Prof. Dr. Sedat Cereci / Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi
Yaşlı kuşakların torunlarını masallarla, efsanelerle yetiştirdiği, binlerce yılın imge birikimleriyle çocukların belleklerine hayal tohumları ektiği yılların üzerinden çok değil, yaklaşık birkaç on yıl geçmesinin ardından kutsal teknoloji, insanlar için görkemli hayaller üreten makineler icat etmiştir. İnsanın kendi ürettiği imgeler kadar canlı, etkili, kalıcı olmasa da, zaman geçirmek için çok işe yarayan teknoloji çağının hayalleri, yaşamın gerçeğinden de öte geçip ütopyaları kurgulamaktadır. Bilgisayar teknolojileriyle bütünleşen hayal teknolojisinin makineleri, en akla gelmedik senaryoları bile türlü oyunlarla kurgulayıp şâhâneleştirmektedir.
İnsan aklının somutlaşmış sonuçları olan teknoloji ürünleri, ulaştıkları son noktada insan aklını denetleme ve planlama yeteneği kazanmış varlıklara dönüşmektedir. İnsanın, bir yandan aklının yüceliğini göstermek için bir yandan da bireyin ve toplumsal yaşamın gereksinimlerini gidererek kazanç sağlamak için tasarlayıp ürettiği teknoloji ürünleri, zamanla kendisini üreten insanları da kendi dünyasının içine çekmektedir (Demetriou vd., 2002, 13).
20. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak kısa bir sürede tüm dünyanın en popüler ve saygın iletişim aracına dönüşen televizyon, insanlar adına hayal kurma eylemini bir tür sihirbazlığa dönüştürmektedir. Televizyon program yapımı, yapımcının beyninde beliren bir düşünceyle başlamaktadır. Bu düşünce de yapımcının imge dünyasından bir esintiyle oluşmakta, ardından yönetmen, yapımcının düşüncesini kendi hayalleriyle somutlaştırmaktadır (Cereci, 2001, 107). Görkemli bir hayal çağlayanı biçiminde izleyicilerin gözlerinden, kulaklarından varlıklarına akan programlar, izleyicinin tüm varlığını kavrayıp onu başka dünyalara götürmektedir.
Televizyon, artık çağın en görkemli eğlence aracıdır ve dünya üzerinde, içilebilecek su oranından daha yaygındır. Çünkü televizyon, okuma yazma bilmeyi gerektirmeyen, metropollerin en karmaşalı sokaklarından dağ başlarındaki mezralara kadar her yere ulaşabilen, içindeki ustaca kurgulanmış büyülerle insanları avutabilen, oyalayabilen, hatta sarhoş edebilen, kolay ve ucuz bir araçtır. Bu nedenle onun gösterdiği hayalleri tüm insanlar paylaşmakta ve başkalarıyla ortak paydalar üreten bu araca kutsallık da yükleyerek ona bir tür minnettarlık duymaktadır. Çünkü televizyon, insanlar için, onları zahmetten kurtararak içinde sarhoş olunacak hayaller kurma işlevini üstlenmiştir.
Oysa hayal kurmak, insanı insan yapan, insanın gelişiminde etken rol oynayan eylemlerinden biridir. İnsan, kendi hayallerini kurduğu sürece kendi gerçeğine yakınlaşmakta ve kendi gerçeğini aydınlatmaya yönelmektedir. Bir varlığa ait olan her şey, gülme yetisine sahip insanda olduğu gibi, ya kendi doğasının ilkelerinden meydana gelmiştir, ya da güneşin etkisiyle havadaki ışık gibi, bir dış ilkeden ileri gelmektedir (Aquinas, 2007, 125). İnsan, kendi düşünme organıyla düşündüğü, kendi birikimleriyle yaşadığı ve kendi kurduğu hayallerle geleceğe yöneldiği sürece insanlığını korumakta, insanlık sürecinde kendisi olarak yer almaktadır.
Sosyoloji ve psikoloji çalışanları, insanın hayal dünyası ve medyayla eş tuttukları teknoloji arasında yoğun bir ilişki süreci bulunduğunu, bu süreçte etkin olan tarafın teknoloji olduğunu belirtmektedir. Teknolojinin, özellikle toplumsal yapılanma ve sosyal davranışlar üzerindeki etkisine dikkat çekmektedirler. Hayal kurmanın, insanın kendine ait dünyayı oluşturmasında başlıca yollardan biri olduğunu söyleyen uzmanlar, başta bilgisayar olmak üzere tüm teknoloji ürünlerinin, özellikle çocuklar üzerinde baskın güçlere dönüştüğünü, bu gelişmenin de teknoloji temelli ve insanın tinsel varlığından uzak dünyalar kurulmasıyla sonuçlandığını vurgulamaktadır (Blascovish vd., 2002, 121).
