Bugün Salı, 22 May 2012
Broadcast, Cable & Satellite eurosia2010
Hoşgeldiniz    
Dosya Tabanlı İş Akışı PDF Yazdır e-Posta

Derleyen: Alper Metin / Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


Resmen dosya tabanlı bir dünyada yaşıyoruz. Bu şaşırtıcı değil, yıllardır bu yolda ilerliyorduk zaten. Artık kameralar bile dosya kaydettiğine göre, sınırı geçmiş durumdayız. Sezar da ünlü Rubicon nehrini geçtiğinde, bir Roma yasasını çiğnemişti. Doğrusal olmayan kurgu uzmanları dosyalarla çalışmaya başladıktan 20 yıl sonra çeşitli teknolojilerdeki ilerlemeler endüstrimizin bu geçişi yapmasına destek oldu.

Bu yazıda genel olarak “dosya tabanlı iş akışı” kavramının temelleri, terimler, bu konudaki tartışmaların kaynak noktaları açıklanıyor. Fiziksel kayıt ortamları yerine dosyalar kullanmak, çalışma şeklimizde kökten bir değişiklik. İngiliz yazar Sidney Smith şöyle diyor: “Bu dünyada değerli bir şeyler yapmak için geri çekilip titreyerek soğuğu ve tehlikeyi düşünmemeliyiz, dört elle işe koyulup sonuna kadar mücadele etmeliyiz.”

Dijital içeriğin temel kavramları

Bu değişim, Nickolas Negroponte’nin “Being Digital” adlı kitabında açıkladığı dijital içerik yapısının benimsenmesiyle hız kazandı. 

EBU/SMPTE Task Force tarafından Televizyon Program Malzemesinin Bit Akışı Şeklinde Alışverişi İçin Uyumlu Standartlar’da on yıldan fazla zaman önce ayrıntılarıyla açıklanan 3 kapsayıcı kavram var. İlki, öz bilgi (esence) içeriği. Öz bilgi, bir programın içeriğidir; görüntü ile ses, ve etkileşim veya diğer uygulamalar için muhtemelen veri. İkincisi, kısaca öz bilgiyle ilgili bitler diyebileceğimiz malzeme verisi (metadata). Bir kullanıcıya öz bilginin kodunu çözüp kullanmana imkanı verecek şekilde içeriği tanımlar. Örneğin kullanılan kodlamayı (MPEG-2, H.264, JPEG2000), ses izi sayısını, program hakları bilgisini ve hatta çekildiği yerin GPS koordinatlarını tanımlayabilir. Üçüncüsü ise paketleyicidir (wrapper). Paketleyici, öz bilgiyi ve malzeme bilgisini çevreler. Kod çözücüler için gevşekçe bağlı ve yönetimi zor dosyaların çoklanmasını gerektirmeden içeriğin ve malzeme bilgisinin ayrıştırılmasına imkan verir.  MXF (SMPTE tarafından standartlaştırılan Material eXchange Format), AVI ve QuickTime gibi paketleyicileri biliyoruz.

Başka bir benzetme daha yapmak yararlı olabilir. SDI ve HD-SDI, taban bant paketleyicilere benzerler. Görüntü ve sesin yanında malzeme bilgisi de taşırlar. Bununla birlikte, önemli farklar da var. SDI (ve HD-SDI) hizmetlerin varlığını bildirmez. Ses sinyalde daima aynı yerde olduğu için, bir kod çözücü ses arıyorsa, nereye bakacağını bilir. Nerede ne aranacağını bilmek gerekir. Dosya tabanlı çalışmada paketleyiciler neyin ve hangi noktalara taşındığını duyurur. Bu nedenle her dosya kendinden referanslıdır. Dosya alınır alınmaz bir uygulama paketleyicinin içeriğini belirleyebilir ve gerektiğinde diğer uygulamalara bilgi dağıtabilir (Şekil 1).


Şekil 1. MXF paketleyici yapısı

Diğer bir önemli konu, kopyalar yapmak için içeriği çoğaltmanın artık uygun olmadığı. Bir dosyayı kopyaladığınızda, aslından ayırt edilemeyen bir örneğini yaratmış olursunuz. Bir dosya muhtemelen kapalı yazıyla değiştirildiğinde ya da içerik kurgulandığında, yeni bir sürümünü oluşturursunuz. Örneklerin ve sürümlerin çokluğuyla uğraşmak, bir dosya tabanlı tesisin zor yönlerinden biri olabilir. Sürümleri ve örnekleri (ve sürümlerin örneklerini) tamamen izlemek için iyi bir varlık yönetim sistemi gerekir. Daha sonra karmaşık içerik tanımlamalarının paketleyicinin bir parçası olmasını sağlayan bazı araçlar bu yazıda açıklanacak. 

