





Yeni 1.5Gbps ve 3Gbps görüntü bant genişliği gereksinimleri, yayıncıları fiber optiği benimsemeye itiyor
Derleyen: Alper Metin /
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Çoğumuz fiber optik kabloların neredeyse kırk yıldır var olduklarını biliyoruz. Fakat yayın sektörü çalışanları olarak fiberin tesis içerisinde değil tesisle dışarısı arasında görüntü taşıma için olduğunu düşünürüz. Sonuçta fiber optik kablolar sadece uzun mesafeler içindir, değil mi?
Geleneksel fiber optik kullanımı
Telekom firmalarının dışında, yayıncıların geleneksel fiber kullanımı tamamen özel ihtiyaçlarla sınırlıydı. Örneğin Harris’in 1990’ların başında ilk fiber müşterisi, yan yana iki binası arasında kesintisiz işletime ihtiyaç duyan Avrupalı bir yayıncıydı. Binalar birbirine yakın ve sadece 32 görüntü sinyali gerektiği için, bu projede sıradan olmayan bir şey yoktu. Sadece sinyalin iletim öncesi ve sonrası eşleştirmesinin yapılması, mümkün olan en düşük kayıplı kablonun kullanılması ve biraz da fazla gürültüyle uğraşılması gerekiyordu. 32 sinyal olması, maliyet açısından mikrodalga STL birimlerinin kullanılmasını engelledi.
Bu kurulumun cazip bir tarafı, görüntü gereksiniminin analog değil seri dijital (270Mbps) olması ve bu nedenle fibere geçilmesiydi. Yönlendirici anahtarlama masalarımıza hemen fiber giriş/çıkışlar tasarladık ve yüzde 100 güvenilirlik gereksinimlerini karşıladık. Bununla beraber, bu çözümü diğer müşterilerle konuştuğumuz zaman çoğu yayıncının fiber optiği benimsemeyeceğini çabuk anladık. Genel kanı şöyleydi: “Tesisin dışından gelen sinyaller için o işi servis sağlayıcı yerel Telekom/PTT’ye bırakırız.”
Sinyallerin uydudan dağıtımı için alıcılar tesis içerisinde temel bant ses/görüntü sağlamak amacıyla alıcı çanaktan çoğunlukla uzaklaştırılır. RF kaybını en az seviyede tutmak için RF bağlantının uzaklaştırılması, tipik olarak L-Band RF sinyallerinin fiber üzerine konmasıyla yapılır. Bu da yine tesise dışarıdan bir uygulama olarak kabul edilir.
Fiber optik için yeni gereksinimler
Günümüz endüstrisindeki yeni gereksinimler, yayıncıları fiber optiği benimsemeye itiyor. Yeni tesisler kuruldukça ve eskileri yenilendikçe yayıncılar hem 1.5Gbps hem 3Gbps veri hızlarında HD gerçekleştiriyor. Yüksek veri hızlarında koaksiyel kurulumların gereken tüm yol uzunluklarını karşılamak için fiberle büyütülmeleri gerekiyor. Pratik olarak konnektörler, eklemeler, standart dışı ve acil eklemeler için fazlalık hesaba katılırsa koaksiyel kablo en fazla 60 metreye kadar uygun. Merkezi bir cihaz odası içerisinde bile kısa görünen bu mesafeler tesisin kablo kutusunda sıkıntı yaratabilir. Deneyimsiz kurulumcular sıklıkla koaksiyeli yanlış kablo kutusu yüküyle sıkıştırdıkları için SMPTE 424 spektrumunu karşılamak daha da zorlaşır.
