyaj olan tüm öğrencileri aramızda görmek bizleri çok mutlu edecek. Çünkü, makyaj sanatı adına çok önemli bir çalışmaya katkıda bulunmuş olacaklar. 

Başvuru ve daha detaylı bilgi talebiniz için benilme iletişime geçebilirsiniz: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

Sosyal Medya İçerik Seslendirme

Birol Berber
BiberSA Prodüksiyon | Ceo&Founder / Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


Youtube, Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal platformların gerek reklam mecralarında gerekse diğer sosyal mecralarda sık rastladığımız içerikler gün boyu zamanımızı alır. Kimi içeriği izler, okur, paylaşır ve yorum yazarız. Yani gün boyu bu sosyal medya içerikleri zamanımızın büyük çoğunluğunu alır. Bu sosyal medya içeriklerinde bizim ilgilendiğimiz kısım video içerikler. Çünkü video içerikler her zaman altyazı ile desteklenmez, kimi zaman seslendirme, dublaj, müzik ve ses tasarımı gibi işitsel olarak da desteklenir. Sosyal medyada son zamanlarda en popüler videoların başında White Board animasyonlar gelmektedir. White Board animasyonlar maliyeti düşük ve basit tanıtım yöntemlerindendir. Bu video içerikleri etkili kılan ise seslendirmeleridir. Yani böyle bir animasyonunuz varsa bunu kimin seslendirdiği çok önemlidir. Zira iyi ses, kötü yapılmış bir görsel içeriği bile cazip kılar. Yine sosyal medyada yayınlanan reklam filmleri, tanıtım filmleri, belgeseller, e-learning seslendirme ve dublaja ihtiyaç duyulan kategorilerdendir. Sosyal medya video içeriği oluştururken dikkat edilmesi gereken olmazsa olmazlar şöyle; proje bir reklam filmi ise; videonun 30 saniye sınırını aşmaması, seslendirmesinin profesyonel bir ses tarafından yapılması ve konsepte uygun bir ses, müzik seçimi. Proje eğer bir tanıtım filmi ise; mümkün olduğunca kısa ve net anlatılmalı, seslendirme profesyonel seslendirme sanatçısı tarafından yapılmalı. Sosyal medya içerik seslendirmeleri televizyon mecrasında olduğu gibi etkili ve profesyonel seslendirmeler tarafından yapılmalıdır. Video içeriklerinin sosyal medya izlenme istatistiklerine bakıldığında video içeriklerinin tümünde ortalama 0-27 saniye arasında izlendiğini görüyoruz. Bu demek oluyor ki bir video projesinde 30 saniyelik bir video içeriğin seslendirmesi için en fazla 20 saniyelik bir zaman dilimimiz var. Bu zaman diliminde istenilen mesajı vermek oldukça maharet isteyen bir iştir.

Foto © Birol Berber - BiberSA Prodüksiyon

Seslendirmenin Sosyal Algıdaki Etkisi

Yapılan araştırmalara göre ilk tanışmalarda insanlara duyduğumuz saygı ve yaklaşımımızda, onların ses tonunun da belirleyici olabildiği söyleniyor. İlk intiba, işitsel hafıza yalnızca sosyal ilişkiler için değil, video projeleri için de oldukça önemlidir. Profesyonel seslendirme, projenizi alır ve bambaşka bir şeye dönüştürür. Seslendirme sanatçısının popülaritesi insanların algısı üzerinde süper etkilidir. Sektörde bu o kadar bellidir ki aynı seslendirme sanatçısının bir sürü reklamı seslendirdiğini duyabilirsiniz. Markalar garanti işi sever görsel içerik hazırlanırken bu süreç çok revizeli ve sancılı geçtiği gibi seslendirme işi de garantiye alınır, en popüler isimle çalışılır. Bu konu aslında tartışmaya açıktır. Çünkü herkes popüler ses olmasına dikkat etmez. Bu, toplum üzerinde %50’ye %50 bir oranla ifade edilebilir. Gerçek şu ki gerek televizyon gerek sosyal medya üzerinde yayınlanan görsel içerikler olsun seslendirme son derece önemli algıya doğrudan etki eden bir unsurdur.

Seslendirme ve Sosyal Medya Entegrasyonu

Medya üretimi sektöründe seslendirme ve dublaj şüphesiz son derece önemli işler arasında yer almaktadır. Seslendirme ve dublaj fikir dünyanızın büyük kitlelere yansıyan imza niteliğinde mesajlarıdır. Sırf bu yüzden çok önemlidir. Seslendirme ve dublaj markanızı sosyalleştirirken etkileşimle rekabet edebilirliğiniz artar. Sesli üretilen içerikler güçlü mesajlar içerir, etkisi uzun yıllar sürer. Tıpkı “Eti” gibi hatırlarsınız şarkısını… evet aynen öyle. 

Foto © Birol Berber - BiberSA Prodüksiyon

Şimdi dilerseniz seslendirme ve dublajın markanızı nasıl sosyalleştirdiğini irdeleyelim. Reklam ajansları, seslendirme ve dublaj ajansları, dijital ajanslar vb. tüm fikir üreticiler hazırladıkları ticari içerikleri herkesin duymasını, görmesini ister. Daha çok kişi görsel işitse bu hiç fena olmaz. Hazırlanan bu görsek ve işitsel içerikler reklam filmi, tanıtım filmi, viral reklam, radyo reklamı, jingle gibi içeriklerdir. Hazırlanan bu ticari amaçlı içerikler PR’cılar ve medya planlama ajansları tarafından hedef kitlelerine sunulur. Son zamanlarda trend olan sosyal medya reklamları ki bunlar Facebook, Google, Instagram, Twetter, Youtube gibi yayın mecralarıdır. Bu mecralara hazırlanan bir görsel içeriği planlamak milyonlara erişmenize olanak tanır. Markanızı milyonlarca ilgili kişi görür, duyar, bilir. Seslendirme hizmeti satın alınarak hazırlanan görsel içerikler sesli mesajıyla da oldukça etki bırakır. İnternet yaygınlaşmadan önce kitle iletişim araçları olarak popüler olan radyo ve televizyonlar vardı. Radyo reklamları çok popülerdi. Radyo dinleme oranları yüksek olduğu dönemlerde sesli olarak radyo reklamı ile hedef kitlesine ulaşmaya çalışan bir marka reklamının yayınından geri dönüşüm alamamaktadır. Oysa sosyal medya aracılığı ile reklam veren bir marka reklamın geri dönüşümünü anında izleyebilmektedir. Reklamı izleyenlerin yaş aralığı, cinsiyet, eğitim durumu vb. verileri görerek strateji geliştirmesine olanak sağlandı.

Foto © Birol Berber - BiberSA Prodüksiyon

Sosyal medya seslendirme hizmetleri içeriğinde sosyal mecrada yayınlanan reklam filmleri, tanıtım filmleri, viral reklamlar gibi birçok reklam çeşidi bulunmaktadır. Profesyonel seslendirmenlerden oluşan kadrosuyla Bibersa Prodüksiyon bu alanda firmalara çözüm sunmaktadır. Sosyal medyada yayınlanan reklamların sesli oluşu markanızın izleyicide etkisini büyük ölçüde artıracaktır. Çünkü sadece görüntüden oluşmayıp emek harcanan görsel içerik izleyicinin reklam yapan hakkındaki kanaatini olumlu yönde etkileyecektir. Seslendirmenin etkili olduğu alanlardan birisi de sosyal medyada Youtube içerikleridir. Son zamanlarda hızla sayısı artan Youtube kanalları medya üretimi sektörünü olumlu yönde etkilemektedir. Youtube kanallarında ihtiyaç duyulan seslendirme ve dublaj sektörü memnun ederken, reklam veren için de önemlidir. Zira seslendirilmesi yapılmış görsel içeriklerin izleyici üzerinde etkisi büyüktür.

