Broadcasterinfo • Temmuz 2009 • Sayı: 65

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Yüksek Tanımlı IPTV

Derleyen: Alper Metin / Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 Yüksek tanımlı IPTV’nin sonunda bir ana hizmet yolu haline geleceğine pek şüphe yok. Asıl soru ne zaman olacağı ve yatırım yapmanın değip değmeyeceği.

Yüksek tanımlı içeriğe yönelik halk talebi artıyor. İnsanlar geniş ekranlı LCD televizyonlar aldıkça hem büyük görüntünün keyfini yaşıyor, hem de evlerine ulaşan standart tanımlı sinyallerin eksikliklerini daha iyi fark ediyorlar.

Standart tanımlı görüntüde genellikle karşılaşılan zayıflık, uzamsal çözünürlüğün yetersizliği. Tipik ekran boyutu çapraz 29 inç ve daha küçük olan eski CRT TV cihazlarında SD görüntüler kabul edilebilirdi ve iyi RF sinyal alımı sağlıyorlardı. Fakat artık büyük boyutlu LCD ve plazma ekranlarda tipik SD sinyallerin çözünürlüklerinin yetersizliği kolayca görülüyor.

Bir dijital karasal ağ üzerinden alınan SD sinyalleri, analog karasal TV hizmetindekinden çok daha iyi görünüyor, ve DVB-T ile DMB-TH SD hizmetlerinin gerçek 16:9 formatı beğeniliyor. İnsan 16:9 ekranda bir 4:3 hizmeti izlerken, ekranını boşa kullandığı hissine kapılıyor. En düşük SD sinyal kalitesi, IPTV hizmeti üzerinden gelen kanallarda oluyor. Dijital olmalarına rağmen IPTV SD sinyalleri bizim “yayın kalitesinde” tabir ettiğimizin altında, çünkü önemli miktarda sıkıştırma hatası oluşuyor. IPTV hizmetlerinde bantgenişliği zor bulunuyor, ve televizyon sinyallerini normal kabul edilen yayın standartlarının ötesinde sıkıştırarak ödünler veriliyor.

Pekin Olimpiyatları’nın açılış töreni gibi ince ayrıntıların şart olduğu içerikler için gerçek uzamsal çözünürlüğün yerine geçebilecek bir şey yok ve burada gerçek HD açık farkla öne çıkıyor.

Karasal ücretsiz yayın yapan işletmeciler DTV çoğullamada HD iletim akışı için tipik olarak 12 Mbps veya daha yüksek hız kullanıyorlar. Bu tek başına, çoğu evsel genişbantlı İnternet hizmetlerinden fazla bantgenişliği gerektiriyor. VDSL hizmetleri için genel üst sınır, ev telefon şirketinin santralinden çok uzak değilse 10 Mbps. Sağlanan bu 10 Mbps bantgenişliği, IPTV akışı ile eski tip İnternet hizmetleri arasında paylaşılmak zorunda.

IPTV hizmet sağlayıcıların yüz yüze oldukları ana sorun, “gerçek HD” görüntüler için gereken yüksek veri hızlarından kaynaklanıyor.

Genişbantlı bir İnternet platformu üzerinden HD görüntü aktarımının maliyet oluşturan dört unsuru var:

  1. Ağ omurgasındaki bantgenişliği maliyeti
  2. Eve giden bantgenişliği maliyeti
  3. IPTV set üstü kutunun maliyeti
  4. IPTV aktarım merkezi altyapısının maliyeti

İlk konu olan ağ altyapısındaki bantgenişliği maliyeti, telefon kuruluşlarının dışındakilerin pek bildikleri bir şey değil. Bizim bildiğimiz onlarca yıldır telefon kuruluşları ağlarında “dakika” temelinde halktan ücret aldılar. Bir telefon şirketinin ağının sesli aramalar, teleksler, fakslar ve diğer kısa süreli bağlantılar için geleneksel kullanımı, milyonlarca Telekom abonesi için zaman paylaşımlı ağ kullanımını mantıklı hale getiriyor.

Fakat bir genişbantlı televizyon hizmeti, uzun süreli, kesintisiz bağlantılar gerektiriyor. Tüketicilerin bir televizyon hizmetinden anladıkları ve beklentileri, bu hizmetin her an hazır olması. Bu durumda IPTV için Telekom firmasının ağının bir kısmı bölünüyor ve kalıcı olarak televizyon verilerini taşımaya ayrılıyor. Her biri 5 Mbps olan 40 SD kanallı ve her biri 10 Mbps 10 HD kanallı bir IPTV hizmeti düşünelim. Böylece, coğrafi olarak kentin her yerine yayılan, sürekli ayrılmış toplam 300 Mbps eder. Bu, telefon firmasının kullanılan altyapısı açısından büyük maliyet getirir.