Bu nedenlerden, gittikçe daha fazla sayıda yayın ürününde fiber arabirimi oluyor. Artık ses/görüntü işlemciler, yukarı/aşağı/karşılıklı çeviriciler, kare senkronlayıcılar, çoklayıcı/ayırıcılar ve dağıtım yükselteçleri gibi tipik ürünlerde fiber optik bağlantı olduğu için karışık modda bir tesis planlamak kolaylaşıyor. Orta ve büyük boy yönlendiriciler, gereken miktarda optik giriş ve çıkış sağlamak için sadece giriş/çıkış biriminin değiştirilmesiyle koaksiyel veya fiber için kullanıcıya giriş/çıkış yapılandırma imkanı sunuyor.
Tipik bir merkezi cihaz odasında birçok kaynak merkezi veya dağıtık bir yönlendirme sistemine gelir. Bunların bazıları yerel iç kaynaklardan, diğerleri ise çeşitli uzak sinyallerden gelir. Daha yeni tesis tasarımlarının temel altyapılarının 3Gbps içerecek şekilde geleceğe uygun olması istenir, ve fiber optik kablo kurmak bunu kolaylaştırır. Örneğin bir grup seri dijital kare senkronlayıcıyı ele alalım. Koaksiyelin mesafe kısıtlaması nedeniyle bir kare senkronlayıcı grubunun fiziksel olarak yönlendiricinin yanına konması gerekiyordu. Fiber optik kablo ile buna gerek yok. Düşündüğümüzden daha uzun mesafelerde birçok küçük grup, hatta tek tek birimler olabilir.
Fiberin koaksiyele göre başka bir üstünlüğü daha var; tek kılıfta birden fazla kablo. 6, 12, 24, 48, 72 ve 96’lı fiberlerle kurulum maliyetleri düşüyor, esneklik elde ediliyor.
Pasif dağıtıcılar kullanılarak içerideki stüdyo sinyalleri, ayrıca fazladan güç maliyeti olmadan ek yönlendiriciler merkezi yönlendiriciye ulaştırılabiliyor ve kurulum çevreye saygılı kalabiliyor. Dağıtıcılar kullanılırken izleme noktaları aslında ücretsiz geliyor (Şekil 1).

Şekil 1: Pasif dağıtıcıların ve çok iletkenli fiber kabloların kullanılması gelecek için esnekliği korurken, kurulum ve izleme maliyetlerini en aza indirir.
Fiber kullanmanın ürkütücülüğü
Fiber hakkında korkulacak tek şey, aktif bir fiberin içine doğrudan bakmanın tehlikesi. Zaten bunu yapmanıza gerek de yok, çünkü ışığı göremezsiniz.
Yıllar önce yayıncılar RJ-11 gibi basit bir konnektör teknolojisini bile kabul ederken endişe taşıdılar. Böylesine özel yapılı bir konnektör, bağlantı uçlarının tasarımı ve eğitiminin zorlukları konusundaki şikayetler nedeniyle yeni donanım içermeyen tasarımlar yapmak zorunda kalınmıştı. Bugün hangi tesise bakarsanız bakın her yerde RJ-11’in üst modeli olan RJ-45’leri görüyorsunuz. Bu konnektörleri kullanmayı öğrenmemiz zaman aldı; aynı şey fiber optik için de geçerli.
Her yeni teknolojiyle ilgili kafa karıştırıcı seçenekler vardır. İlk bakışta fiber optik de aynı: tek modlu, çok modlu, makro ve mikro bükümlü, gevşek saklama, açılı ve ultra bağlantılar gibi birçok farklı konnektör, BNC ve koaksiyel teknolojilerinde kalmamızı söylüyor. Ancak dijitale geçiş BNC’lerde ve koaksiyellerde son on yılda önemli değişiklikleri zorladı. Neyse ki birkaç yayıncı ve üretici neredeyse 15 yıldır fiber kullanıyor ve yeni başlayanlar için görünen zorlukları zaten çözdüler.
Sonuçta şunu düşünün: evde DVD oynatıcınızın veya set üstü cihazınızın optik ses çıkışını ev sinema ses sistemine bağlamadınız mı? Bunu yapmak zor muydu?