Foto © Birol Berber - BiberSA Prodüksiyon

Sosyal Medyada Ahlakın Çöküşü

Prof. Dr. Sedat Cereci
Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi


İsveç’in Uppsala kentindeki bir evde genç bir kadına tecavüz eden üç kişinin tecavüz anını Facebook’tan canlı yayınlaması sosyal medya ile ilgili etik tartışamalarını yeniden canlandırırken; tecavüzcülerin gözaltına alınması veya tutuklanmasının da artık küresel boyutlara taşınan medya ahlaksızlığına engel olamayacağı görüşü ağırlık kazanmaktadır (Hürriyet, 2017). Sosyal medya yaygınlaşmadan önce yazılı ve görsel medya için yapılan “ahlaka aykırı yayın” eleştirileri, teknolojinin tüm yaşamda tartışılmaz bir hegemonya kurduğu modern çağda şiddetle artmaktadır (Soroka vd., 2015, 465). Sosyal medya denilen ortamda çoğunlukla, siyasi, dinsel veya cinsel paylaşımlar yapılmakta, çok sayıda kişi ezik psikolojilerini, doymamış güdülerini sosyal medya ortamında tatmin etme yoluna gitmektedir (Hien, 2016, 549). Rastgele paylaşımlar doğal olarak toplumsal huzuru bozmakta, toplumsal birliğe zarar vermektedir. 

Avrupa ülkelerinde yaygın bir şekilde görülen eş değiştirme olaylarının sosyal medya aracılığı ile Şanlıurfa’da da uygulanması halkın tepkisiyle karşılaşırken, sosyal medyanın geldiği ahlaksızlık ve yasa dışı davranışlar konusunda da ürkütücü etkiler oluşturmaktadır (Urfa63.net, 2017). Devletin müdahale etmekte yetersiz kaldığı dinsel, cinsel ve siyasi içerikli ahlakdışı paylaşımlar toplum tarafından da yalnızca konuşularak lanetlenmesi nedeniyle yaygınlaşmakta, engel olunamamaktadır. Kötü niyetli kişiler için çok elverişli alanlar olan sosyal medya; türlü çıkarlar sağlamaktan toplumsal çöküntünün temellerini hazırlamaya kadar pekçok yasa ve ahlak dışı eylemde kullanılmaktadır (Poynting, 2016, 211). Toplumun geleneksel kuralları ve yaptırımları hızla terketmesiyle de kötü niyetli kişiler sosyal medyayı daha çok kullanarak ahlaki çöküntüyü hızlandırmaktadır. 

 

Yeni Asır Gazetesi’nin haberine göre BM, yasadışı “internet eczaneleri”nin, internet üzerinden reçeteye tabi ve yasadışı ilaçlar sattığını ve artan biçimde gençleri hedef aldıkları uyarısında bulunmuştur. BM İlaç Dairesi’nin Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu’nun Başkanı Hamit Godze, “sosyal medyanın bu türlü kullanımının, kullanıcıları, özellikle gençleri tehlikeli ürünlerle ilgili büyük riske attığını” söylemiş, kurulun yayımladığı raporda, hükümetlere, yasadışı “internet eczaneleri”nin kapatılması, e-posta yoluyla kaçakçılığı yapılan ve internet üzerinden yasadışı biçimde sipariş edilen maddelere el koymaları çağrısında bulunulmuştur (Yeni Asır, 2012). Sosyal medya, pek çok yararının yanı sıra, insanların vicdanların ırahatsız eden, sağlıklarını riske sokan yasa dışı veya ahlak dışı iletiler için de kullanılmaktadır (Stanig, 2015, 182). Sosyal medya, toplum içinde yer alan ahlaksız, suça eğilimli, terör örgütü üyesi kişilere de büyük olanaklar sağlamış, özellikle kültürünün çöküntünün yaşanmasını isteyenler vicdanları rahatsız eden ahlak dışı paylaşımlarla toplumsal düzeni bozmaya yönelmişlerdir. 

Geleneksel yaşamda toplumsal düzeni, kişi haklarını katı kurallarla ve örgütlenmiş geleneklerle koruyabilen toplumlar, tüketime dayalı popüler kültürün egemen olduğu dönemde değerlerini korumakta zorlanmaya başlamış, yeni kuşakların modern yaşam ilkelerini benimsemesiyle yetersiz kalmışlardır (Abraham, 2013, 91). Modern çağda bütün yaşam koşulları, yaşam araçları ve yaklaşımlar değişirken; ahlak anlayışı da değişmiş, modern yaşamın yüksek ritimli koşturmacası içinde kabahatlerden nüfuz sahibi kişilerin büyük suçlarına kadar pek çok ahlak ve yasa dışı davranış meşrulaşmış, olağan karşılanmaya başlamıştır (Reed ve Adams, 2011, 258). Bu bağlamda teknoloji ve teknolojinin en görkemli ürünleri olan medya da suçun meşrulaşmasında etkin bir rol aynamıştır.

Güney Amerika’dan Sibirya’ya kadar ırk ve kültür ayrımı yapmadan bütün insanların yaşamını düzenleyen değerler bütünü olarak yaşamsal bir unsur niteliğiyle kabul edilen ahlak, küresel düzeyde uygulanan bir politika çerçevesinde teknolojinin en değerli unsur haline geldiği, monarşik yönetimlerin ve baskıların arttığı, şiddetin doğal, ahlaksızlığın neredeyse yasal gelişmelere dönüştüğü çağda gelişmelere koşut olarak dönüşmektedir (Lowrey, 2011, 902). Modern çağda ahlak, artık toplumsal düzenin sağlanmasında rol oynayan, kişi haklarını gözeten kurallar olmaktan çok, modern yaklaşımların yerleştirilmesi ve benimsetilmesi için uygulanan kurallara dönüşmüştür (Jungkunz ve White, 2013, 443). Geleneksel ahlak yaklaşımı yaşamdan uzaklaştırıldığı için çok sayıda ahlaksızlık görmezlikten gelinmeye, doğal karşılanmaya başlanmıştır. 

Sosyal medya, çok sayıda kişiye iletişim olanakları sağladığı için yararlı biçimde kullanılmaktadır. Ancak her teknolojide olduğu gibi, sosyal medyayı da kişisel çıkarları için veya kötü amaçları için kullanmak isteyenler bulunmaktadır. Toplumsal yararlar açısından sorun, bu kötü niyetli kişilerdir. Ahlak dışı, yasa dışı iletilerle toplumsal birliğe, değerlere, kültüre zarar vermeye çalışan kötü niyetli kişilerin çabaları devlet tarafından engellenmediği ve toplumun geleneksel yaptırımları geçersiz kaldığı sürece amacına ulaşmaktadır. Sorunun çözümünde öncelikle devletin kurumlar ve yasalar geliştirerek kötü niyetli sosyal medya kullanıcılarını engellemesi; hemen ardından da toplumun, değerlerine sahip çıkarak gerekli tepkileri göstermesi, gerekmektedir.


