Bugün Salı, 22 May 2012
Broadcast, Cable & Satellite eurosia2010
Hoşgeldiniz    
Kameralardaki Gelişmeler PDF Yazdır e-Posta

Derleyen: Alper Metin / Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


Televizyon kameralarına geçen yıllar boyunca yeni özellikler eklendi. Tüplerin yerini CCD ve CMOS algılayıcılar aldıktan sonra gelişmeler hızlandı. En son önemli değişiklik, ½ veya ¼ inçlik bantlardan katı halli, optik ve sabit disk sürücülere kayda geçiş oldu.

Bugün tipik HD yayın kameralarında üç adet ⅔ inçlik CCD algılayıcı ve bir optik ışın bölücü var. Daha hafif, küçük ve ucuz kamera arayışındaki üreticiler saha yapımı ve ENG için ½ inçlik algılayıcılar, sınırlı  bütçeli yarı-profesyonel kullanıcılar için ⅓, hatta ¼ inçlik algılayıcılar da sunuyor. 

Yayın kameralarını yarı-profesyonel kameralardan ayıran özellikler değişiyor. Eskiden bant formatı karar verme etkeniydi; eğer miniDV ise amatör bir tüketici kamerasıydı.

Ucuz cihazlar için tipik 25Mbps’dan daha yüksek veri hızlarıyla kaydeden ve değiştirilebilir lensli bir yayın kamerası beklenebilir. Fakat haber ve gözlem belgeselleri gibi uygulamalar için ayrım belirsizleşiyor.

Dijital sinema kameraları, televizyon kameralarından ayrı bir yol izleyerek gelişti. 35mm sinema lenslerinin kullanılması ihtiyacı, ışık bölücü ve ayrı RGB algılayıcılar yerine renk filtre dizisi (CFA) kaplı tekli algılayıcıların benimsenmesine yol açtı. 

Dijital SLR (DSLR) fotoğraf makineleri için de tek algılayıcı kullanımı standart, ama televizyon piyasasında üç çipli yaklaşım hakim. Film çekenler neden tek bir büyük algılayıcı istiyor? Sevdikleri film lensleriyle uyumluluğun yanında, büyük algılayıcı daha yüksek hassasiyet ve daha küçük alan derinliği sağlıyor. 

Bu yıl DSLR kullanımı merkezli olmak üzere, kameramanlar arasında büyük bir gelişme oldu. 

Haber ajansları

Haber toplama bütçeleri baskı altında. Ayrıca bazı ağlar günde 24 saat haber yayını yapıyor. Maliyetleri artırmadan daha fazla haber çekme baskısı altında, ekipler küçültüldü. Bir fotoğrafçı gazeteler için büyük bir fotoğraf makinesi ve televizyon haberleri için görüntü kamerası takımı ile işe gönderilebiliyor. Ajanslar bir fotoğraf makinesi görüntü de çekebilirse, tek kişinin fotoğraf ve görüntü gönderebileceğini fark ettiler. Kameramanın sadece tek lens takımı ve kamera gövdesi tipine ihtiyacı olacaktı. Bu gereksinime yanıt olarak bazı amatör DSLR üreticileri fotoğraf makinelerine hareketli görüntü ve beraberindeki sesi de kaydetme özelliğini eklediler.

Kısa süre sonra kameramanlar böyle bir DSLR’nin küçük alan derinlikli, film tarzı görüntü çekmek için düşük maliyetli bir yol olduğunu fark ettiler. Peki bu, televizyon kameralarının sonu mu? Değil. Çünkü bir DSLR’nin ses kapasitesi yetersiz. En iyi durumda ses takibi için kullanılabilir. Ayrıca yansımalı vizör sürekli çekimlerde yetersiz kalıyor. Arka LCD ekran tek vizör, ve doğrudan günışığı altında görülmesi zor. 

Algılayıcı 10 milyon – 15 milyon pikselli olabilir; bu 1080 satırlı bir televizyon kamerasının 2 milyon pikselinden çok daha fazla. Algılayıcıda uzamsal hizalamayı denetleyen optik alçak geçirgen filtre, daha yüksek çözünürlüklü hareketsiz resim çekmek için tasarlandı. Bu nedenle HD çözünürlüklü resimler, HD çekime özel tasarlanan bir görüntü kamerasına göre daha fazla uzamsal örtüşme sorunu yaşarlar. 

