Bizim iletişim özgürlüğümüz ne kadar? Özgürlükler bir dışavurumcu şablon içinden yapısallaşırsa sanat kritik bir alana sıkışır mı? Ekran okumalarını dijital sanata yönlendirirsek; kabullenecek, zor bir dayatmayla karşılaşırız. Sanatçının şartlanmaları, tepkileri, nasıl bir özgürlük dile getirecektir? Bir meydan kargaşası olan “Sanat Popülizmi” kendi iç dinamiklerini bırakıyor. Açılan sergilerin özgürlükler açısından getirisi tartışılır. Kapitalist mantık bu noktada bireyden yola çıkmak istiyor. Fakat ortada ne birey ne de yolculukları var.!
Ferruh Alışır -
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Global Dünya, Plastik Sanatlar için dayatılmış fonları tüm kredisi ile tüketiyor. Başkalaşan Ortadoğu için, Doğu Avrupa bir üs cenneti. Hal böyle iken gelişmiş ülkelerin sunduğu özgürlükler düşünsel boyutun gerisine düşmeye mahkum görünüyor. Özellikle erdem trendi alanına sıkışmış Ekran Görselleri açısından İstanbul bir çekim merkezi olmasını ticari anlayışından alıyor. Müze hiyerarşisinde önde giden “Mall Center”lar yarışındaki esas mantık bu. Sanat hiçbir dolaylı yolu sevmez. Steril alandan beslenmez, tersine sokaktan, yaşamdan güçlenir ve beslenir, okumalar yapar ve sunar, sunulanı taşır ve geliştirir, zamansal yerini alan, gelişen toplumsal duyarlılık ve sevgidir. Para ve ona ait değerler değil, asla değil...
Ekran tüm hakimiyetini hızla enerjik olarak tüm dünyaya sunuyor. Canlı ve kendini taptaze tutarak. Bellek oluşturmakta zorlanan toplumların Analog Tarih oluşturmasındaki sebep bu. Okumadan izlemek ile okuyarak izlemek arasındaki gel-gitler bu yüzden. Bilginin temel değer olmaktan çıktığı yer ekran.
Sayısal olarak azımsanmayacak bir kamuoyu oluşturan ekran. Bireysel bilincin zayıflamasındaki rol ekranın. Türkiye’de net olarak oluşmamış bir Çağdaş Sanat Tarihi denklemi var. Plastik Sanatçılar bu denklemde neyi ne kadar değiştirdiler tartışılır. Öte yandan temel sanatçılar denklemi ve müze yarışları (mall center ) önünü görmeden hız dayanağında fütüristik bir despotizmle yol alıyor. Ardına ya da ardıllarına bakmadan. Hızla...Tarih hızlı gelişmelerden başı döndüğünde “Delete” tuşuna çok sıkça başvurur. Bu tip Batı Modellemeleri “Küratör” kavramının yeni Patronlarını gene aynı hızla soktu bu coğrafyaya. Şüphem şu ki Batı bizi ne kadar doğru okuyorsa okusun, bu coğrafyanın tarihi ile uzlaşmadan ihraç etmeye çalıştığı şey bizim açımızdan sanat olmaktan çıkar. Yabancılaşan halkımıza oranla % 3'lük bir azınlık için yapılmış Sanat bana maniple abartılı ve geçici bir izlenim veriyor.
*İnternet sanatı, İnternet’i temel gereç (mecra) olarak kullanan ve video sanatında olduğu gibi konusunu da kullandığı mecradan alan; dolayısıyla İnternet, İnternet kültürü, teknoloji-toplum ilişkileri gibi konuları irdeleyen kültürel üretim şekli, sanat çeşididir. Walker Art Center'ın eski küratörü Steve Dietz'in deyişiyle İnternet sanatı projeleri, izlenmesi/ifade edilmesi/katılımının sağlanması için İnternet'in hem gerekli hem de yeterli koşul olduğu projelerdir.
İnternet sanatı sanatsal web sitelerinde biçimlendiği gibi, e-mail projeleri, online video, İnternet bazlı yazılımlar, İnternet bazlı enstalasyonlar, ses ve radyo işleri, tarayıcı sanatı, spam sanatı, kod şiiri gibi uygulamaları da kapsar. İnternet'in getirdiği yeniliklerle sanatçıların önünde sınırsız imkanlar açılmış, bu İnternet sanatı terimini biraz belirsiz ve fazla genel kıldıysa da, genel anlamda çağdaş sanatın değişmesi ve genişlemesine katkıda bulunmuştur.
İnternet sanatı, oturmuş bir terminolojiye sahip değildir. 'İnternet sanatı', 'web sanatı', 'ağ sanatı', 'net sanatı', 'net-art', 'net.art' gibi terimler bir arada kullanılabilmektedir. Bunlardan sadece net.art bazen erken dönem İnternet sanatı için kullanılır. Özgürlükler arenasına hoş geldiniz!
* Vikipedia-Sözlüğü: İnternet sanatı ve gelişimi.2005 Fotograflar : Ferruh Alışır 2003 (Siyah Düşler Serisi) |