Kaynaklar

  • Abraham, M. (2013). Seeking Palestine: New Palestinian Writing on Exile and Home. Journal of Palestine Studies, 42 (4); 90-91.
  • Hien, N. T. (2016). Cultural Adaptation, Tradition, and Identity of Diasporic Vietnamese People: A Case Study in Silicon Valley, California, USA. Asian Ethnology, 75 (2); 441-459.
  • Hürriyet (2017). “İsveç’te korkunç olay! Tecavüz edip Facebook’ta canlı yayın yaptılar”. http://www.hurriyet.com.tr/isvecte-korkunc-olay-tecavuz-edip-facebookta-canli-yayin-yaptilar-40344346. 23.01.2017. 
  • Jungkunz, V. ve White, J. (2013). Ignorance, Innocence, and Democratic Responsibility: Seeing Race, Hearing Racism. The Journal of Politics, 75 (2); 436-450.
  • Lowrey, K. (2011). Ethics, Politics, and Host Space: A Comparative Case Study from the South American Chaco. Comparative Studies in Society and History, 53 (4); 882-913.
  • Poynting, S. (2016). Entitled to be a Radical? Counter-Terrorism and Travesty of Human Rights in the Case of Babar Ahmad. State Crime Journal, 5 (2); 204-219. 
  • Reed, İ. A. ve Adams, J. (2011). Culture in the transitions to modernity: Seven pillars of a new research agenda. Theory and Society,
    40 (3); 247-272.
  • Soroka, S. N. ve Stecula, D. A. ve Wlezien, C. (2015). It’s (Change in) the (Future) Economy, Stupid: Economic Indicators, the Media, and Public Opinion. American Journal of Political Science, 59 (2); 457-474.
  • Stanig, P. (2015). Regulation of Speech and Media Coverage of Corruption: An Empirical Analysis of the Mexican Press. American Journal of Political Science, 59 (1); 175-193.
  • Urfa63.net (2017). “Ahlaki Yozlaşmanın Geldiği Son Nokta”. https://www.urfa63.net/haber/3329/sanliurfa-evli-ciftler-adi-altinda-ahlaksizlik/. 25.01.2017. 

HDR Hakkında Merak Edilenler? - I

Kaynak: ARRI / Çeviri: Alper Metin  / Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


2016 yılı boyunca medyada çok geçen yüksek dinamik aralık (High Dynamic Range) bugünlerde içerik yaratan herkesin aklında kafa karışıklığı yaratıyor. HDR hakkında sık sorulan sorulara yanıt getiren bu yazı, konu hakkında bilinmeyenleri netleştiriyor ve ilgili tüm standartları içeriyor.

ARRI sette izleme amacıyla AMIRA, ALEXA Mini ve ALEXA SXT kameralar için HDR görünüm dosyaları; ARRI kameralarla çekilen görüntülerle HDR post prodüksiyon içinse 3D-LUT renk tabloları sağlıyor.

1.HDR nedir?
HDR, normalden daha fazla kontrast oranlı görüntüleri tanımlayan High Dynamic Range (Yüksek Dinamik Aralık) teriminin kısaltmasıdır.

2.SDR nedir?
Standard Dynamic Range, bugün sinema ve televizyon ekranlarında izlerken kullanılan normal kontrast oranıdır.

3.Film ve TV için HDR ile fotoğrafçılıktaki HDR aynı şeyler midir?
Fotoğrafçılıkta HDR terimi farklı objektif hızlarında çekilen farklı pozlamaları birleştirerek tek bir resimde daha geniş dinamik aralık yaratma tekniğini ifade eder. SDR ekranlar için sonuç son derece gerçekçi (hyper-realistic) görünen bir resim yaratır. Öte yandan film ve televizyon açısından UHD standartları tartışmaları bağlamında daha parlak beyazlar ve daha koyu siyahlar yakalamak için teknolojik seçeneklerin genişletilmesini ifade eder. 

4.HDR çekim nedir?
Öngörüyle çekim yapmak. HDR dağıtılacak bir program için çekim yaparken, ilk olarak yeterli enlem yakalayabilen bir sensör/resim işleme düzeni kullanmanız şart. Bir HDR resmin zenginliği ve aslına sadakati, çekim aşamasında belirlenir.

5.HDR ekran nedir?
Normalden fazla kontrast oranı üretebilen ekranlar için kullanılan, tek bir şeye ait olmayan bir terim. Bu ekranlar ya aktif arka ışık ya da OLED teknolojisi tabanlılar. Amatör tüketici HDR ekranları ve televizyonları (bkz. UHD Premium) ile master HDR ekranlar (bkz. ITU Rec. 2100) için teknik şartnameler mevcut.

6.Hangi HDR standartları var?

  • Dolby Vision
  • HDR10
  • PQ
  • SMPTE ST-2084
  • Rec 2020
  • Rec 2100

7.Neden HDR çekim yapmalıyım? Avantajları neler?
UHD Premium olarak reklamı yapılmak istenen her türlü içeriğin master kaydının HDR olarak yapılması gerekir. Fox Studio tüm UHD içeriklerinin HDR olacağını açıkladı.

HDR genel olarak “daha koyu siyahlara ve daha parlak beyazlara sahip, gerçek hayata benzer renkler” şeklinde tanımlanır. Pencerenizden dışarı bakarak düşünün; HDR gerçek hayatta gördüğümüz renk zenginliğini ve yoğunluğunu yeniden yaratmayı hedefler. Bu insanı saran bir izleme keyfi sunar ve 2 boyutlu görüntülere bir derinlik hissi katar.

8.ARRI kameralarla HDR kayıt nasıl yapabilirim?
Sıradanın dışında hiçbir şey gerekmiyor; ARRIRAW veya Log C gammalı ProRes klipler kaydedin ve pozlamayı özenli yapın. Sette izleme için “HDR İzleme” kısmına bakınız.

9.HDR’de hareketten kaynaklanan bozucu etkiler var mı?
ARRI kameralar fotoğrafçılıkta yaygın olduğu gibi farklı pozlamaları mikslemek yerine tüm resim verisini bir defada yakaladıkları için hareket bozulmaları olmaz. Bununla birlikte, HDR’nin olası bir yan etkisi, özelikle yüksek kontrastlarda görülen titremedir. 

10.ARRI kameralar HDR uyumlu mu?
ALEXA’nın 2010 yılında ilk piyasaya çıkmasından bu yana ARRI’nin dijital kamera serisi HDR görüntü için yeterli enlem sunuyorlar. Bugün Amazon ve HBO gibi birçok önde giden içerik yapımcısı HDR programlar oluşturmak için ARRI kameraları kullanıyor.

11.HDR çekimde ARRI kamera kullanmanın avantajı ne?
ARRI ALEXA ve AMIRA kameraları bugün mümkün olan en geniş dinamik aralığı yakalayarak, tek kamerayla HDR ve SDR içerik oluşturmak için birleşik bir çözün sunuyor.

12.ARRI renk işlemenin bit derinliği ne?
Kameradaki görüntüler her kanal başına 16 bit işleniyor. ARRIRAW dosyalar 16 bit veya üzerinde işleniyor. Birçok yazılım sistemi dahili olarak 32 bit çalışıyor.

13.ARRI neden 16 bit doğrusal görüntüleri 12 bit log formatında saklıyor?
16 bit doğrusal kodlama ne verimli ne de gerekli. Resimler hiçbir bilgi ve kalite kaybı olmadan doğrusal olmayan 12 bit formata çevrilebiliyor. Dijital resimleri logaritmik bir ölçekte temsil etmek verimli bir bit dağılımı; çünkü her durağa eşite yakın miktarda kod değeri atanır. İnsan gözünün ışığa verdiği artımlı tepkinin aynısını göstererek, parlak ışıklardaki küçük artışları gölgelerdeki gibi kaydeder. 