DSLR’ler hareketsiz resim modunda ham (işlenmemiş yüksek bit derinliği) dosyalar çekse de, hareketli görüntü için bugünkü kameralarda sekiz bitlik bir kodek kullanılıyor. Bu, tonlandırma efektleri olmadan post prodüksiyonda renk derecelenme olasılığını azaltıyor. 

Bazı üreticiler kullanıcı taleplerine yanıt verdi ve odaklamaya yardımcı olması için izlemeli odak sistemlerini eklediler.

Ses kaydetmede bir yaklaşım, ayrı bir ses kaydedici eklemek. Kameralar zaman kodu kaydetmez, bu nedenle kurgu uzmanlarının ses senkronizasyonu sağlamak için çekim tahtası gibi eski teknikler kullanmaları gerekir. Ayrı ses kaydını kamera gövdesinde kaydedilen sesle otomatik olarak eşzamanlı hale getiren yazılım bile var.

Odak ve ses denetim altına alındıktan sonra, kamera desteği ve filtre kutusu eklendiğinde DSLR gövdesi artık bir hareketli görüntü kamerası haline gelir. Bununla birlikte, pil ömrü ve olası aşırı ısınma gibi sorunlar devam eder. Bu kamera gövdeleri uzun süreli çekimler için tasarlanmaz ve elektronik devreleri uzun kullanımda çok ısınabilir. Normal piller çok kısa çekim süreleri sağlarlar, yedek piller taşımak gerekir.

Bütün bu dezavantajlara rağmen neden bir DSLR kullanılsın? Bu, dijital bir sinema kamerası kiralamaya maddi gücü yeterli olmayan kameramanlara yaratıcılık fırsatları sağlamak için. Bu kameralar ana izlenme zamanı programlarını çekmek için de kullanıldı. Televizyon kamera üreticileri bu talebe yanıt veriyor. NAB’de iki adet düşük fiyatlı, tek bir büyük algılayıcılı kamera, daha sonra piyasaya sürülmek üzere, ön izleme için sergilendi. Bu kameralar uygun vizörlere ve ses kayıt özelliklerine de sahip olacak.

3D kamera donatıları

Birçok önemli televizyon ağı 3D yayın için hazırlandığı için, üç boyutlu yayına ilgi büyük. Bu teknolojinin gelişiminin çoğu sinemadan geliyor ve çift kameralı donatılara dayanıyor. Özellikle Panasonic stereoskopik kameralar geliştiriyor olsa da, halen geçerli yöntem yan yana veya aynalı bir donatıda 90 derece iki normal kamera kullanmak. 

Stereoskopik 3D çekimde görüntü derinlik algılamasında beyne yardımcı olmak için sahnenin gözlerimiz gibi yatay olarak konumları farklı iki kameradan çekilen iki görüntüsü kullanılır. Stereopsis olarak adlandırılan bu olgu, nesnelerin örtülmesi, havadan perspektif, doğrusal perspektif, gördüklerimiz gibi beynin kullandığı algılamalardan sadece birisidir. 

Yatay konum farklılığı, iki görüş arasında bir ıraksama (parallax) yaratır; yakın nesneler uzaktakilerden daha ayrı görünür. Bu ıraksama hatası, beyin tarafından derinlik bilgilerinin çıkarılması için kullanılır. İnsan gözlerinin birbirinden uzaklığı ortalama 6.3 milimetredir; gözler arası (interocular) veya gözbebekleri arası (interpupillary) mesafe (IPD). Kameraların mesafesi, iki lensin eksenleri kast edilerek eksenler arası olarak anılır. Kameralar arası mesafe IPD ile aynı olabilmesine rağmen, gerçekçi bir stereoskopik etki yaratmak için aynı olmak zorunda değildir.

Asıl sahnede gözler dolaşabilir ve ufka doğru yakın nesneler üzerinde odaklanabilir. Sahne evdeki bir ekranda izlenirken, bu sahne tamamen ekranın tek düzleminde oluşturulur. Nesneler ekran düzleminin önüne veya arkasına yerleştirilecekse, bu durum gözlerin bir nesne üzerinde gözlerin birleşmesi ile ekran düzlemi üzerinde kalan gözlerin odak mesafesi arasındaki çelişkiyi artırır. Göz yorgunluğunu önlemek için asıl sahnedeki nesnelerin derinlik aralığı, sınırlı ama rahat bir izleme açısıyla eşleştirilmelidir. 