Küçük konular
Her yeni teknolojide önce bir ihtiyaçtan yola çıkarız, ardından konuyu küçük parçalara ayırarak öğrenmemiz gerekir. Konu fiber optik olunca bu zor teknolojiyi cihaz sağlayıcı firmalara bırakın, bugün kullandığımız çoğu teknolojide olduğu gibi. Giriş/çıkış tekniği, uygun test aygıtları ve kısıtlamaları öğrenip işinize devam edin. Fiber optik sistemlerin yüzlerce kilometre mesafelerde kullanıma yönelik tasarlandığını ama bizim tesis içerisinde kısa mesafelerle çalışacağımızı da hatırlayın. Bu nedenle, zorlukların çoğu zaten ortadan kalkıyor.
Fiber optik kurmada ve kullanmada temel sorular şunlar:
Ne tip fiber kullanmalıyım?
İki tip fiber var: tek ve çok modlu. İki seçenek olsa da, seçim yapmak aslında basit: tek modluyu kullanın. Çok modlu fiber, büyük bir bina içerisinde bile mesafeyi sınırlar. Tek modlu fiber optik kullanarak, bağlantı hesabı yapmadan kilometrelerce uzatabilirsiniz. Sadece tek modlu fiber kullanın.
Konnektörleri nasıl seçebilirim?
İnsanlar her zaman çok fazla konnektör seçeneği olmasından şikayet eder. DB-9, DB-25, farklı koaksiyel boyutları için BNC’ler, HDMI, VGA, DVI, XLR3 ve mini-DIN, kamera ve uzaktan kumanda bağlantısı konektörleriyle dolu tesisinize bir bakın.
Konu konnektörler olunca bilmeniz gereken ilk şey fiber optik bağlantı için iki farklı yöntemin olduğudur: APC (Angled Physical Contact) ve UPC (Ultra Physical Contact). Bu yöntemler daima konnektör parça numarasının bir kısmı olarak belirtilir. Satın aldığınız ürünlerin özelliklerine bakmak temel kuraldır. Yayıncılık ürünlerinde tipik olarak sadece UPC kullanılır. Tesisin dışıyla çok uzun mesafeli bağlantılar gerektiğinde APC daha pahalı, düşük kayıplı bir bağlantı sağlar. Tesis içinde APC kullanmaya gerek yoktur.
Fiber optik kablonun kendisini seçmek gibi, konnektör tipine karar vermek de kolay: çoğu yayıncı SC veya LC konnektörler kullanır. Her ikisi de geçmeli ve kilitli. Mümkün olduğunca tek bir tip üzerinde standartlaşmaya çalışın; farklı bir konnektör tipi kullanmak gerektiğinde, farklı uçlu bağlantı kordonları kullanın.
Test cihazları nasıl olmalı?
Elinizde bazı test cihazları olmadan bir fiber kurulumuna başlamayı düşünmeyin bile. Başlamak için çok fazlasına ihtiyacınız yok. En azından bir güç ölçer ve görünür ışık kaynağı gerekir. Işık kaynağını günışığında görünecek kadar parlak seçmeniz, fiziksel katmanda sorun çözmek için çok yardımcı olur. Bir optik zaman tabanı yansımaölçere sahip olmanız, kurulum ve taşıma sırasında olabilecek kablo sorunlarının fiziksel olarak yerlerini hızla tespit etmenize yardımcı olabilir.
Yayıncılar için fiber optik ürünlerini özel olarak yayın alanında kullanım için düzenlenmiş optik test cihazları da sunan bir üreticiden seçmek yararlı olabilir. Birçok sağlayıcı firma, uzun mesafelerle çalışan Telekom kullanıcılarına odaklanıyor. Test cihazları siparişi verirken konektörlerinin çıkarılabilir olmasına ve sistem gereksinimlerinizi karşılayacak yüksek kaliteli adaptörler almaya dikkat edin.
Temizlik önemli mi?