14.Sette ARRI kameralarla HDR görüntüler nasıl izlenir?
ARRI, Log C resimleri SMPTE ST-2084 (PQ) kodlama tekniğini kullanarak HDR’ye çeviren 3D LUT’lar sağlıyor. Bu dosyalar ALEXA SXT ve SUP 5.0 sürümünden itibaren AMIRA ve ALEXA Mini kameralarda kullanılabiliyor. Diğer ALEXA modelleriyle LUT işlemenin kameranın dışında olması gerekiyor; bir Log C resmin çıkışı yapılıyor ve harici bir LUT aygıtı kullanılarak çevriliyor.

15.Sette HDR izlemek için özel bir LUT gerekir mi?
Evet, Log C resmini bir HDR resmine çevirebilen 3D LUT kullanmak gerekir.

16.HDR için pozlama ve aydınlatma nasıl olmalı?
Çalışma tarzında özel bir değişiklik yapmak gerekmiyor; pozlama aralığı biraz daha genişletilebilir. Ama ALEXA ve AMIRA kameraların SDR monitörde görüntülenebilenden çok daha fazla dinamik aralık yakaladıkları unutulmamalıdır. Kameralar bu sayede post prodüksiyonda pozlamayı düzeltmek için enlem sağlarlar, fakat HDR master’ın dinamik aralığı çok daha geniş olduğu için bu olanak azalır. Bu nedenle parlak ışıkların kırpılması ve gölge kaybı HDR resimlerde daha belirgin görülür.

17.Sette HDR monitör yokken HDR çekim yapmanın arkasında yatan zorluklar var mı?
İş akışları çok yeni olduğu için bu konuda deneyime dayalı geri dönüş pek yok. Olası bir sorun, kare içerisindeki ışık kaynakları ve objektif. Bir HDR resimde post prodüksiyon yaparken fazla müdahale edilirse aşırı parlak ve rahatsız edici olabilirler. Bu da izleyicilerin ilgisini bölebilir ve sahnenin yaratıcı etkisine zarar verebilir.

18.HDR çekim yaparken özel lens gereksinimleri var mı?
Geniş bir kontrast aralığıyla çekim yapmak istendiğinde, rastgele ışık ve parlama düşmanınızdır. Bu nedenle lens kaplamasının kalitesi çok önemli. Çok elemanlı uzun telefoto lenslerin kullanımı daha zor. Lensin önündeki harici filtreler de parlamayı artırabilir. Bazı kişiler HDR görüntülerde lens parlamalarının fazla rahatsız edici olduğunu belirttiler. 


Devam edecek....

Scope’lar renk uzmanının (colorist) aynasıdır

Levent Öztürk
Renk Uzmanı (Colorist) / www.leventozturk.com.tr


Geçtiğimiz ay başlayan yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kısaca video sinyalini tanımak ve renk uzmanının (colorist) görüntüye yaptığı ilk dokunuşları ve bu dokunuşları sinyalin hangi kısımlarına göre yaptığından söz etmek istiyorum. 

Dijital izlence (video)  uygulayımbilimi (teknoloji), sürekli gelişiyor, ve görüntü, kamera ile ilk kaydedildiği andan, yani elektrik sinyaline dönüştüğü ilk andan itibaren dijital bir yolculuğa çıkıyor. Dijitalin, ikili dizge (sistem) olduğunu biliyoruz. Renk uzmanı için önemli olan ise dijitale dönüşen video sinyalinin hangi bileşenlerden oluştuğu ve bu bileşenlere, renk düzenleme yazılımının araçları kullanılarak, nasıl müdahale edeceğidir. İki bileşen, video sinyalini oluşturmaktadır. İlki, Y ile gösterilen ve renk kanallarının belli oranlarda birleşmesi ile oluşan parlaklık sinyali; ikincisi ise renk bileşenidir. Renk uzmanı, tüm araçlarını bu bileşenleri ayarlamak için kullanır. Parlaklık, karşıtlık (kontrast) üzerinde etkilidir. Renk ise şüphesiz izleyicinin duygularını harekete geçirebilen en önemli araçtır. 

Bir görüntüyü ilk ele aldığında renk uzmanının yaptığı şey, o görüntünün renk ve pozlama hatalarını düzeltmektir. Renk dengesi ve genel karşıtlık ayarlamaları,  bu aşamada yapılır. Bazı temel nesneler olmaları gerektiği renkte olmayabilirler. Doğru renkte görünmeyen her şey, izleyiciyi huzursuz edip bir şeylerin ters gittiği izlenimini uyandırmaktadır. Sonrasında farklı kameralar ile çekilmiş olsalar bile, sahneler arasında uyum sağlanıp farklılıklar giderilir. Ardından renk uzmanı, elindeki araçları kullanarak iki boyutlu görüntüde alan derinliği oluşturmaya ve izleyici algısını, o sahnenin önemli olan bölgesine yönlendirmeye çalışır. Film türüne göre, soğuk ya da sıcak renkler kullanılarak genel görünüm oluşturulur. En son ortaya çıkan görüntü ise yöntemsel olarak yayın standartlarına uygun olmalıdır. 

Yayın standartlarına uygunluk denetimi, yazılımlarda bulunan ya da harici olarak da bulunabilen ‘’scope’’lar ile yapılır. Elektrik sinyal birimi, bilindiği gibi volttur. Görüntü teknolojilerinin geliştiği ilk yıllarda IRE, bu sinyali birimlere böldü ve kendi ölçüm birimini standart haline getirdi. 1 V = 140 IRE’dir. Video sinyalinin belirli bir genliği vardır. Bu genlik, 0.7 volttur. Üzerine ya da 0 değerinin aşağısına karşılık gelen değerler kaydedilmez, kaybolur. Çekim sırasında düzgün pozlama, bu nedenle çok önemlidir. Az önce bahsettiğimiz yayın standartlarına uygunluk teriminiyse, renk uzmanının son aşamada yaptığı ikinci pozlama olarak da adlandırabiliriz. Renk düzenleme aşamasından sonra da ne siyah alanlarda ne de parlak alanlarda ayrıntı kaybı olmamalıdır. Gözleriniz, bir süre sonra görüntüye uyum sağlar ve küçük sorunları görmezden gelmeye başlar. Bu sebeple ‘’scope’’lar her zaman ciddi öneme sahiptirler. ‘’Scope’’lar, her zaman gerçek değeri söylerler. Monitör kalibreniz düzgün olmasa da ‘’scope’’lar, düzgün bir şekilde oradadırlar. ‘’Scope’’lar, teknik olarak her zaman nesneldirler  ve bir görüntüden fazlasını sunarlar. Renk uzmanı, yayın standartlarına uygunluk için sinyal seviyesini 0 - 100 IRE arasında tutar. 

Belirli teknik kurallar olsada  renk sınıflandırması (color grading) yaparken, filmin öyküsüne katkı sağlayacak; izleyicinin odağını yönlendirecek her türlü değişiklik yapılabilir. Bu yaratıcı bir süreçtir. Doğru ya da yanlış yoktur. Sanatta sanatçı, kendi imzasını atar. Renk uzmanı, bu aşamada ne kadar usta olduğunu gösterir. Önümüzdeki ay, scopeların nasıl okunabildikleri ile ilgili detaylı bir yazı kaleme alacağız. Sonrasında da, renk düzenleme yazılımlarındaki temel araçlar ile renk uzmanının neler yapabileceğini daha yakından inceleyeceğiz. Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Lütfen görüşlerinizi paylaşın. 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

twitter.com/benleventozturk

instagram.com/benleventozturk


Renk Düzenleme Terminolojisi

D

D65: CIE’nin monitörler için belirlediği beyaz noktası: Karşılığı 6500 Kelvin’dir.