 

Başka bir önemli ve belirgin nokta, tüm dosya tabanlı tesislerin ağ tabanlı, IT merkezli kurulumlar olması. Yine de dosya tabanlı dünyanın bazı kısımlarının doğrusal analog dünyasıyla bağlantı kurması gerektiğini unutmamalı. Haber kaydı, dosya tabanlı ve doğrusal dünyaların bir bütün halinde birleşmesinin gerektiği karma iş akışına iyi bir örnek. Yayına gönderim tesislerinin çoğu karma çalışıyor. Bir dosya tabanlı iş akışının yapısı gereği senkron ve zamana bağlı olmadığını anlamak önemli; asenkrondur ve zamana bağlı olsa bile gevşekçe bağlıdır. Dosyaları zamana bağlı öğeler olarak ele almanın yöntemleri vardır, en açıkçası akış olarak düşünmektir.

Uygulamaların tasarlanması ve sistemin üzerinde çalışacağı ağın mimarisini denetlenmesi için özen gösterilmelidir. Bu başarıldığı zaman, ağ saydam olarak çalışır.

Senkronizasyon sorunu, dosya tabanlı iş akışı ile ilgili tartışmaların başında geliyor. Master denetim içeriği güvenilir bir şekilde sıralanarak birleştirilmiş ve bir varış zamanına kilitlenmiş olarak sunmalıdır. Dosya tabanlı master denetiminin amacı, içeriğin kesintisiz ve sürekli olduğu görüntüsünü vermektir. DTV dünyasında bunu yapmak için öz bilgiyle beraber malzeme verisinin de iletilmesi gerekir. Dialnorm ve DynRng gibi gömülü malzeme verisinin bile bütün bir sistem içinde dağıtılması zorludur.

İki kaynak arasında bir dereceli geçişi düşünelim. Görüntü ve sesi yönetmek kolaydır, fakat malzeme verisinin geçişi nasıl olacak? Bugün birçok uygulama öz veri geçişinde bir nokta seçiyor ve basitçe yeni malzeme verisi kaynağına geçiyor. Bu, büyüyen bir soruna kesinlikle uygun olmayan bir çözüm. Aynı sorun AFD ve diğer malzeme verisi sınıflarında da var.

Malzeme verisiyle ilgili, hemen ortaya çıkmayan ikinci bir sorun da var. Haklarla ilgili bilgilerin güncellenmesi gibi, malzeme verisinin ayrı işlenmesi gerektiği zamanlar vardır. Baytlar bir taşıyıcıdan kopyalanır, değiştirilecekleri programa iletilir, ve sonra asıl dosyada yerine konur. İki işlemin aynı anda olması mümkündür, bu durumda malzeme verisinin zorlu bir yeniden senkronizasyonu yapılması gerekir. Son zamanlarda bu malzeme verisinin SMPTE BXF standardında iletilmesi için çalışmalar yapılıyor. Bu veri BXF’nin temeli olan XML kodunda, bu nedenle mantıklı bir yaklaşım.

Dijital içeriğin yönetimi için yapılar

Dosyaların ve malzeme verisinin yönetiminden bahsedildi. İyi haber, MXF’nin birden fazla tipte içerik taşımak için çatı sağlaması. Kötü haber, 10 farklı işletim örüntüsü dahil çok fazla seçenek olması. Standart, yüzlerce sayfadan oluşuyor.

Bazıları MXF uyumluluğunun müşterilerin kafasını karıştıracağını ve değiş tokuş sıkıntısı yaratacağını iddia ediyor. Abartılıyor olsa da, dar standartların daha denetlenebilir alışverişi zorladığı gerçek. Önceden AAF olan AMWA (Advanced Media Workflow Association), kullanılacak içerik ve MXF uygulaması üzerindeki kısıtlamaları açıklayan ve teknik şartname üzerinde çalışan, kullanıcı ve üreticilerden oluşan bir endüstri ilgi topluluğu. Bu, dar kapsamlı gerçekleştirilen MXF uygulamasının belli bir uygulamayı desteklemesine imkan veriyor. Kayda değer ikisi, bazen MXF Mastering Format da denilen AS-02 Versioning, ve programların istasyonlara dosyalar olarak dağıtılmasını hedefleyen AS-03 MXF Program Delivery. AS-03’ün ilk kullanıcısı PBS. PBS, AS-03’ü kullanmaya hazır istasyonlarındaki uç sunuculara programları dağıtmak işçin kullanacak. Testleri halen devam ediyor.

AS-03’ün belirlenmesiyle, bit hızı ve kodlama yapısı, iz sayısı ve içerik hakkındaki ayrıntıları taşıyan malzeme verisi yapısı gibi görüntü ve ses kodlama seçenekleri dahil olmak üzere içerik ve taşıyıcı tam olarak tanımlanır. AS-03/PBS dosyası oynatabilen bir sunucunun, öz bilginin ayrıntılarını ele alabilmesi gerekir. Sadece bir sunucunun MXF uyumlu olduğunu söylemek, bit hızı, kodlama standardı ve yapısı, ses izi sayısı gibi soruları yanıtsız bırakır. AMWA bunu bir ileri seviyeye taşıyarak gerçek çalışmalar için uygulamalar yaptı.