Fiber optik kablolarda konnektörlerin altın kaplama olup olmaması önemli değil, çünkü çürümeye uğramazlar. Kablolar, parlak ve temiz tutmak için koruyucu uç kapaklarıyla beraber verilir. Çoğu yayın uygulamasında sadece kapakları çıkarıp bağlantıları yapmak gerekir.
Tesis içi işletimlerde kayıp payı geniştir, bu nedenle konektör temizliği için endişelenmeye gerek yoktur. Temizlik gerekirse de üflemeyin, parmağınızla veya giysinizle silmeyin. Pahalı olmayan birçok temizlik kiti var.
Kurulumu nasıl basitleştirebilirim?
Temel oluşmasından itibaren yıllardır Telekom kuruluşları fazladan fiber döşüyor. Artık bu çabalar karşılığını vermeye başladı. Aynı şey stüdyo örneği için de geçerli. Maliyetin çoğu kurulumdadır, kabloda değil. Bu nedenle, kurulumda ihtiyacınızdan fazlası kablo döşeyin.
Ayrıca kurulum ekipleri, kırılmamaları için nasıl fiber optik kurulacağını bilmelidirler. Üst üste koyma ve yanlış sarmayı göz önünde bulundurarak, bükülme çapı ve ezilme töleransı gibi kablo teknik özelliklerini bilmelisiniz. Optik dünyada kabloyu fazla bükmek en kötü şeydir. Kablonun teknik özelliklerine baktığınızda bükülme çapının tipik 1.5 inç olduğunu görürsünüz; ancak 0.6 inçe kadar bükülmeye izin veren daha yeni fiber optik kablo tipleri de var.
Görünmeyen avantajlar
Tesisinizi geleceğe uyumlu hale getirme, işletim esnekliğini artırma ve klasik mesafe sınırlamalarını ortadan kaldırmanın yanında, fiber optiğin göze çarpmayan bir dizi avantajı da var:
Çevreci çalışma: Pasif dağıtıcılar güç kullanmayan izleme noktaları ve dağıtım noktaları sağlarlar.
Basit dijital sistem zamanlaması: Fiber optik sistemler ışık hızında çalışır. Elektriksel ve optik çevrimler 10 nanosaniyeden az zaman alır, bu sayede kablo uzunluklarını hesaplamaya artık gerek yok.
Gelişmiş tesis senkronizasyonu: Fiber ile tesis içinde ve hatta dışına siyah renk sinyali dağıtımı kolay. Gecikme sorunu da yok: Fiber üzerinde siyah ve ton sinyalleri dağıtmak için sadece analog görüntü-fiber çeviriciler kullanın.
Kablo izleme kabusuna son: Fiber optik kablo görünür ışığı geçirdiği için, sadece bir görünür ışık el kaynağı kullanın ve kayıp kabloyu birkaç saniyede bulun. Görünür ışığı fiberin içinden geçirmek de sorunları tespit etmeye yardımcı olabilir.
Daha az gürültü: Fiber optik kablolar girişime karşı dayanıklıdır. Topraklama bağlantısı, çeşitli elektromanyetik veya RF gürültüleriyle uğraşmaya gerek yoktur.
Kolay denetim ve izleme: Artık basit giriş/çıkış birimleriyle fiber üzerinden Ethernet, interkom, RS-422 ağlarını genişletmek için birçok arabirim var. Bunları kullanmakla işlemler standartlaştırılabilir.
Özet
Bu yazıyı okuduktan ve fiber optiğin kullanımının ne kadar kolay olduğunu gördükten sonra neden daha önce fiber kurmadığınızı kendinize sorabilirsiniz. Daha güçlü bir 1.5Gbps veya 3Gbps tesis kurmak zorunda kalana dek beklemeyin. Yenilenen IT altyapınız fiberi gerektirdiğine göre, neden görüntü için de fiberi kullanmayasınız? Fiber optiği bugün planlayın.
| Sonraki > |
|---|