Bugün Cumartesi, 04 Şub 2012
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter

Son Etkinlikler

Hoşgeldiniz    
Televizyonun Meşrûiyet Îlânı PDF Yazdır E-posta

Prof. Dr. Sedat Cereci / Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi


 

Hızı, en tutarlı akılları bile şaşırtacak düzeye ulaşan teknoloji, tüm alanlarda etkin biçimde köklü değişimlere yol açmakta, bir yandan çağdaş sektörlere büyük kolaylıklar sağlarken, bir yandan da meslek ahlâkını tartışılabilir ölçüde etkilemektedir. Her gün gelişen iletişim teknolojisi, radyo, sinema ve televizyon çalışanlarının ellerinde biriken verilerin arşivlenmesi için de olanaklar sağlamakta, dijital temelde gelişen yapımların altyapıları için yeni gelişmelere doğru yol almaktadır (Metin, 2009, 110). Her yeni teknolojide daha nitelikli yazı, görüntü ve sesle kitlelere seslenen kitle iletişim araçları, teknik altyapılarından aldıkları cesaretle, yayınladıklarının doğruluğu ve yasallığı konusunda fazlasıyla cüretkâr davranmaktadır.

İngiltere’de 2000li yıllarda başta gazeteler olmak üzere tüm kitle iletişim araçları, öncelikle politika olmak üzere toplumsal, demografik, teknolojik, askeri, etnik ve daha pek çok konuda yaptığı cesurca yayınlarla ülkede çok konuşulan gündemler oluşturmuş, toplumun büyük bölümünü oluşturduğu gündemler çevresinde toplamış, ilgi ve dikkati yoğunlaştırmış, doğruluğuna inandırma ve üstünlüğünü kanıtlama sürecine girmiştir. Gazetelerdeki köşe yazılarının temalarından televizyon sunucularının duruşlarına kadar kitle iletişim araçlarının tüm unsurları büyük bir kendine güven ve eşi bulunmazlık yaklaşımı içinde topluma seslenerek adeta yasallıklarını haykıran bir tutum sergilemişlerdir (Brown ve Ferree, 2005, 16). Benzer medya tutumları Almanya ve İtalya ‘da da gözlemlenmiştir.

Türk halkı henüz sporun insan yaşamındaki önemini anlamadan, “paten” sözcüğünün anlamını bilmeden artistik buz pateniyle tanışmış; Fransızca dilinin kökeninin ne olduğunu bilmeden Hollanda’nın adının Fransızca’da “Pey Ba” olarak telaffuz edildiğini öğrenmiş; Arjantin’in hangi kıtada olduğunu bilmeden başkentinin Bounes Aires olduğunu duymuştur. TRT’nin buz patenini Türkiye’ye tanıtma çabaları, Eurovision Şarkı Yarışması’nın tüm ayrıntıları, Marco adlı çizgi filmin önemli vurguları Türk televizyon izleyicisinin belleğinde yeni pencereler açmış, belleğe yeni bilgiler yerleştirmiş, zamanla gösterdiklerinin kabulüne doğru yol alınmıştır.

İnsanın veya bir kurumun sahip olduklarının veya ürettiklerinin tanınması, kabul görmesi, beğenilmesi, desteklenmesi meşrûiyetin temelini oluşturmaktadır. Halkların ve bireylerin, insanlar tarafından var edilen ve ortak değerlerin taşıyıcısı olarak görülen bir kurumun yetkesini, aşırı zorlama olmaksızın kabul etmesini sağlayan şey meşrûiyettir (Maalouf, 2009, 77). Genel kabul edilebilirlik, meşrûiyetin temel taşlarından birini oluşturmaktadır.

Daha çok “geçerli olma durumu” biçiminde tanımlanan meşrûiyet, her alanda kendi ölçütleriyle anlam kazanırken, genel anlamda çoğunlukla politikayla ilintilendirilmektedir (Booth ve Seligson, 2005, 542). Ancak eylemlerinin kabulünü isteyen tüm kişi ve kurumlar, meşrûiyetlerinin tanınması yolunda çaba göstermektedir. Kapitalizmin dev üreticileri ve eğlence sektörünün starları da bu kapsamda yer almaktadır.

Meşrûiyet, birtakım kuralları ve bir sistematiği gerektirmektedir (Schneiberg, 2005. 102). Meşrûiyetin sistematiği, insanlara sürekli yeni iletiler aktaran ve insanların dünyalarını ve yaşam tarzlarını değiştirme gücüne sahip olan kitle iletişim araçları için daha büyük önem taşımaktadır.