DCI-P3: Dijital sinemada kullanılan renk uzayı.

Dailies: Günlük çekimlerin çevrimdışı (offline) hale getirilmesi. Bu dosyalar proxy olarak da belirtilen özgün hallerinden daha düşük boyutlu dosyalardır.

Debayering: Raw dosyalarının okunabilmesi için gereken dönüştürme süreci.

Defocus: Işıkbilim (optik) ya da bir efekt kullanılarak görüntünün bulanıklaştırılması.

Deliverable: Filmin, dağıtıma hazır hale gelen son sürümü (version).

Denoise: Bir resim ya da görüntüdeki gürültü azaltma süreci.

Densitometer: Negatif filmin renk yoğunluğunun ölçülmesi için kullanılan aygıt.

Depth of Field: Net olmayan yakın ve uzak nesneler arasındaki net görünen alan. Düşük diyafram, düşük alan derinliği sağlar.

Digital Cinema: Sinema filmlerinin dijital olarak yapıldığı dağıtım ve oynatım sistemi.

Digital Cinema Distrubition Master (DCDM): DCI standartı ile belirlenen sıkıştırılmamış görüntü dosyası.

Digital Cinema Initiative (DCI): Dijital sinema gösterimleri yapan firmaların belirlediği ortak gösterim sistemi.

Digital Cinema Package (DCP): Dijital sinema filmlerinin taşıma/depolama (biriktirme) ve oynatımı için oluşturulan içerik.

Digital Intermediate (DI): Çekim sonrası aşamalarını içeren, filmin bitirilme süreci.

Digital Key Distrubition Master (DKDM): DCP üzerinde tam denetim sağlar. Değiştirmek ya da kopyalamak için gereklidir. Key Delivery Message (KDM) oluşturur. KDM bir XML dosyasıdır.

Digital Picture Exchange (DPX): Genellikle görsel efekt çalışmalarında kullanılan, görüntünün tek bir karesini içeren dosya biçimi.

Display-Referred: Renk düzenleme sürecinde, monitördeki resmin renk tutarlığını belirleyen renk yönetimi türü.

Dissolve: Bir görüntünün belirli bir süre içerisinde pürüzsüz ve kesintisiz olarak çoğalarak, diğer azalan görüntüye geçmesi.

DIT (Digital Imaging Technican): Dijital görüntüleme teknisyeni. Sette görüntü kayıtlarını düzenleyen/yedekleyen kişi.

DNxHD (Digital Nonlinear Extensible High Definition): Avid tarafından geliştirilen sıkıştırma formatı.

Dynamics: Görüntünün parlaklık ya da renk değişikliklerinin bir değerden başka bir değere (başlangıçtan bitişe) getirilmesi için eklenen her bir noktaya verilen ad. (bknz. Keyframe)

Dynamic Range: Görüntünün parlak ve koyu alanları arasındaki ayrım. Dinamik (devingen) aralık. Yüksekliği bu alanlarda daha fazla detay olduğu anlamına gelir.

DP ya da DOP (Director of Photography): Teknik olarak bir sahnenin çekiminde kamera ayarları/ışık/pozlama’dan sorumlu kişi. Görüntü yönetmeni.

Down Conversion: Yüksek bir boyuttan daha düşük bir boyuta dönüştürme işlemi.

DPX (Digital Moving Picture EXchange): Kodak tarafından geliştirilen BitMaP tabanlı, film çalışmalarında kullanılan digital görüntü standartı. DPX, TIFF/PNG/JPEG dosyaları gibi standart(ölçünlü) hale(durum) gelmiştir. Genellikle 10 Bit RGB olarak kullanılır.

DSM (Digital Source Master): DCP için kullanılan DPX çıktısı.

E

EDL (Edit Decision List): Offline projenin programlar arasında paylaşımına olanak veren dosya formatı.

Exposure: Çekim esnasında sensöre ulaşacak ışık seviyesini ayarlar.

F

Fade In: Görüntü parlaklık seviyesinin siyahtan olağan seviyeye gelmesi.

Fade Out: Görüntü parlaklık seviyesinin olağanda siyah seviyeye gelmesi.

Flat: Düşük karşıtlıklı (kontrast) görüntü.

Fourrier Transform: Zaman ortamındaki bir veriyi frekans ortamına, frekans ortamındaki bir veriyi zaman ortamına dönüştürür.

FPS (Frame Per Second): Görüntülenin kaydedildiği ve oynatıldığı saniyedeki kare sayısı.

Frame Rate Conversion: Saniyedeki kare hızının değişimi. Çeşitli yöntemleri vardır. Kare yinelemesi ya da karelerin iç içe geçmesi gibi. Yazılımlarda farklı işlemci gücü gerektiren Frame Interpolation yöntemleri bulunur. Kare sayısı değiştiğindeki görüntünün niteliğini bu metodlar belirler. Frame Blending gibi... (bknz. Interpolation)

Full Range: Video sinyalinin yasal sınırlar içinde kapladığı alan. Örneğin: 10 Bit için, 0 (siyah) - 1023 (beyaz) arasında kalan görüntülenebilen alan.

G

Gamma: Monitör parlaklığının doğrusal olmayan temsili. Dijital görüntüleme sisteminde parlaklık değeri olarak da kullanılır. Ayrıca. Slope/Offset/Power’da Power fonksiyonu ile ayarlanır. İnsan gözünün parlaklığa karşı algısı doğrusal değildir. Karanlık alanlara karşı daha duyarlıdır. Dolayısı ile bir görüntü kaydedici, parlaklığı gözümüz gibi algılamalı; görüntüleyici ise tam tersini yapmalıdır. Video sinyali eğrisine voltaj verilerek eğrili doğrusal olmayan bir hale dönüştürülür. Böylece, resmin karanlık yerlerdeki aydınlık şiddeti değişimleri resmin daha aydınlık yerlerindekilere oranla daha fazla voltaj salınımına sebep olur. Ekranlar bu işlemi tersine çevirirler. Bu ters gamma efektinin diğer bir etkisi de, resmin karanlık bölümlerindeki gürültünün aydınlık yerlere göre daha fazla bastırılması biçiminde olmasıdır.

Gamut/Color Gamut: Herhangi bir görüntüleme aracının üretebildiği renk aralığı. Görünen renk üç farklı rengin birleşmesi ile oluşur. Bu renkler CIE (Commission internationale de l’éclairage/Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (kurul)) tarafından oluşturulan çizelgenin (diyagram) belirli noktalarında bulunurlar. Renklerin dönüşümü bu çizelge içerisinde mümkün olur.  Ancak geniş bir çizelge daha küçük bir çizelge ile eşleşmeyecektir.

Gain: Görüntünün beyaz seviyesinin düzenlendiği ayar. Çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranı.

Garbage Matte: Var olan matte’de belirlenebilecek özel alanların, matte’den çıkarılmasını sağlar.

Graticule: Görüntü ölçüm araçlarındaki seviye çizgileri.


Devam edecek...

LOG mu, REC-709 mu?