İnsan adına düşünmek, hayal kurmak, izlenim sahibi olmak insanın kendisinden başka kimsenin hakkı olmadığı gibi, insanlar adına düşünen, hayal kuran kişilerin insanlığın gelişimine katkıda bulunması söz konusu olamamaktadır. Yüksek yapıları planlayan, makineleri üreten, dünyayı aydınlatan buluşları yapan insanın kendisi olduğu gibi, bütün gelişmelerin temelini oluşturan gerçekçi veya fantastik hayalleri kuran da insanın kendisidir. Her insan, hayalinde kurduğu dünyanın içinde kendisini besleyen kaynakları üretmekte ve hayallerini gerçeğe dönüştürmeye çalışmaktadır.
Yaşamın gerçeği herkesin yaşam deneyimlerine ve yaşama yüklemek istediği anlama göre değişmektedir. Teknoloji ürünleri de yaşamı, kendilerine özgü bir anlamla anlamlandırmaya çalışmakta, bir yandan insanın fiziksel yaşamının biçimini değiştirirken, bir yandan da onun kültürel ve tinsel yapısı üzerinde de egemenlik kurmaktadır (Ziamou ve Ratneshwar, 2003 247). Zaman zaman teknolojinin yaşamındaki varlığından yakınan insan, çoğu zamansa onun çekiciliğine karşı koyamayarak kendini onun ellerine bırakmaktadır.
Sanayi Devrimi’nden bu yana aşama aşama insanlara kolay yaşam tarzları sunarak onları kolaycılığa alıştıran ve bu arada insanların düşünsel ve duygusal yetilerini kısırlaştıran teknoloji ürünleri, insan yaşamının en görkemli ürünü olan hayalleri de eline almış, sözcüklere anlam yüklemeye bile üşenen tembel insanlar adına yapmacık hayaller üretmeye başlamıştır. Teknolojiyi doğru kullanmayı bilmeyen insanların düşün ve duygu dünyalarıyla birlikte tüm varlıklarını teslim ettikleri ileri teknoloji ürünleri, insanlar adına hayal kurma aşamasını geçip, onlar adına kurduğu hayallerin dünyasını somutlaştırarak insanları bu dünyalarda yaşamaya alıştırma noktasına gelmiştir.
Teknoloji ürünlerini yoğun olarak kullanmanın, insanlarda küçük bilgileri anımsamama, bellekte tutamama gibi sorunlara yol açtığı bilinmektedir. İnsanın düşünsel ve duygusal varlığını ciddi biçimde etkileyen ve bazen denetim altına alan teknoloji ürünlerinin yararların ve zararlarının akıllıca tartışılması gerekmektedir (Stasser ve Titus, 2003, 311). Bu kapsamda, insan varlığının en sağlıklı hücrelerinden birini oluşturan ve insanın insanlığa katkıları konusunda en girişimci adımı oluşturan hayalleri tehdit eden teknoloji ürünlerinin önemle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Gündemle ilintili imgeler oluşturarak insanları kendi istedikleri dünyalara doğru sürükleyen kitle iletişim araçları, ürettikleri büyüleyici hayallerle ülke gündemini değiştirme gücüne de sahip olmaktadır (Cereci, 2002, 42). Çarpıcı görüntülerle etkileyici hayaller üreten araçlar, insanların belleklerinde, var olan gündeme karşı olabilecek argümanları da oluşturmaktadır.
Kaynaklar
- AQUINAS, Thomas (2007). VARLIK VE ÖZ. Çev. Oğuz ÖZÜGÜL. İstanbul: Say Yayınları.
- BLASCOVICH, Jim ve LOOMIS, Jack ve BEALL, Andrew C. ve SWINTH, Kimberly R. ve HOYT, Cyrstal L. ve BAIL, Jeremy N. “Immersive Virtual Environment Technology as a Methodological Tool for Social Psychology”. PSYCHOLOGICAL INQUIRY. Vol. 13. No: 2. S. 103-124.
- CERECİ, Sedat (2001). TELEVİZYONDA PROGRAM YAPIMI. iSTANBUL: Metropol Yayınları.
- CERECİ, Sedat (2002). İLETİŞİM KURMAK İNSAN OLMAKTIR. İstanbul: Metropol Yayınları.
- DEMETRIOU, Andreas ve CHRİSTOU, Constantinos ve SPANOUDIS, George ve PLATSIDOU, Maria ve FISCHER, Kurt W. ve DAWSON, Theo L. (2002). “The Development of Menthal Processing: Efficiency, Working Memory, and Thinking”. MONOGRAPHS of the SOCIETY for RESEARCH in CHILD DEVELOPMENT. Vol. 67. No: 1. S. 1-167.
- STASSER, Garold ve TITUS, William (2003). “Hidden Profiles: A Brief History”. PSYCHOLOGICAL INQUIRY. Vol. 14. No: 2/4. S. 304-313.
- ZIAMOU, Paschalina ve RATNESHWAR, S. (2002). “Promoting Consumer Adoption of High-Technology Products: Is More Information Always Beter”. JOURNAL of CONSUMER PSYCHOLOGY. Vol 12. No: 4. S. 341-351.
| Sonraki > |
|---|








