|
Prof. Dr. Sedat Cereci / Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Beyinlerindeki hasardan ötürü hissetme deneyimleri bozulan nörolojik hastalar üzerinde yapılan araştırmalar, hislerin sanıla geldiği gibi soyut olmadığı gerçeğine dayanabilmektedir. Hislerin dayandığı önemli ağlar, geleneksel olarak kabul gören ve limbik sistem olarak adlandırılan beyin yapılarının yanı sıra, prefrontal korteksi ve daha da önemlisi, vücuttan gelen uyarıları birleştirerek haritalayan bazı beyin bölgelerini de kapsamaktadır (Damasio, 1998, 10). Duyguların doğrudan soyut olmadığı gerçeği bilgiler için de geçerli olabilmekte, duygular gibi bilgiler de insan bedeninde ve yaşamda somut biçimde karşılıklarını bulabilmektedir. Bilgilerin somutlaşabilmesi için insanlar, değişik kaynaklardan edindikleri bilgileri değerlendirme, analiz etme, yorumlama gibi süreçlerden geçirdikten sonra bilginin somut karşılığını üretebilmektedirler.
Kamera ve video kayıtlarını kaset kullanmadan doğrudan sabit hard disklere kaydetme olanağı sağlayan, standart çözünürlüklerin yanı sıra yeni nesil HDV formatında da görüntü kaydı yapabilen Datavideo DV-HDD kayıt aygıtları, HD kameralar, interkom sistemleri, 8 kanal sesi tek bir Holophone mikrofonuyla elde etmeyi sağlayan suround ses mikrofonları, yüksek modül karbon fiberli boom mikrofonlar, iletişim teknolojisinin ulaştığı son noktayla ilgili ipuçları verirken; iletişim teknolojisinden alabildiğine yararlanan kitle iletişim araçları da, bilginin ve insanlığın birikimlerinin insanlara aktarılması ve anlaşılması için ilkel yöntemlerden sofistike tekniklere kadar tüm yolları kullanmaktadır.
Türk Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto, anılarını ve deneyimlerini paylaştığı Anlatmasam Olmazdı adlı kitabında, yüzyılların getirdiği kültür birikimini ve mirasını hem kendi gençlerine hem de geniş toplumun gençliğine tanıtmanın ve anlatmanın zorunlu olduğundun söz etmektedir (Pinto, 2008, 252). Çünkü insanın birikiminin, deneyimlerinin, bilgisinin işe yaraması, insanlığa ve evrene katkıda bulunması için diğer insanlara aktarılması ve anlaşılması gerekmektedir. Paylaşılmayan ve anlaşılmayan bilginin hiç kimseye yararı bulunmamaktadır.
Varlığın, ancak anlaşılabildiğinde varlık olarak bir değer taşıdığını ve varlık olarak kendisinden söz edilebileceğini dile getiren Aquinolu Thomas; bu önermesiyle bir varlığın evrende bir yeri, anlamı ve değerinin olması için anlaşılabilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır (Thomas, 2007, 105). Bir varlığın anlaşılması, doğrudan o varlığın niteliklerini içeren bilgilerin, insan aklının ve birikiminin kapsamına girme özelliklerine sahip olmasıyla ilgilidir.
“Ölüme Bile Saygıları Yok” başlıklı köşe yazısında, ölümle sonuçlanmış adli bir vakayı cinsellik yüklenmiş gerekçelerle açıklayanları “mercimek akıllılar” olarak niteleyen Zülfü Livaneli, bilgiyi değerlendirememiş ve doğru anlayamamış insanlara gönderme yapmaktadır. Zengin, ünlü, aydın, akademisyen, holding sahibi, gazeteci vs. olmanın, mercimek akıllı olmaya engel olmadığına vurgu yapan Livaneli, bilgiyi doğru anlamanın salt akılla olası olmadığını, bilgiyi doğru anlayabilmek için değerlendirme ve yorumlayabilme için gerekli görüş ve alt yapının da gerekli olduğunu dile getirmektedir (Livaneli, 2008, 5).
Daha çok siyasi terminoloji ve uygulamalarda yer bulan istihbarat sürecinde de istihbaratın kalitesini elde edilen veri/bilginin kalitesi değil, veri/bilginin uygun yöntemlerle analiz edilmesi/değerlendirilmesi belirlemektedir. İstihbarat, bilginin toplanması, karşılaştırılması, değerlendirilmesi, analizi, birleştirilmesi ve yorumlanması sürecinin sonunda ortaya çıkan ürün olarak tanımlanmaktadır (Özdağ, 2008, 28). Buna göre herhangi bir bilgi, nasıl elde edilirse edilsin, ancak belirli bir değerlendirme, ayıklama, biçimlendirme sürecinin sonunda insanın bilmesine ve uygulamasına değer bir veriye dönüşmektedir.
