Yaz sıcakları bastırmadan ekonomideki hızlı dalgalanma hepimizi bunaltmaya başladı bile. Öylesine bir şartlı refleks yaşıyoruz ki, derinlik kazanmaya çalışan ekonomik düzenimizi, orta ve uzun vadeli disiplinlere oturtmadan, günübirlik kurtarmaya çalıştığımızdan en ufak bir olumsuzluk hemen bir durgunluk ve felaket tellallığına dönüşüyor. Zar zor dönmeye çabalayan bir piyasada suni girdaplar yaratarak boğulmak yerine, oluşan dalgalarda yüzmeyi öğrenek direncemizle karşı koymalıyız. Ülkemizde yaşanacak kaoslar her ne kadar ekonomik dengesizliklerden kaynaklanıyor gibi görünse de bence siyaset ve buna bağlı faaliyetler daha tehlikeli. Uyanık olmamız gereken nokta bağımsızlığımızın gücünde yatıyor, bunu unutmayalım.
Dergimiz yaklaşık 3 yıldır yayınlanıyor. Bu süre zarfında inişli-çıkışlı süreçler yaşadık ama son bir yıldır yeni teknolojilerin de yüksek ivmesiyle sektörde yaşanan olumlu haraketlenmeler ve projeler ülkemiz radyo-TV yayıncılığının her şeye rağmen büyümeye çabaladığının çok ciddi bir göstergesi. Daha iki yıl öncesine kadar teknik altyapıya yatırım yapamayan yerel yayıncılarımız, seçim söylencelerinin de rüzgarıyla, kendi çaplarında ciddi alımlar yapıyorlar, yapmaya da devam edecekler.
Dergimizin edindiği en önemli verilerden birisi de Anadolu yayıncılığımızın çok diri ve meraklı olduğu gerçeğidir. Her ay Anadolu’nun değişik yerlerinden bizleri arayarak kafalarına takılan şeyleri soranlar, ürün arayanlar var. Bu durumda yerel yayıncılığımızın çok ciddi bir planlamayla teşvik edildiğinde kangrenleşen eğitim sorunumuza yeni ufuklar açacağına inanıyorum. Buradaki planlamalardan kastım hem teknik, sosyal ve toplumsal yapının irdelenmesi hem de milli eğitim altyapısının daha verimli sonuçlar üretecek yapıya dönüştürülmesidir. Sisteme cila atmak yerine, sağlıklı bir temelle yeni bir yapı inşaa etme yoluna gitmeliyiz. Dergimiz her ne kadar teknik içerikli konuları işlese de geri dönüşlerden aldığımız bilgiler toplumumuzun ne düşündüğünün somut gerçeklerini ortaya koyuyor. Yaşamı ortak şekilde kavradığımızda toplumsal bencilliğimizi yenerek sosyalleşmeyi becerebiliriz. Eğitim sistemimize radikal çözümler getirmedikçe toplumsal yapımıza verimli tohumlar ekemeyiz. Böyle olunca da on-yirmi yıl sonrası daha endişe verici görünüyor.
Yayıncılık sektörünün ülkemizde gelişmeye başlaması 10-15 yıllık bir süreç. Bu süre içinde yayın zincirinde ülkemiz adına ürettiğimiz ne var? Tüketime gelince çılgınca harcıyoruz ama üretim yok... İşte bu çıkmazı aşmamızın çözümü de eğitimde yatıyor. Mafyaya tapan kuşaklar yarattığımızı görmüyor muyuz? Bu durum nereye kadar gidecek? Toplumsal kaos gün geçtikçe her yana değişik biçimlerde sıçrıyor. Bunun önünü kesmek için de eğitim şart...
“Ya hep beraber, ya da hiç birimiz” sözünü hayata geçirecek bir ortak yaşam biçimi yaratmak dileğimle...
Hoşça kalın...
Ali Rıza Özdeniz |