Derinlik ayarı

İngiliz yayıncı Sky’ın üzerinde çalıştığı % 3 derinlik, ekran düzleminin önünde ve arkasındaki nesneler için % 1.5 ıraksama demek. Bu, seçilecek ekran boyutu sorusunu getiriyor. Sinema için yapılan ve uzaktan izlenen bir film, evde yakından izlenen küçük bir ekrana uymayabilir. Bu durumda görüntüden ödün vermek gerekir.

Iraksama kamerada, veya program canlı bir etkinlik değilse post prodüksiyonda denetlenebilir. Kameraman nesnenin sahne derinliğini denetleyemez, bu nedenle, yayıncının seçtiği derinlik ölçüsü içerisinde rahat bir izleme açısı elde etmek için değiştirilebilecek bir parametre, eksenler arası mesafedir. Bu yolla ıraksama, yakın veya uzak nesneleri istenen aralığa getirmek için ayarlanabilir. Bu nedenle kameraların eksenler arası mesafesi tipik 63mm IPD mesafesinin dışına çıkmalıdır. Yakındaki nesneleri izlerken gözlerimizi kesiştirmemiz gibi, ıraksama da lens eksenlerini yaklaştırarak denetlenebilir. 

Geniş bir mesafe için kameralar yan yana konabilir, fakat kamera gövdesinin ve lens takımının boyutları minimum bir mesafeyi belirler. Küçük bir eksenler arası mesafe için, kısmen saydam bir ayna olan bir ışık bölücü mesafeyi düzenlemek için tam serbestlik sağlar. Bu aynalı donatı doğrudan görüşlü kamerayı gelen ışıkla 45 derece yapacak şekilde aynanın arkasına yerleştirir, yansıyan görüntülü kamera ise gelen ışıkla 90 derece açı yapar. İki görüntüyü çakıştırmak için donatıda bir kameranın eğim, dönme ve z eksenini denetlemek için bir dizi ayar bulunur. 

Kamera sonrası ıraksama ayarı

Sıfır ıraksama noktasını kaydırmak için sol ve sağ sinyallere farksal bir yatay dönüşüm uygulanabilir. Ardından iki kanal kırpılır ve tam tarama örüntüsüne göre yeniden ölçeklendirilir. Lens eksenlerinin yakınsanması (toe-in) sahnenin birbirine zıt temel görünüşlerini yaratır ve bu durum da sol ve sağ örüntülerinin düzgünce üst üste binmeleri için düzeltilmelidir.

Post prodüksiyon ayarlarına yardımcı olması için lens malzeme verisinin kaydedilmesi yararlıdır: odak, iris, zoom, eksenler arası ve yakınsama parametreleri. Bunlar özellikle CGI efektlerini canlı hareketlerle eşleştirmek için kullanışlı. 

Bir ışık bölücü donatım kullanılırsa, kısmen geçirgen ayna renk gölgelenmesini oldukça gösterebilir ve sol ile sağ kanalların çakışmaları için düzeltilmelidir. 

İki lensin odak ve zoom izlemeleri de sol ve sağ görüntüleri çakıştırmak için iyi ayarlanmalıdır. Canlı etkinlikler için tüm bu örüntü dönüşümlerini ve renk düzeltmelerini yapma ihtiyacı, ayarları dahili yapabilecek anahtarlar olmasına rağmen CCU ile yapım anahtarlama masası arasında bir stereoskopik işlemci olmasını zorunlu kılar.

Özet

3 boyutlu çekimin geleceği ne? Kamera donatımlarına bağımlı mıyız? Bazı televizyon kamerası üreticileri, özellikle çift lensli kamerasıyla Panasonic ve tek lensli araştırma projesiyle Sony, bütünleşik kameralar arayışında. Neden bir kameraman omzuna mükemmel oturan o kameradan karmaşık görünen bir DSLR için vazgeçmek istesin? Film stüdyolarının arka tarafındaki çalışma odalarında yapılan bir şeye benziyor. XLR bağlantıları, uzaktan izlemeli odak, büyük LCD vizörler ve izleme başlıkları ekleniyor. Küçük yapım miktarları nedeniyle, tam donanımlı bir kamera donatısının maliyeti, gövde ve lensten daha fazla olabiliyor. Stereo aynalı donatımlar daha da hantal görünümleriyle, Steadicam kullanıcıları için zorluk oluşturuyor.

Görüntü yönetmenleri istedikleri görüntüyü elde etmek için çekim araçlarını seçme özgürlüğüne sahip olmalıdırlar. Modern kameraların zarif hatlarından sonra 3D ve DSLR donatımları çağdışı görünüyorlar, ama sonları yaklaşıyor.

 
Bookmark and Share