İkinci konu, abonenin evine giden bantgenişliğinin maliyeti, bir kentte farklı yaşlarda milyonlarca ev olması nedeniyle karmaşık. Bazı binalar 50-60 yıl önce, İnternet’in ortaya çıkmasından çok daha önce inşa edildiler. Yoldan her daireye giden bakır kabloların tamamen değiştirilmelerinin gerekebileceği eski binalarda İnternet bantgenişliğinin artırılması yüksek maliyetli ve uzun zaman alan bir proje olur. Genişbantlı ağ kabloları döşemek için yolların da kazılmasının gerekebileceği Paris ve Roma gibi daha eski Avrupa kentlerinde binaların eskiliği bakımından bu sorun daha da büyük.



Hong Kong’daki TVB gibi bir karasal TV hizmetinden, Kore’deki SkyLife ve İngiltere’deki BskyB gibi uydu TV hizmetlerinden farklı olarak, genişbantlı televizyon hizmeti ilk günden itibaren tüm halka ulaşamaz. Her binanın yüksek tanımlı IPTV hizmetini desteklemeye yetecek bantgenişlikli olarak kablolanması yıllar alır. Bazı binalara ve toplu konutlara IPTV hizmeti hiç gelmeyebilir. Ya da sonunda SD olarak gelebilir.

Sydney gibi geniş alanlara yayılan mahalleleri olan kentler için ise yoldan eve olan hatlardan çok esas sorun telefon firmasının santralinden sokağa gelen hatlardır. Mesafelerin uzunluğu, tüm nüfusu böyle geniş alanlara yayılan mahallelerdeki evlere ulaşmanın maliyetini çok artırır. Hong Kong, Singapur ve Seul gibi çok katlı binalarla dolu, yerleşimin dar alanda yoğunlaştığı kentlerde ise bantgenişliği evlere çok daha verimli şekilde ulaştırılabiliyor.

Üçüncü madde olan IPTV set üstü kutu maliyeti önemli, çünkü IPTV hizmet sağlayıcı bu aygıtı ücretsiz veriyorsa dev bir maliyet getiriyor. Bir set üstü kutunun 100 Dolar olduğunu kabul edersek bir milyon aboneye hizmet vermek için 100 milyon Dolar eder. IPTV abonelik ücreti aylık 20 Dolarsa, abonelik kazancının set üstü kutuyu geri ödemesi beş ay sürer. Aygıtı kurmak ve denemek için eve teknisyen göndermeyi de hesaba katarsak bu muhtemelen altı aya çıkar.

Bir IPTV set üstü kutunun kurulumu her zaman basit olmaz. Tek bir IPTV geçityolu sağlamak için üç adet elektronik aygıt gerekmesi, seyrek bir durum değil. Öncelikle bir ADSL modemi, bunun yanında küçük bir 4 veya 5 portlu Ethernet anahtarı gerekebilir. Üçüncüsü de IPTV set üstü kutu. Bunların tümü tek birimde olsa ideal olurdu, fakat çoğunlukla böyle değil.

Örneğin PCCW’nin eve sağladığı bir IPTV hizmetini düşünelim: ADSL modem (veya ATM-Ethernet köprüsü), ve IPTV set üstü kutu. Abonenin kablosuz genişbant yönlendirici eklemesi gerekir. Sonra dijital karasal hizmetler için DMB-TH set üstü kutu, DVD oynatıcı ve surround ses yükselteci. Toplamda yedi güç noktası ve beş uzaktan kumanda gerektiren yedi tane aygıt:

  1. LCD veya plazma ekran
  2. DVD oynatıcı
  3. Surround ses yükselteci
  4. Dijital karasal set üstü kutu
  5. IPTV set üstü kutu
  6. ADSL modem
  7. Kablosuz genişbant yönlendirici

PCCW HD set üstü kutusu için doğru olanı yapıyor. Aynı birime bir DMB-TH dijital karasal alıcı eklediler. Böylece liste yediden altıya iniyor. Ama neden IPTV set üstü kutunun içerisine ADSL modem ile kablosuz genişbant yönlendirici eklenmesin? Tek uzaktan kumandalı, tek güç noktalı tek bir aygıt, yukarıdaki listeyi potansiyel olarak yediden dörde indirebilir.

Yukarıdaki listede dördüncü maddeden yedinciye kadar olan aygıtları içerecek tek bir set üstü kutunun fiyatı basit bir IPTV set üstü kutununkinden daha pahalı olacaktır, ama buna rağmen birçok abone kendi cebinden ödeyerek almak isteyecektir, çünkü kablo ve güç girişi kalabalığını düzenleyecektir. Orijinal iMac’in masaüstü bilgisayarın etrafındaki kablo kalabalığı sorununu çözmesine benzer olarak, her şeyi bir arada içeren bir set üstü kutu da tüm dünyadaki oturma odalarında bulunan ses/görüntü ve güç kabloları karmaşasını temizleyecektir.

Son olarak da IPTV sinyal işleme altyapısı var. H.264 (MPEG-4) HD sinyaller için yagın olarak tercih edilen kodlama tekniği, fakat kodlayıcılar ucuz değil. MPEG-4 kod çözücüler de MPEG-2 çözücülerden çok daha pahalı, bu nedenle IPTV sinyal merkezi için HD sinyal izleme altyapısı bile önemli maliyet tutuyor.