İleti veren bir verici, iletinin aktarıldığı bir kanal, iletiyi alan bir alıcı ve alınan iletiye karşılık alıcının vericiye gönderdiği dönütten oluşan iletişim süreci; insanların birbirlerine duygu, düşünce, görüşlerini aktardıkları süreç olarak tanımlanırken, bazı toplumlarda iletişim sürecinde aktarılan iletilerin çoğunu bilgiler oluşturmaktadır. Süreci oluşturan unsurlar arasında bilginin değer ve anlam taşıyan bir iletiye dönüşmesini kolaylaştıran analiz etmeyi, değerlendirmeyi, ayıklamayı, çözümlemeyi, birleştirmeyi sağlayan unsurların da aktarıldığı iletişim süreçleri, bilginin insanları güçlendirdiği ve evrende nitelikli konumlara yerleştirdiği süreçler olarak ortaya çıkmaktadır.
Büyük insan kitlelerine değişik iletilerin aktarılmasını sağlayan kitle iletişim araçları da bir anlamda, bilgiyi değerlendirmeyi, analiz etmeyi, ayrıştırmayı, çözümlemeyi, birleştirmeyi ve anlamlandırmayı kolaylaştırıcı yaklaşımlarla yayın yapmaktadır. Gazete, dergi, radyo ve televizyondan oluşan kitle iletişim araçları, çoğunlukla insanların farkına varmaksızın aldığı iletilerde, bir yandan kendi kurumsal ilkelerini uygulamaya koyarken, bir yandan da kitlelere ulaşması gereken iletileri, anlamayı sağlayan görüntü, ses, renk, biçim, söz gibi değişik unsurları kullanarak anlam oluşturmaktadırlar.
Bilginin önemli bir çıkış noktası ve güç olarak algılanması nedeniyle bilgi teknolojisi ve iletişim teknolojisi hızla ilerlemekte, insanların beklentileriyle çağın koşulları arasında bağlantılar kurularak en elverişli teknolojilerin üretimleri yapılmaktadır. Özellikle bilgisayar teknolojisi temeli üzerinde gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri bir yandan toplumsal yapının gereksinimlerine karşılık verirken, bir yandan da üreticilerin beklentilerini karşılamaktadır (Oudshoorn vd. 2004, 55). İletişim teknolojilerinin son noktasında insanlara seslenmeyi hedefleyen kitle iletişim araçları, teknolojinin yardımıyla bilgiyi anlamlı, değerli ve geçerli kılmanın çabasını da vermektedir.
Kitle iletişim araçları ve bilgisayar teknolojisine dayalı iletişim teknikleri, insanların doğal gereksinimlerine, güdülerine, toplumsal isteklerine yönelik beklentileri karşılamanın yanı sıra, yayınları için topladıkları bilgileri bireyler adına değerlendirip, çözümleyip, yorumlayarak, bilginin somut biçime dönüşmesi için yollar açmaktadır. Bilgiyi, bireylerin kişisel ve toplumsal beklentilerine koşut olarak değerlendiren kitle iletişim araçları, bir anlamda bilginin bireyler için kullanılabilir biçime dönüşmesini sağlayıcı sofistike etkiler oluşturmaktadır. Kaynaklar - DAMASIO, Antonio R. (1998). DESCARTES’IN YANILGISI. Çev. Bahar Atlamaz. İstanbul: Varlık.
- LİVANELİ, Zülfü (2008). “Ölüme Bile Saygıları Yok”. VATAN. 4 Ocak 2009. S. 5.
- OUDSHOORN, Nelly ve ROMMES, Els ve STIENSTRA, Marcelle (2004). “Configuring the User as Everybody: Gender and Design Cultures in Information and Communication Technologies”. SCIENCE, TECHNOLOGY & HUMAN VALUES. Vol. 29. No: 1. S. 30. 63.
- ÖZDAĞ, Ümit (2008). İSTİHBARAT TEORİSİ. 2. Baskı. Ankara: Kripto.
- PİNTO, Bensiyon (2008). ANLATMASAM OLMAZDI. İstanbul: Doğan Kitap.
- Thomas Aquinos (2007). VARLIK ve ÖZ. Çev. Oğuz Özügül. İstanbul: Say.
|