AS-02 farklı bir sorunu çözüyor. Doğrusal iş akışında bir sürüm masterdan bir kuşak alttadır, ve birçok sürüm gerekliyse çok sayıda kopya oluşturulmalı ve saklanmalıdır. AS-02 kullanılarak, örneğin Almanca tercüme ve altyazılı yeni bir sürüm, mastera izler eklenerek oluşturulabilir, ardından farklı yayın sürümleri arasında değişen sadece yeni izlerle yayına gönderilebilir. 

2007’deki NAB Fuarında Turner Entertainment yönetimindeki ve başlangıç aşamasındaki AMWA, birçok üreticinin kesintisiz öz bilgi ve malzeme verisi alışverişi yaptığı bir gösterim gerçekleştirdi. Geçtiğimiz sonbahardaki SMPTE Yıllık Teknik Konferansında AMWA daha da etkileyici bir sunum daha yaptı. Şekil 2’de “alice” klasöründeki iki .mxf dosyasından her biri, program gereksinimlerini karşılamak için gerekli çeşitli izler olan bir yapıyı belirler. Kütüphaneye başka bir dil eklemek için, yeni bir iz kaydedilir ve klasöre bırakılır: örneğin alice_a2.mxf. Oynatmak için alice_v0.mxf ve alice_a2.mxf’yi belirleyen alice_v3.mxf’yi yaratabilirsiniz.

 


Şekil 2. AS-02 yapısı örneği

 

Bellek seçeneği

Dosya tabanlı iş akışı içeriğe erişime bağlıdır, ama herhangi bir içeriğe hızlı erişim gerektirmez. Sıradüzensel bellek bütün bir dosya tabanlı iş akışının hemen her zaman bir parçasıdır. The MPEG Handbook’un yazarı John Watkinson bir SMPTE konferansında endüstrinin bizim içeriğin nerede saklandığıyla değil sadece görmek istediğimizde hazır olmasıyla ilgilendiğimizi anladığını söyledi. Bir yazılımı mantıklı gereksinimler altında kullanabilmek, bir öğenin hangi klasörde saklandığını bilmekten daha önemli. Bir dosyanın bir hafta sonra yayınlanması gerekiyorsa, çevrim içi bellekte olması gerekmez, ama yayına bir gün kala arşivden sıraya almak uygundur.

Belleği istenen sistem kullanımını destekleyecek şekilde yapılandırmakla kapasitede genişleme ve maliyette azalma elde edilir. Görüntü sunucuları kod çözücü kuyruğunu her zaman dolu tutmak için yüksek hızlı, elverişli bellek gerektirir. Bu yüksek performans gereksinimi, en pahalı depolamaya yol açar. Daha düşük maliyetle çok daha fazla kapasite için düşük performanslı bir döner disk bulundurmak yoluna gidilebilir. Bunun arkasında genellikle uzun vadeli yedekleme ve en düşük maliyet ama hem okuma hem yazmada yavaş erişim sağlayan robotlu bir bant veya DVD bellek kütüphanesi bulunur. Varlıklar MAM veya arşiv yönetim yazılımıyla iyi yönetilmezse, bu tip sistemler mümkün olmaz.

Medya belleği seçiminde ilginç dinamikler var. Disk fiyatları düşmeye devam ediyor, katı halli diskler bile ekonomik bir düzeye geldi. Bir görüntü sunucu üreticisi tamamen katı hal bellekli, yeşil bir çözüm sunuyor. Dev döner disk grupları yerine bant kullanma tartışması, gigabayt başına maliyet, güç tüketimi ve soğutma, MTBF ve mekan dışında yedek kopyalar depolama ihtiyacı gibi birçok etkene dayanıyor. Güç tüketimi dışındaki tüm bu etkenler zamanla düşüyor. 10 yıl sonra HDD bellek maliyetinin bugünkünün yüzde birinin altına inmesi bekleniyor, ya da 100 katı büyüklüğünde bir bellek kapasitesinin maliyeti şimdikiyle aynı olacak. Bant bellek maliyetleri de düşecek, ama muhtemelen disk alanı maliyetlerine paralel olarak değil (Şekil 3).


Şekil 3. Disk bellek maliyetleri

Bellek seçimi yapmak, planlanan iş akışı tipinden de etkilenir. Gerçekleme sırasında post prodüksiyon işlemlerinin birçok farklı katmana hızlı erişmeleri gerekiyorsa, katı halli bellek iş çıkarma oranını ve performansı yükseltir. Bunlar görüntüyle ilgili sorunlar değil, daha çok görüntü işlemlerini destekleyen IT sistemleri için uygun tasarım konularıdır. 

Sonuç

Bir arşiv sistemi gerçekleştirmek, içeriğin nasıl ele alınacağını tanımlayan kurallar sistemine özen göstermeyi gerektirir. Bazı önemli içerik kayıt sırasında arşivlenerek ayrı saklanabilir. Diğer kısa vadeli içerik sadece döner diskte tek kopya olarak tutulabilir. Yalnız bir kez oynatılan reklamlar sadece yüksek performanslı çevrim içi bellekte bulunabilir.

 

 
Bookmark and Share