|
Toplumlar, kendilerini hakça yöneten yöneticilerin ve varlıklarını erinç içinde geleceğe taşıyabilen önderlerin arayışıyla yaşarken; yöneticiler ve önderler de, düşüncelerini, kararlarını, aydınlık tasarılarını topluma aktarabilen araçlara ulaşabilme kaygısını taşımışlardır. Her yönetici veya önder, topluma iletmek istediklerini en seçik ve anlaşılabilir biçimde onlara aktarabilecek araçlara sahip olma ve bu araçları en elverişli biçimde kullanabilme çabasıyla yaşamıştır. Tellallardan internete kadar pek çok araç, düşünce ve kararların kaynağında bulunan kişilerin iletilerini topluma aktarmada araç olarak kullanılmış, bu araçlar işlevlerinden dolayı da toplumsal yaşamın ekseninde bulunan yaşamsal roller üstlenmişlerdir.
Prof. Dr. Sedat Cereci / Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi
Cumhuriyetin gereklerini sağlamak, toplumsal örgütlenmeyi gerçekleştirmek ve ülkeyi uygarlık hedefine taşımak amacıyla Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kuran Mustafa Kemal Atatürk, özlemini duyduğu demokratik yapılanmanın oluşması için de çaba göstermiş ve bu amaç doğrultusunda da kurumlar geliştirme yoluna gitmiştir (Koğacıoğlu, 2004, 456). Cumhuriyeti ve demokrasiyi, Osmanlı geleneklerinden gelen Türk halkına tanıtmak, anlatmak ve benimsetmek için değişik yöntemleri kullanan Mustafa Kemal, çabaları konusunda en büyük desteği yerel Anadolu basınından almıştır. 20. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’nun hemen her kentinde yayınlanan yerel gazeteler, Mustafa Kemal’in çabalarını, özlemlerini ve uygar Türkiye için tasarladığı yenilikleri günler boyunca Anadolu halkına anlatmışlar, Milli Mücadele’nin örgütlenmesinden cumhuriyetin ve demokrasinin uzak köylere varıncaya dek tanınmasına kadar yaşamsal roller oynamışlardır.
Demokrasinin iş dünyasıyla, iş adamlarıyla, iş dünyasının önderleriyle doğrudan ilişkisi olduğuyla ilgili savlar bulunmakta, bu savlar, ekonomik kurum ve kuruluşlarla sağlanan işbirlikleri ve bağlantılarla ortaya çıkan demokratik ortamları, demokratik bakış açılarını, iş görüşmeleri ve bağlantıları sırasında ortaya konan kimlikleri ve bu kimliklerin tanımlanmasını kapsamaktadır (Öniş ve Türem, 2002, 453). Uluslar arası alandaki hemen hemen tüm dallarla ilintisi bulunan demokrasi, 21. yüzyılda artık yalnızca politik bir kavram olmaktan çıkmış, modaya yön veren kavramlardan pazarlama yöntemlerini oluşturan temalara kadar her alanda rolü ve ilişkisi bulunan bir sisteme dönüşmüştür.

Demokrasi, insanların bilgilerinin, düşüncelerinin, duygularının, insanların olduğu her yerde dolaşması için elverişli koşulları sağlayan sistemdir (Adams, 2002, 42). Bu nedenle bilgi, düşünce ve sağlam duyguların temel oluşturduğu bir yapı üzerinde biçimlenen toplumlar için en elverişli sistemdir demokrasi. Uygulaması toplumdan topluma da değişebilen demokrasi, insanlara özlemini duydukları pek çok yaşamsal gereği de sağlayabilen bir sistem olarak tanınmaktadır. Demokrasi, kitle iletişim araçlarını simgeleyen kamera, mikrofon ve ekranın doğru kullanımını da öğreten ilkelerle uygulanmaktadır.