Bari Baykal  / Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


LOG Gamma profili, uzun zamandır tartıştığım ve çevremdeki meslektaşları da elimden geldiğince aydınlatmaya çalıştığım bir konudur. 

Geleneksel kameralar geniş dinamik aralığa sahip olmadıklarından, çekilen görüntüleri siyahtan beyaza örneklendirecek olursak, F stop aralığı 6 stop’tur. LOG ile çekilen görüntülerde ise bu değer 14 stop’tur. 

Grafik, LOG ile REC-709 formatı arasındaki siyahtan beyaza geçiş aralığını göstermektedir.

Bu özellik bize gölgede kalan ya da ışığın patladığı yerlerde, görüntülerimizi post prodüksiyona yani “color correction” bölümüne getirdiğimizde, çok daha fazla müdahale etme şansı verir. Aynı zamanda videomuzda çok daha fazla detay görme olanağı sağlar.

CINE-EI – Custom Mode

Sony PXW-FS5 ya da PXW-FS7’de  S-LOG kayıt yapabilmeniz için kameranızı CINE-EI moduna getirmeniz en kolay yöntemdir. 

Asıl sorun gölgeler

Meslektaşlarımdan S-LOG ile çekilen görüntülerinde çok fazla “Parazit (Noise)” olduğuna dair şikayetler geliyor. Maalesef REC-709 alışkanlığından olsa gerek halen gölgelerden çok, patlama ihtimali yüksek olan yüksek ışık (highlight) kısımlarını önemsiyoruz. S-Log2 veya S-Log3 ile çekilen görüntüler, 14 stop aralığında çekildiği için yüksek ışık sorun olmaktan çıkıyor. Dikkat edilmesi gereken konu aslında derin karanlıkta kalan gölgeler.

Peki hangi S-LOG kullanılmalı?

Sony PXW-FS7’den örnek verecek olursak, S-Log2 ve S-Log3 aynı dinamik aralığında ve aynı kontrast değerine sahipler. Renk alanındaki (colorspace) seçeneklere gelince Sony PXW-FS7’nin bize sunduğu seçenekler:
S-Gamut/SLog2
S-Gamut3.Cine/SLog3
S-Gamut/SLog3

SGamut ve SGamut3 en geniş renk alanına sahip.
SGamut3.Cine daha az renk alanına sahip.

Bir çok kameraman için S-Log3/SGamut3.Cine modu, bu yüzden kullanımı en rahat ve aynı zamanda post prodüksiyonda rahat çalışabileceğiniz renk profilini sağlar.

Fazla pozlama hayat kurtarır

CINE-EI olarak çekilen görüntülerde Zebra değerinizi %70’e ayarladığınızda dikkat etmeniz gereken yer, patlayan ışık değil,  gölgede kalan bölgelerin ne kadar aydınlandığıdır. 

EI değerinizi 800 olarak ayarlayın. Pozlama (exposure) değerinizi yükseltmek için diyaframınızı açın, böylece gölgede kalan görüntü parazit (noise) oranını ciddi oranda azaltmış olacaksınız. Tabii ki yüksek ışık (highlight) olan bölgeleriniz de bu durumda ister istemez daha yüksek ışık değerine sahip olacaktır.

Post prodüksiyonda 14 stop dinamik aralığında çekilmiş olan bir videonun yüksek ışık değerini kısmak, REC-709 formatına göre çok daha kolay olacaktır ve herhangi bir renk kaybı görmezsiniz. Postta tavsiye ettiğim programlar Da Vinci Resolve ve Adobe Speedgrade’dir. 

Size önerim, en az 1 stop duruma göre 2 stop (diyafram) daha yüksek pozlama yapmanızdır.

Az paraziti sorun etmeyin 

2016 yapımları dahil bütün Hollywood Blockbuster filmlerinde ya da festival filmlerinde az da olsa “parazit” göreceksiniz. Eğer yine de sizi çok rahatsız edecek olursa, online olarak bulabileceğiniz harika “parazit azaltan” plug-in’ler mevcut.

Gri kart ile doğru poz ayarı

Kendi tecrübelerimden yola çıkarak söylemem gerekirse, gri kart kullanımı maalesef Türkiye’de TV ve film sektöründe çok nadir. Gri kart ve “color checker” kullanımı sadece doğru beyaz denge ayarını bulmak için değil, aynı zamanda S-LOG ile çekilen görüntülerde doğru pozlama değerini konumlandırmak için de bir o kadar önemlidir.

Aşağıda belirtilmiş olan grafik tablosu S-LOG ile çekilen görüntülerde doğru poz ayarının nasıl olması gerektiğini göstermektedir.

Değerler Sony tarafından ölçülendirilip tavsiye edilen değerlerdir.

Grafikte belirtilmiş olan doğru poz değerleri, renk tonlamalarında ve ten renginde düzgün görüntü almanızı sağlayacaktır.

Aşağıdaki tablo geniş dinamik aralığın size kattığı avantajları göstermektedir. 


Bari Baykal kimdir?

Bari Baykal 16 yıldır reklam ve TV sektöründe olan bir fotoğrafçı ve görüntü yönetmeni. 2002 yılında Romanya Castel Film Platoları’nda set fotoğrafçısı olarak başladı ve burada 1,5 yıl çalıştı. Hamburg’da görüntü yönetmeni olarak eğitim almayı düşünürken, önce daha detaylı fotoğraf eğitimi ardından da Steadycam operatörlüğü eğitimi aldı. Eğitimine ara vermeyen Baykal, son iki senedir çeşitli yurtdışı seminerlerinde Da Vinci Resolve eğitimi almaya devam etmektedir. Bari Baykal aynı zamanda, 4 yılı aşkın süredir, çeşitli yabancı ve yerli müzik video kliplerinde, belgesellerde ve TV sektöründe görüntü yönetmenliği yapmaktadır. Ayrıca Sony Avrupa ICE Programı’nda bağımsız uzmandır.

Açık Havada Makro ve Yakın Çekimler - I

Kaynak: Zeiss / Çeviri: Alper Metin  / Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


Diglloyd.com’dan Lloyd Chambers, bu ayrıntılı makalede çoğu elde çekim olmak üzere makro fotoğrafçılık alanındaki deneyimlerini paylaşıyor.

Soyut Çiçekler, Nikon D810, Zeiss Milvus 2/100M, f4, 1/2000 saniye elde çekim, ISO 100. Lloyd Chambers.

Bu yazıya başlamadan önce makaleye konu çekimler için gereken çaba konusunda biraz endişeliydim, çünkü geçmişteki makro fotoğrafçılığı anlayışım sıkıcı tripod tabanlı çalışmalarla sınırlıydı. Kendi tepkilerimi de not ederek, bir çözüme vardım: Bu makalede çoğu elde çekim olmak üzere sahada makro fotoğrafçılığı, özellikle yaratıcı keşifleri cesaretlendiren ani ve şans eseri olarak neler yapılabileceği üzerinde durmak. Bu natürmort veya stüdyo makro çalışmalarından, hatta tripodlu yaygın ve denemeye değer makro çekimlerinden farklı bir yaklaşım.

Zeiss Milvus 2/100M

Elde makro çekimi, bitkileri hareket ettiren rüzgar, aniden inip kalkan böcekler gibi koşullara ani ve hızlı uyum göstermeye olanak veriyor. Güneş ışığında bile mercek perdesini küçülterek çekim yaparken ISO değerini 400, 800, hatta 3200’e çıkarmak, filmli çekimlerde mümkün olmayan, hareket donduran objektif hızlarına imkan sağlıyor (pozlama ve ISO ayrıntıları hakkında fikir edinmek için her defasında çekim bilgilerine bakın).Elde çekim sahada bir başka önemli zorluğu da getiriyor: Çalışılabilir bir tripod konumu bulmak genellikle zor oluyor (En sık zorlu arazilere sahip vahşi doğa koşullarında çekim yapıyorum).

