|
Prof. Dr. Sedat Cereci / Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Kamera ve video kayıtlarını kaset kullanmadan doğrudan sabit hard disklere kaydetme olanağı sağlayan, standart çözünürlüklerin yanı sıra yeni nesil HDV formatında da görüntü kaydı yapabilen Datavideo DV-HDD kayıt aygıtları, HD kameralar, interkom sistemleri, 8 kanal sesi tek bir Holophone mikrofonuyla elde etmeyi sağlayan suround ses mikrofonları, yüksek modül karbon fiberli boom mikrofonlar, iletişim teknolojisinin ulaştığı son noktayla ilgili ipuçları verirken, iletişim teknolojisi serüveninin yeni kuşakların tanımadığı telsizle başladığını bilmek teknoloji meraklılarını şaşırtmaktadır (Broadcasterinfo, 2008 42). Titanik gemisinin batışının ardından denizden karayla daha sağlıklı iletişim kurma arayışları sonucunda ortaya çıkan telsiz, elektromanyetik dalgalar üzerinde aktarılan iletilerin ve aktarıcı araçların sürekli gelişmesiyle sayısal teknolojilere kadar ulaşmıştır.
Tarih boyunca yaşanan eylemleri, üretimleri, kalıtı dikkate alındığında, insanların tüm çabalarının, yaşadıklarını, düşündüklerini, hissettiklerini, izlenimlerini diğer insanlara ve gelecek kuşaklara aktarmak yönünde olduğu söylenebilmektedir. Anlaşmak için ortak bir dil üretmekten, diğer insanların kendilerini anlamasını sağlayan sanat ürünlerine değin yaşamı oluşturan tüm unsurların, anlatmak, anlamak, iletişim kurmak temelinde biçimlendiği görülmektedir. İnsanlar, iletişim kurarak insan olmanın, insan olduklarını hissetmenin ve yaşamı diğer insanlarla paylaşmanın yolunu bulacaklarına inanmışlardır (Cereci, 2002, 28). En kolay ve en doğru iletişimi kurmak için doğal yolları kullanarak başladıkları iletişim serüveni, teknoloji çağlarında iletileri en yüksek nitelikte ve göz alıcı biçimde aktaran tekniklere ulaşmıştır.
Amerikalı yazar Derrick Jensen “Kelimelerden Eski Dil” adlı kitabında, yetiştirdiği tavukları çalıp yiyen çakalı tuzağa düşürüp onunla konuşarak bir daha kendi evine gelmemesini, tavuklarını çalmamasını söylediğinden, ertesi günden sonra çakalın gerçekten Jensen’ın evine gelmediğinden söz etmektedir. Anlaşmayla sonuçlanan bu anı, insanın bir çakalla bile iletişim kurabileceği ve sorunlarını konuşarak çözebileceğiyle ilgili ipuçları vermektedir (Jensen, 2004, 8). Yüzyüze iletişim süreçlerinde da kullanılan iletişim aracı olan dil, en geleneksel, ilkel ancak büyük güce sahip bir araçtır.
İletişim, toplumsal yaşamın sürekliliğinin kurumlarla sağlandığı birlikteliklerde toplumsal dinamikleri oluşturan diğer unsurlar gibi örgütlenmiş; toplumsal kültürün temel unsurunu oluşturan dil, iletişim örgütlenmelerinin de eksenine konulmuştur. Dil, bir toplumun geliştirdiği en etkin iletişim aracıdır (Cereci, 2002, 71). İletişimin araçları içinde en etkilisi ve verimliliği en yüksek olan konuşma, insanın tüm gereksinimlerini karşılamanın ve en çözümsüz görünen sorunları bile çözmenin yolu olarak tanınmaktadır.
Biyoloji araştırmacılarına göre; soydaşlarıyla anlaşmak için “ses aleti”ni kullanmasını bilmeyen insan, onu sindirim aygıtının bir parçası gibi, doğal olarak yaşayabilmesi için soluk alma, yemek yeme aracı yerine kullanmıştır. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, yalın sesler çıkarmaya ve o seslerle de birçok kavramı anlatmaya çalışmıştır ( Şenbay, 1992: 12). Zamanla sesin ve sözcüklerin en elverişli anlatım aracı olduğunu fark eden insan, konuşarak iletişim kurma yoluyla büyük uygarlıkların temelini oluşturmaya yönelmiştir.