Toplumsal yapı doğal olarak sanayileşme ile doğrudan ilgilidir ve bireylerin birbirleriyle ilişkilerini ve toplumsal yapı içindeki davranışlarını etkilemektedir (Sampson vd., 2002, 457). Ancak yalnızca ekonomi ve sanayileşme sağlıklı bir toplumun oluşması ve toplumsal örgütlenmelerin gelişmesi için yeterli olmamakta, çağdaş koşullara uygun ve yüksek nitelikli toplumlar için, çağın teknolojik gelişmelerine açık, yenilikçi, devrimci yönetimler de gerekmektedir.
Doğu Anadolu’daki terör sorununu ve Kürt sorununu çözmenin yollarından birisi, devletin resmi görüşüne çok aykırıymış gibi görünse de, devletin belirli organlarını Doğu’ya taşımaktan geçmektedir. Türkiye Kömür İşletmeleri’ni, kömür üretiminin yapıldığı Şırnak’a, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nü, Türkiye’nin en başarılı koşucularını yetiştiren Ağrı’ya, 1. Ordu Komutanlığı’nı Hakkâri’ye, Tarım Bakanlığı’nı, Türkiye’nin en geniş ovalarından birinin bulunduğu Muş’a, Turizm Bakanlığı’nı Bitlis’e taşımayı düşünmek, Atatürk devrimleri kadar büyük bir devrimdir Türkiye’de. Ancak Türkiye’deki pek çok ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunun çözümüne yönelik böyle kökten bir devrimi düşünmek için cesaret, kararlılık ve tutarlılık gerekmektedir. Ancak kamera, mikrofon ve ekranı kullanarak böyle bir devrimin temelini hazırlamak ve sürekliliğini sağlamak da çağdaş koşullarda elverişli görünmektedir.
Demokrasi, tüm insanlara, tüm düşüncelere, tüm inançlara saygı göstermeyi, hukuku gözetmeyi gerektirirken; Mustafa Kemal Atatürk gibi, çağın en ileri teknolojilerini de kullanmayı gerektirmektedir. 21. yüzyılın en ileri teknolojileri, iletişim teknolojileridir. İletişim teknolojileri, dünyanın neresinde olursa olsun, toplumsal konumu ve kişilik özellikleri ne olursa olsun, herkesin birbirini tanımasını sağlayan, başkalarına ait görüşleri, düşünceleri, inançları anlamasına yardımcı olan ve insanları ortak noktalarda buluşturan araçlardır (Cereci, 2008, 120). Demokrasinin temel koşullarını sağlamanın araçları rolünü de üstlenen kitle iletişim araçları için “demokrasinin araçları” nitelemesini kullanmak yanlış olmayacaktır. Küresel sömürünün yaygınlaşmasında ve kültür çeşitliliğinin azalarak tek tipleşmeye gidişin hızlanmasında da önemli rol oynayan kitle iletişim araçlarının, doğru ve ölçülü kullanıldığında, toplumsal yaşama, insanlığa ve demokrasiye büyük katkılarının bulunmasından da söz edilebilmektedir.
Kaynaklar
- ADAMS, Jacqueline (2002). “Art in Social Movements: Shantytown Women’s Protest in Pinoche’s Chile”. SOCIOLIGICAL FORUM. Vol. 17. No. 1. March 2002. S. 21-56.
- CERECİ, Sedat (2008). “Ortak Kültürün Aracı: Medya”. BROADCASTERINFO. Mayıs 2008. Sa: 52. S. 120-121.
- KOĞACIOĞLU, Dicle “Progess, Unity and Democracy: Dissolving Political Parties in Turkey”, LAW & SOCIETY REVIEW, vol. 38, no: 3, s. 433-462.
- ÖNİŞ, Ziya ve TÜREM, Umut (2002). “Entrepreneurs, Democracy, and Citizienship in Turkey”. COMPARATIVE POLITICS. Vol. 34. No: 4. S. 439-456.
- SAMPSON, Robert J. and MORENOFF, Jeffry D. and GANNON-ROWLEY, Thomas (2002). “Assessing ‘Neighborhood Effects’: Social Processes and New Directions in Research”. ANNUAL REVIEW of SOCIOLOGY. Vol. 28. S. 443-478.
|