Bir makro lenste aradıklarım

Piyasada çok sayıda makro lens var ama benim bir makro lensten istediklerim oldukça fazla; düz bir alan (minimum alan eğriliği), odak kaymasız, odak mesafesi kısaltmada kolaylık, üstün bokeh (odak dışı görüntüde bulanıklık), köşeden köşeye keskin hatlar ve hızlı açıklık (F/2.8 kabul edilebilir, ama f72 kadar ilginç değil).

Sadece yakın mesafede değil, orta ve uzak mesafelerde de güçlü performans istiyorum (bazı makro lensler uzun mesafeye odaklayınca çok daha kötü sonuçlar veriyor). Sadece makro çalışması için bu amaca özel bir lens taşımak istemiyorum; 1:2’den sonsuz odağa kadar en iyi performans veren bir lens olması daha iyi. Bunlar son derece titiz gereksinimler ve bu nedenle piyasadaki lenslerin birçoğunda yoklar. Bu yazıdaki resimlerin tamamına yakınını her daim favorim olan makro lens Zeiss Milvus 2/100M ile çektim. Özellikle çift lens olarak Zeiss Milvus 2/50M modeli de mükemmel, ama 50mm odak uzunluğunun sunduğu çok daha yakın çalışma mesafesi, makro çekimlerinde pek kullanışlı değil.

Tercih ettiğim makro lensi Milvus 2/100M. Uzak mesafede de (keskin köşeden köşeye f/2) üstün performans veriyor; alan eğrilmesi ve odak kayması olmayıp, bozulma sıfıra yakın. Bokeh özelliği resimlerde görüldüğü gibi benzersiz. Çalışma mesafesi neredeyse ideal. başka hiçbir lens bu özellikleri bu kadar iyi bir araya getirmiyor, ve 1:2 makro yeteneği de cabası. Zeiss Milvus lenslerin hem 2/50M hem de 2/100M modeli odak mesafelerini nominale yakın olarak koruyorlar (grafikler). 

Bokeh bir lensin önemli bir kalite özelliği. En istenmeyen bokeh efektlerini kontrol altına almak için mercek perdesini küçülterek çekim yaparken, bazı lenslerle mercek perdesini küçültmek cazip değil. Ayrıca ilk birkaç açıklık için birçok ilginç görsel efekt kullanılabiliyor. Milvus 2/100M tüm açıklık aralığı değerlerinde etkileyici bokeh sunuyor. Olası tek sorun, 9 yapraklı açıklığının kanatçıkları düz olduğu için, odak dışındaki parlak ışıklarda dokuzgenler oluşabiliyor. Benim de sevdiğim 18 veya en az 14 kanatçıklı açıklık tercih edilebilir; ama bu kanatçık sayıları sadece üst düzey sinema lenslerinde var. Yuvarlak hatlı kanatçıklar diğer bir olasılık, fakat bunlar göz alıcı gökyüzü çekimleri çekebilme yeteneğini azaltıyorlar, bu nedenle Milvus diyafram şeklinden memnunum. Aşağıda görüldüğü gibi, odak dışındaki parlak dokuzgen şekiller oldukça hoş.

Wild Onion Flower, Lee Vining Creek. D810, Zeiss Melvus 2/100M, f2.8, 1/8000 saniye, ISO 100, büyütme yaklaşık 1:8.

Sürekli hareket eden su üzerindeki hipnotize edici yansımalar gözümü aldı, ama ilgi alanım olduğu için çekici bir gökyüzü yansıması çekmek istedim. On civarı çeklimle su yansımalarını ve gökyüzünün doğru kombinasyonunu elde ettim. f/13’te bile son derece pürüzsüz bokeh etkisi korundu. Böylece hedef başarıldı; ışık yansımaları ve dokuzgenler.

Streamside Greenery, D180, Zeiss Milvus 2/100M, f13, 1/50 saniye elde çekim, ISO 400, büyütme yaklaşık 1:10.

Reprodüksiyon oranı ve yakın çekimin sınırları

İki konu var; büyütme ve çalışma mesafesi. Büyütme, reprodüksiyon oranı olarak ölçülüyor:

Reprodüksiyon oranı = resim boyutu / obje boyutu

1:2 = 0.5 reprodüksiyon oranı (yarım canlı boyut) örneğin 72mm genişliğinde bir nesnenin 36mm genişlikte görüntülenmesi, 1:1 canlı boyut ise resmin nesneyle aynı boyutta olması anlamına geliyor. Reprodüksiyon oranı format boyutuyla ilgili bir oran olduğu için, format boyutundan bağımsız bir değişken. 

Bu yazıda kullanıldığı gibi, makro fotoğrafçılığı terimi 1/12 canlı boyuttan (1:12 = 0.083) 1:2 (yarım canlı boyut) veya üzerine kadar her şeyi ifade ediyor olsa da, aslında canlı (gerçek) boyuttan büyüğü için mikro terimi işin içine giriyor. 1:12 ila 1:2 aralığı, makro olmayan lenslerin yaklaşık 1:7’den daha yakına odaklanamadığını yansıtıyor. Örneğin Zeiss Otus 1.4/85 1:7.7; Zeiss Otus 1.4/55 1:6.8 oranlarında çalışıyor. Bu rakamlar o orandaki lensler için tipik, ama Otus lensler çok yüksek kaliteyi de koruduklarından “yakın makro” çekimlerde iyi çalışıyorlar. Zeiss Milvus 2/135 çok yüksek kalitede 1:4’e kadar çekim yaparak, bundan fazlasına ihtiyacı olmayanlar için cazip bir yarı-makro seçenek sunuyor. Bununla birlikte, bu lenslerin tamamı Zeiss Milvus 2/100M’den daha fazla bozulma ve alan eğriliği yaratıyorlar.

Yaklaşık 1:6 oranda Zeiss Milvus 2/50.

Yakın çekim fotoğrafçılık uzmanları 2:1 (gerçeğin iki katı boyut), 5:1 (gerçeğin beş katı boyut) ya da bunların ötesinde, çok büyük büyütme oranlarıyla çalışabilirler. Bu tür yakın çekim fotoğrafçılığında aydınlatma ve nesne seçiminde özen, özel lens ve körük kurulumları, ve genellikle kabul edilebilir keskinlik için çok sayıda katmanlı odak istifleme gerektiriyor. Çok büyük makro çalışmaları bu makalenin konusu değil, ve böyle oranlarda saha çekimleri çoğu koşul altında aşırı zor.

Sahada yakın mesafe çekimleri için kendimi en sık 1:3 ila 1:10 aralığında çalışırken buldum. Makro olmayan lenslerin çoğu bu aralıktan mahrum ve/veya değilse de kaliteyi düşürüyorlar, bu nedenle mesafe ve üst performans için bir makro lensi şart. 1:2 çekim yapmak giderek zorlaştığı için, aslında daha da zor olan 1:1 makro lensle çalışmak kulağa hoş geliyor, Hem Zeiss Milvus 2/100M hem de Zeiss Milvus 2/50M, en azından ZF.2 lensler için uzatma borularıyla 1:1 çekebiliyorlar. 