İnsanlar kendilerini anlatmak için önce beden dili veya somut simgeler gibi araçlardan yararlanmış, ardından iletişim kurma yöntemlerini düzenledikçe yeni diller ve araçlarla iletişim kurmaya başlamışlardır. Her aşamada iletişim araçlarını ve dillerini biraz daha geliştiren insanlar, yalnızca iletişim alanındaki ilerlemeleriyle de uygarlıklar oluşturmuşlar; geniş ve sanat değeri taşıyan kamu yapıları, çok işlevli mimari yapıtlar, sanatsal diller ve araçlar da iletişimi sağlamak üzere geliştirilen üretimlerle ortaya çıkmıştır (Norris, 2001, 117). Zamanla iletişim, insanlar arasında yetkin edebiyat ürünlerinin ortaya çıkması aşamasına kadar gelişmiş ve başyapıtların üretilmesine neden olmuştur.
21. yüzyıl, geleneksel iletişim araçlarının, yerlerini elektroniğe dayalı ileri teknoloji ürünlerine bıraktığı çağ olmuştur. Yeryüzünde yaşayan tüm canlılara kendinden yararlanma olanağı sunan atmosfer gibi, iletişim eylemi de enlem, boylam, gen, kültür, tür farkı gözetmeksizin herkesin ileti aktarmasına olanak tanıyan bir süreçtir. İnsana iyi olduğunu hissettiren, güç veren küçük bir konuşmadan, uluslar arası sorunların çözümünü sağlayan anlaşmalara kadar her türlü ileti aktarımı için gerekli bütün unsurları içeren iletişim süreci, doğal olarak oluşmuş veya yapay olarak gündeme getirilmiş ulusal sorunların çözümünde de birincil yöntemdir (Barbarosoğlu, 2008, 45).

Toplumbilimci Niklas Luhman’a göre iletişim, toplumdaki tüm kaynakları, tüm dinamikleri harekete geçiren, toplumsal örgütlenmeleri kolaylaştıran unsurdur. Bu nedenle toplum iletişim demektir (Lee, 2000, 321). Çünkü toplumsal yapının bütün hücreleri iletişimle oluşmaktadır. Toplumsal yapı ve dinamikler doğrudan teknolojinin gelişimini de etkilemekte, toplumsal gelişmeler yeni teknolojilerin biçimlenmesinde etkin rol oynamaktadır. Toplumsal etkilerle biçimlenen teknolojiler bir süre sonra toplumsal teknolojiler olarak toplumların yaşamında yer almaktadır. İş yaşamı, aile yaşamı, toplumsal gereksinimler, eğlenme alışkanlıkları, tüketim alışkanlıkları, geleneksel değerler, sosyal gruplar ve işlevleri gibi unsurları dikkate alan teknoloji üreticileri, çağın koşullarına uygun yeni teknolojileri biçimlendirmektedir. Toplumsal unsurların teknolojinin gelişimini be biçimlenmesini büyük ölçüde etkilediği söylenebilmektedir. Bazı araştırmacılara göre ise teknoloji doğrudan toplumsal etkileşimlerin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Klein ve Kleinman, 2002, 40).
İletişim eylemleri toplumların kültürel yapıları içinde kendine özgü bir biçim kazanmakta, toplumsal normlara uygun olarak bireyleri yönlendirmekte, iletişim yollarını göstermektedir. Yüklü tarihsel birikime sahip toplumlarda iletişim süreçleri ve iletişim olanakları da toplumun dinamiklerinden biri haline gelmekte, toplumun düzeyini belirleyen ölçüte dönüşmektedir (Davies ve Birbili, 2000, 440). Tarihsel birikime koşut olarak gelişen teknolojik akıl, çağın koşullarıyla karmaşıklaşan toplumlar için hem onların gereksinimlerini karşılayabilecek, ancak daha da fazla onların gözlerini kamaştırabilecek görkemli iletişim teknolojileri üretmektedir.
Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanan bireylerin sayısının giderek artmasıyla, teknoloji üreticileri de çalışmalarını bu alanlara doğru yönlendirmekte, özellikle 1980’lerin sonlarından bu yana bilgi ve iletişim teknolojilerinin düzenlenmesi, planlanması yeni açılımlar kazanmaktadır. Teknoloji kullanıcılarının özelliklerine koşut olarak ergonominin, ekonominin, bilginin, bilimin, eğlencenin ölçütleri ve koşulları dikkate alınarak yeni teknoloji planlamaları yapılmaktadır. Teknoloji çalışmaları büyük ölçüde kullanıcıların özelliklerini ve teknolojiyle ilişkilerini dikkate alınarak düzenlenmektedir (Oudshoorn vd., 2004, 33). Tüketimine ve kullanımına da bağlı olarak gelişmede ve yenilikte sınır tanımayan iletişim teknolojileri artık mobil iletişim teknolojileri aşamasına gelmiş, bu tür teknolojiler de teknoloji üreticileri tarafından “nesil”lerle tanımlanmaktadır. İngilizce “3rd Generation” ya da “Üçüncü Nesil” anlamına gelen 3N kavramı mobil iletişim dünyasına ait olup, sayısal teknolojinin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte frekansların daha etkin ve verimli kullanılmasını sağlayan teknolojiye karşılık gelmektedir (Özdemir, 2008, 112).
