Bugün Cuma, 10 Şub 2012
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter

Son Etkinlikler

Hoşgeldiniz    
Merhaba PDF Yazdır E-posta
80’li yılların tek kanallı günlerinde belli gün ve saatleri tatlı bir heyecanla bekleyerek geçerdi zamanımız. Haftada bir oynayan Türk filmini ağız tadıyla aile boyu izler, tüm hafta onunla yetinirdik. Teknoloji hiç bu kadar kuşatmamıştı hiç birimizi ve bilgi bu denli kirletilmemişti henüz. İnsanlar birbirlerine daha doğal ve içten davranırlar, yardım ederler, paylaşırlardı. Şimdi tüm bunlar sanal alem kavramlarıyla sahteleştirildi, asosyal tipler olduk hepimiz. Her yerde kulağında kulaklık, elinde dijital oyuncaklar, duygusunu ve sıcaklığını insanlarla paylaşmadan, kurduğu kendi dünyasında gidip gelenler artıyor, daha da artacak…

80’li yılların sonuna doğru insanları yavaş yavaş etkisi altına alan ve 95’ten itibaren kuşatmasını her yana genişleterek uzaktaki köylere kadar hemen herkesi dünyasına çeken dijital teknoloji, o günden bugüne çok yol aldı. Çocuklarımıza veya 20’li yaşlarına yakın gençlerimize 15 yıl önce cep telefonu yoktu desek, inanmazlar. Hatta 80’li yıllarda mahallelerde birkaç evde telefon vardı, komşu telefonları geldiğinde koştururduk desek, iyice şaşırırlar. Veya onları o tarihlere bıraksak; cep telefonları, MP3’leri, bilgisayarları olmadan elleri kolları bağlanır, hiç bir şey yapamazlar. Bizler de belki bir yirmi yıl sonra bugünleri hatırlamayacağız ama dünya sürekli değişiyor. Değişimin peşinden sürüklenirken akıllı ve uyanık olmalıyız. Özellikle kapitalist sistemin tüketimi sürekli pompalayan kandırmacasından kaçınmalıyız. Aksi taktirde bu hızla kuşatılırsak dünyanın dengeleri sandığımızdan daha hızlı kötüye doğru gidecek ve geriye dönüşsüz bir yolda kalakalacağız…

Dijital teknoloji, radyo-TV yayın dünyasında altyapısını güçlendirdikten sonra şimdi yeni bir sıçrama tahtasının üzerinde, sıçramayı bekliyor. Bu teknolojinin adı 3D. Kavram olarak çoğumuzun bildiği bu kelimeyi şimdiye kadar sinemalarda izlediğimiz üç boyutlu filmlerden bilirdik. Ama bundan sonra bu kavramla daha çok karşılaşacağız ve 3-5 yıl içerisinde hayatımızın bir parçası olacak. Televizyon filmleri ve programları 3D çekilecek ve oynatılacak, bizler de 3D izleyeceğiz.

Üreticiler 3D kameralar, kayıt cihazları, yazılımlar, donanımlar ve çevre ekipmanları üretmeye çoktan başladılar bile. HD ürünlerin küresel pazarda satışını hızlandırmak için yapılıyor tüm bunlar. Geri dönüşü olmayan bir yola girdik, 3D görüntüyle gözümüze ve diğer duyu organlarımıza yeni bir kapı açılıyor, oradan içeri gireceğiz. Geleceğe ilişkin söylenen şehir efsaneleri gibi “boyut mu atlayacağız?” yoksa dünya ve insanlık daha hızlı kirlenecek ve boyumuz mu devrilecek???
 
Ali Rıza Özdeniz
 
Bookmark and Share