Zeiss Milvus makro lenslerin zarif tasarımındaki lens silindiri üzerinde yer alan yazılar normal odak aralığında gizli olup, lens yakında odaklandıkça ortaya çıkıyor. Aslında bu yazıda geçen fotoğrafların çoğunun reprodüksiyon oranını bu şekilde öğreniyorum. Zeiss bu reprodüksiyon oranlarının her birinde etkin f-stop ve odak mesafesini gösterebiliyor. 

1:2 oranda Zeiss Milvus 2/100M ve kazılı reprodüksiyon oran işaretleri.

Geniş açıklıkta keskinlik ve mikro kontrast önemli, çünkü daha hızlı ve hassas odaklama imkanı veriyor ve tam açıklıkta birçok ilginç görüntü çekilebildiği için lensin çok yönlülüğü artıyor. Buradaki iki arıda görüldüğü gibi Milvus 2/100M geniş açıklıkla jilet gibi keskin köşe hatlı sağlıyor. Dış bölgelerdeki odak dışı hoş bulanıklık üzerindeki “kedi gözü” bokeh etkisine dikkat edin; bu lens silindirinin kaçınılmaz vinyet (vignetting) etkisidir. 

Two Bees on Two daisy-Like Flowers, D810, Zeiss Milvus 2/100M, f2, 1/3200 saniye elde çekim, ISO 64, yaklaşık 1:8 büyütme.

Resmin sağ üst köşesinden gerçek pikseller aşağıda. Aslında lens bundan keskin, ama odak kıl payı daha az. 

Yukarıdaki resmin sağ üst köşesinden pikseller.

Arka ışıklandırma çok etkin olabiliyor, bu nedenle parlamaya karşı direnç önemli. Milvus 2/100M üzerindeki lens kaplaması, diğer birçok görüntünün de gösterdiği gibi mükemmel. Aşağıdaki görüntüyü elde etmek için 5 – 6 kare çekim yaptım, çünkü rüzgar kenarlardaki yaprakları kesiyor, saniyede birkaç kez kompozisyonu değiştiriyordu. Kestirilebilir bir şey elde etmek mümkün değil, ama elde çekim kadrajlamada küçük ayarlar yapmayı hızlandırıyor. Resmin en sağı kesilse de en çok bu düzenlemeyi sevdim.

Colorful Blades of a Riparian Plant, Sonbahar başları, D180, Zeiss Milvus 2/100M, f2, 1/2000 saniye elde çekim, ISO 400, büyütme yaklaşık 1:2.5.

Elde çekim arka plan unsurları için hızla yeniden kadrajlama, ya da hızla biraz yakınlaşma veya uzaklaşma olanağı veriyor. Bu kolaylık hızla konup havalanan arılar ve diğer polen taşıyıcılar için özellikle kullanışlı. 

Busy Bee on Yellow and White Daisy, D180, Zeiss Milvus 2/100M, f11, 1/1000 saniye elde çekim, ISO 200, yaklaşık 1:3 büyütme.

Parlak beyaz alanlar, soluk kırılmalı yıldız efektli odak dışı yansıyan parlak ışıklar (lens parlaması flare değil, highlight); gökkuşağı alanı başka bir bu tip parlak ışık veya parlama bileşeni olabilir, net değil. Bu tip efektler, hoş bir kombinasyon bulunana dek kamera açısını değiştirerek ve mesafeyi değiştirerek aranabiliyor; elde çekim gerçekten buna çok yardımcı oluyor, çünkü bu tip desenler genelde hızla oluşup kaybolur ve/veya kompozisyon amaçları için çekim konumuna çok küçük ayarlar gerektirir. 

Dandelion and Shaft of Light, D180, Zeiss Milvus 2/100M, f5, 1/1600 saniye elde çekim, ISO 64, yaklaşık 1:2.5 büyütme.

Çalışma mesafesi ve perspektif

Çalışma mesafesi makro fotoğrafçılıkta önemli bir konu, çünkü kamera/lens nesneyi gölgelendirebiliyor (lens üzerinde halka flaş kullanılmasının nedenlerinden birisi). Ayrıca 50mm ile kolayca erişilemeyecek bir çekimi elde etmek için 100mm bir lens yeterli ek çalışma mesafesini sunuyor. Lee Vining Creek’in Wild Onion Flower fotoğrafı, en azından ayakkabılarını çıkarıp kaygan kayalar ve aralarındaki derin kuyular üzerinde büyük bir risk almadan mümkün değildi. Daha fazla mesafe gerektiren her türlü yaratık için aynı şey geçerli. Bir 50mm lens, 100mm odak mesafelinin çalışma mesafesinin yarısını sunsa da, ışığı kapatmadan nesneyi çekmek mümkün olamayabileceği için aydınlatma bakımından pratikte yarıdan azını sunuyor. Bununlar birlikte, 50mm lens, bir 100mm lensin yaratacağı arka planda dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırması olası, daha yakın bir yaklaşıma izin veriyor. Fakat aynı zamanda bir 50mm lensin görüş açısı daha geniş olduğu için nesneyi daha kolay yalıtıyor. 

Uzak mesafeli çalışma için diğer bir konu da perspektif. Perspektif sadece nesne mesafesinin bir fonksiyonudur; nesnelerin göreli boyutlarını yönetir. 100mm lens kullanmak perspektifi düzleştirir, çünkü aynı büyütme için nesne 50mm mesafenin iki katı mesafededir. Aynı konu portreler için 50mm mi 100mm mi lens kullanılması gerektiği için de geçerli. Bu nedenle 50 mm bir lens boyut farklılıklarını 100 mm lensten daha fazla vurgular ve daha geniş izleme açısı sunar. Bu yüzden odak mesafesi seçimi çalışma mesafesini ve estetik efektleri de göz ününde bulundurmayı gerektiriyor.

Çekim için konumlandırma 

Elde çekim için büyük kareli (full-frame) bir kamera ISO 800 hatta ISO 1600 değerinde iyi görüntü kalitesi verdiği için, alan derinliği amacıyla mercek perdesini küçültmek artı yüksek objektif hızları birlikte mümkün; en azından yeterince parlak koşullarda. Elde çekim mesafe ve açıda hızlı değişikliklere izin verdiği için, kompozisyon ve büyültme üzerinde denemeler yapmak için en iyi yol. 

Really Right Stuff TFA-01 Ultra BC-18 kafa

Elde çekim her zaman uygulanabilir olmayabiliyor; çoğu durumda bir tripod gerekiyor. Özellikle açık havada büyük boy bir tripod nesneye yaklaşmakta zorluk yaratabiliyor, bu nedenle belli özel donanımlar kurulum süresini büyük ölçüde kısaltabiliyor. Çekimlerimin çoğunda normal bir Really Right Stuff TVC-24L kullandığım için, Really Right Stuff TFA-01 Ultra Pocket Pod gibi bir mini tripod, hoş bir sorun çözücü ek oluyor. Onunla en az kurulum işiyle yere, nesnenin yanına alçalabiliyorum ve TFA-01 dolaşmak için kameranın soluna takılabilecek kadar küçük ve hafif. Really Right Stuff dişli odaklama rayları, yer podları gibi her türlü çekim senaryosunu daha etkin hale getirebilen geniş çeşitlilikte makroya özel donanım sunuyor. Çeşitli tripodlar ve makro odaklama rayları da yardımcı olabiliyor.


Gelecek sayı: Çekimi düzenleme, odaklama ve makro lensler.