İletişim teknolojilerinin ana fikrini ve alt yapısını oluşturan toplumsal gereksinimler ve dijital teknolojiler, yeni disiplinlerin, yeni modellerin oluşmasının, bilginin daha elverişli yöntemlerle insanlara ulaşmasının yollarını açmıştır. Yeryüzünü bilgi ağlarıyla ve bilgiyi insanlara aktaran araçlarla donatan teknolojiler, yeni işbirliklerinin oluşmasını ve yeni düşüncelerin insanların yaşamına katılmasını da sağlamaktadır. Yeni iletişim teknolojileri, insanları ortak konular ve simgeler çevresinde toplayarak birliktelik ve barış ortamlarının oluşmasına da katkıda bulunmaktadır (Duncker, 2001, 362).
Bilginin önemli bir çıkış noktası ve güç olarak algılanması nedeniyle bilgi teknolojisi ve iletişim teknolojisi hızla ilerlemekte, insanların beklentileriyle çağın koşulları arasında bağlantılar kurularak en elverişli teknolojilerin üretimleri yapılmaktadır. Özellikle bilgisayar teknolojisi temeli üzerinde gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri bir yandan toplumsal yapının gereksinimlerine karşılık verirken, bir yandan da üreticilerin beklentilerini karşılamaktadır (Oudshoorn vd. 2004, 55). Güvercinlerle, tabletlerle yol alan, telsizle büyük aşama gösteren iletişim alanındaki gelişme, elektronikteki ilerlemeler ve son noktada sayısal teknolojinin insan aklının tüm devinimlerine karşılık gelecek biçimde kullanılmasıyla doruk noktasına ulaşmış, insanın öğündüğü ve tüm evrene görkemli bir gösteri yaptığı bir sektöre dönüşmüştür.
Kaynaklar
- BARBAROSOĞLU, Fatma Karabıyık (2008). MEDYA SENFONİ. İstanbul: Timaş.
- BROADCASTERINFO (2008). “Professional Sound Elite Serisi Boom Direkleri”. Ekim 2008. Sa: 56. S. 42.
- CERECİ, Sedat (2002). İLETİŞİM KURMAK İNSAN OLMAKTIR. İstanbul: Metropol.
- DAVIES, Chris ve BIRBILI, Maria (2000). “What Do People Need to Know About Writing in Order to Write in Their Jobs”. BRITISH JOURNAL of EDUCATIONAL STUDIES. Vol. 48. No: 4. S. 429-445.
- DUNCKER, Elke (2001). “Symbolic Communication in Multidisciplinary Cooperations”. SCIENCE, TECHNOLOGY & HUMAN VALUES. Vol. 26. No: 3. S. 349-386.
- JENSEN, Derrick (2004). KELİMELERDEN ESKİ DİL. Çev. Ela ALTUĞ. İstanbul: Dharma.
- KLEIN, Hans K. Ve KLEINMAN, Daniel Lee (2002). “The Social Construction of Technology: Structural Considerations”. SCIENCE, TECHNOLOGY & HUMAN VALUES. Vol. 27. No: 1. S. 28-52.
- LEE, Daniel (2000). “The Society of Society: The Grand Finale of Niklas Luhmann”. SOCIOLOGICAL THEORY. Vol. 18. No: 2. S. 320-330.
- NORRIS, Rebecca Sachs (2001). “Embodiment and Community”. WESTERN FOLKLORE. Vol. 60. No: 2/3. S. 111-114.
- OUDSHOORN, Nelly ve ROMMES, Els ve STIENSTRA, Marcelle (2004). “Configuring the User as Everybody: Gender and Design Cultures in Information and Communication Technologies”. SCIENCE, TECHNOLOGY & HUMAN VALUES. Vol. 29. No: 1. S. 30. 63.
- ÖZDEMİR, Önder (2008). “Mobil İletişim Teknolojileri ve Üçüncü Nesil (3N)”. BROADCASTERINFO. Sa: 58. S. 112-114.
- ŞENBAY, Nükhet. (1992). SÖZ VE DİKSİYON SANATI. 3. Baskı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları
|