|
Ferruh Alışır /
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
“Dileklerin ve dilediklerinizin, hayatınıza nasıl bir yön vereceğini asla bilemezsiniz.” Dilekler ya olmaz ya… Ya olursa?.... Ya şans, bir sabah uyanır, dışarıya bakar ve kendisinin de tüm dışarıda gördükleri gibi, tüm dışarıda gördükleri kadar doğal olduğunu düşünmeye başlarsa... Bir de üstüne, hareketi keşfeder, biraz nefes almak ister, “sonu ne olur bilinmez” bir yürüyüşe çıkarsa… Ya şans, ataletinden kurtulduğu bu ilk günde hızını alamaz ve daha önce kimsenin görmediği ve daha önce kimsenin duymadığı gibi uzamaya başlar, uzar ve uzar, uzamdaki varlığını kimseye sormadan ve izin almadan üstelik artırır, bir de üstüne asaletine tasdik beklerse… Dilek olmaz ya… Ya Dilek olursa? Ya şans, bu utanmaz başkaldırısını tüm ikazlara rağmen bir türlü bırakmaz, dur emrine uymaz, başına buyruk bir deli şans, tüm vücudu sarar ve tüm vücudu kendi kabul edilmez utancının ortağı haline getirirse… Ya şans, en asiden bile daha asi şans, kesmeye aldırmaz, kapatmaya aldırmaz, yürür de yürür, uzar da uzar, ve en sonunda bağlı bulunduğu köklerden çok uzakta bulursa bir gün kendini… Cadının merdivensiz bir şatoya kapattığı Rapunzel gibi ipekten bir merdiven örerek özgür olma hayalleri kurarken o kökler, köklerinden çok uzaktaki şans, rüzgarı keşfeder, biraz yüzü kızararak da olsa kendini rüzgara bırakır, biraz suçluluk da duysa hafiften, hafiflediğini hissederse… ve kimbilir belki de çok eğlendiğini rüzgarla beraber… 20 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Fırat’ın olağanüstü bir yeteneği vardır: Fırat dileklerle hayatını değiştirebilmektedir. Öyle bir zaman gelir ki; Fırat bir çocuğun kaderini belirlemek durumunda kalır. Dileklerin ve dilediklerinizin hayatınıza nasıl bir yön vereceğini asla bilemezsiniz! Sizin için mutluluk veren bir dilek, başkası için acı ve kederin başlangıcı olabilir.
Her dilek bir gün gerçekleşebilir, Hatta hayaller bile bir gün gerçek gibi gelir. Ama asıl olan emektir. Hatırladın mı o çocuğu? İsmi Özcan’dı, Amasya’lıydı. Boyası çoktu, Ama bizim boyanacak bir şeyimiz yoktu. O da anlamıştı bunu ve bir mendil uzatmıştı gülüşümüze. Sonra cebinden bir bez çıkartıp koklamamız için ikram etmişti bize. Kırmıştık onu ve onun amaçsız düş yolculuğunu. Sen onun ismini öğrendiğinde, ayağa kaldırmıştın ikimizi de, aramızda bir dilek tutmuştun ve Özcan’a dileklere inanıp inanmadığını sormuştun. Sahi hala hatırlamadın mı? Aylardan nisandı, seni tanıdığım, sana taptığım aydı. Aradan yıllar geçmiş inanır mısın? Özcan’ı gördüm karanlık bir yolda, suratında bir izi vardı ve kalbinde aşk acısı. Seni sordu ve façalı bir gülüş fırlattı karanlıkta. “İyidir”,dedim, salakça gülümsedim. “Dilekler yalanmış”, dedi “söylersin”… Sonra gitti ve poyraz gibiydi içi. Sahi ne dilemiştin o gün aramızda, beni mi, iyi bir eş mi yoksa. Keşke diyorum iyi bir ev dileseydik Özcan’a. Sonra dilekleri koyup bir kaldırıma, onu otobüse bindirip memleketine yollasaydık son paramızla. Ama yalandık, öpüştük önce bir köşede, sonra unuttuk yürüdükçe. Sahi hatırladın mı, aylardan nisandı, beni terk ettiğin aydı, ismi Özcan’dı ve en az benim kadar yalnızdı… 
Yönetmen: Özcan Tekdemir Senaryo: Özcan Tekdemir Müzik: Onur Tunca, Yasin Bekaroğlu, Menzil Görüntü yönetmeni: Can Saygı Sanat Yönetmeni: Serkan Alsabeyt Kurgu: Özcan Tekdemir Oyuncular: Özge Özaltın, Levent Göksel, Ertan Gürses, Yasin Bekaroğlu, Cemal Karal, Emin Tuğra Baykul, Can Saygı, Serkan Alsabeyit, Menekşe Tekdemir, Alp Tibet Andsoy, Uğur Yetişkin, Kadir Çolak, Deniz Tokcan, Furkan Batman, Neşe Kalpiçoğlu, Nazım Tuzcu, Melihcan Kürklü, Volkan Büyüktezeller, Selahattin Aydın, Dora Mengüç Yapımcı: Özcan Tekdemir Yapım: Emin Tuğra Baykul Dünya Hakları: Özcan Tekdemir Telefon: +90 212 863 7151 E-Posta:
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|