Televizyon, sürekli göstererek, gösterdiklerini yineleyerek, yeniden yeniden göstererek, bir programı belirli aralıklarla yeniden yayınlayarak ilgi çeken, öğreten, belleten, kendini kabul ettiren, varlığına, geçerliliğine ve önemine inandıran kitle iletişim aracıdır (Cereci, 1992, 33). Sonuçta televizyon, tekniğinin tüm olanaklarını kullanarak, görüntü ve ses yoluyla insanların ilgisine, dikkatine, belleğine, duygu ve düşün dünyasına seslenip etki bırakan ve “unique”(eşsiz)liğine inandırarak meşrûiyet îlân eden araçtır. 

Meşrûiyet, bir kavramın uygulaması olarak en seçik biçimde siyaset alanında göze çarpmaktadır. Dünyanın az çok uyumlu biçimde, ciddi karışıklıklar yaşamadan işleyebilmesi için, halkların çoğunluğunun başında meşru liderlerin olması gerekir; bu liderleri de, zorunlu olarak, aynı şekilde meşrû olarak algılanan dünya çapındaki bir yetke “denetim altında” tutmalıdır (Maalouf, 2009, 78). Liderlerin çıkar kaygılarıyla başlayan meşrûiyet girişimleri, kitle iletişim araçlarının kitleleri egemenliği altına alan hegemonyalarıyla doruğa ulaşmaktadır.

Politik veya kültürel konularda olabildiğince toplumun değerlerine yakın yayınlar yapmaya çalışan kitle iletişim araçları, toplumun fazlaca ilgilenmediğini düşündüğü spor alanında tümüyle kendine özgü bir yaklaşımla yayınlar yapmakta ve spor konusunda tek otorite olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır (Washington ve Karen, 2001, 207). Yansıttığı spor dallarının dünyanın en çok ilgi gören dallar olduğu iddiasından spor alanında çalışan sporcuların başarı ölçütlerine kadar pek çok konuda kendini en çok bilen olarak konumlandırmaktadır. 

Kitle iletişim araçları toplumsal ortamda bir başvuru (referans) kaynağı olarak algılanmakta, yayınladıklarının doğru olduğuna inanılmakta ve yayınladığı her iletinin yasal olduğu konusunda görüş çokluğu oluşmaktadır (Couldry, 2003, 659). Bu da, kitle iletişim araçlarının yayınladığı her eylemin yasallığı konusunda kuşkular ve tartışmalara yol açmaktadır. Buna rağmen kitle iletişim araçları, yayınlarının yasallığı konusunda hiç kuşku duymadan çalışmalarına devam etmektedir.

İşe girmek için torpilin, işini yaptırmak için rüşvetin, bir makam sahibiyle görüşmek için çaycıyla iletişim kurmanın, iyi bir ekip kurmak için devletin ödeneğinden (bazen yasal) herkese pay dağıtmanın giderek meşrûlaştığı dönemde, kitle iletişim araçları da izleyiciyi gösterdiği her şeyin doğal ve normal olduğuna inandırarak sürekli bir meşrûiyet îlân etme yolundadır. Çünkü karşısında, bu îlânı bekleyen ve yaptıkları yanlışlara “meşrû” bir temel bulma arayışında olan bir kitle bulunmaktadır.

Kaynaklar

  1. BOOTH, John A. ve SELIGSON, Mitchell A. (2005). “Political Legitimacy and Participation in Costa Rica: Evidence of Arena Shopping”. Political Research Quarterly. Vol. 58. N0: 4. S. 537-550. 
  2. BROWN, Jesssica Autumn ve FERREE, Myra Marx (2005). “Close Your Eyes and Think of England: Pronatalism in the British Print Media”. Gender and Society. Vol. 19. No: 1. S. 5-24.
  3. CERECİ, Sedat (1992). TELEVİZYONUN SOSYOLOJİK BOYUTU. İstanbul: Şule. COULDRY, Nick (2003). “Media Meta-Capital: Extending the Range of Bourdieu’s Field Theory”. Theory and Society. Vol. 32. No: 5/6. S. 653-677.
  4. MAALOUF, Amin (2009). ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  5. METİN, Alper (2009). “Tasarım Endüstrisi İçin Dijital İş Akışı Ne İfade Ediyor?”. BROADCASTERINFO. Sa. 68. S. 110-111. 
  6. SCHNEIBERG, Marc (2005). “Combining New Instituonalisms: Explaining Intitutional Change in American Property Insurance”. Sociological Forum. Vol. 20. No: 1. S. 93-137.
  7. WASHINGTON, Robert E. ve KAREN, David (2001). “Sport and Society”. Annual Review of Sociology. Vol. 27. S. 187-212. 
 
Bookmark and Share