Reklamı Kapat
Anasayfa > Haberler > “To Fly or Float” Dijital 65mm Formatta Çekildi
“To Fly or Float” Dijital 65mm Formatta Çekildi
22.02.2026 21:05

"To Fly or Float" filmi için görüntü yönetmeni Ben Saffer, katmanlı görüntüler ve ilginç kontrast oranları kullanarak, 1970'ler dönemine ait bir görünüm oluşturmak istedi ve kadrajda parlak bir öge ile gölgeleri dengeledi. Yönetmen Charlotte Peters ile yakın bir şekilde çalışan Saffer, 16mm formatında elde çekimin duygusal yakınlığını 65mm'lik üç boyutlu bir alana yansıtmak ve izleyiciye, sadece ekrana bakıyor olmak yerine sanki sahnenin içindeymiş hissi vermek için Blackmagic URSA Cine 17K 65 dijital film kamerasını seçti.

Yapımcı/senarist Olivia Maiden, filmin senaryosunu çocuklukta yaşanan bir üzüntü üzerine geliştirdi ve Saffer ise, ortak çalışmaları şekillendirmek üzere "Kes", "Ratcatcher" ve "Fish Tank" gibi filmleri görsel referans olarak kullandı. Saffer şunları söyledi: "Charlotte, Olivia ve ben ilk görüşmelerimizden itibaren renk tonu ve doku üzerinde hemfikirdik. Bu referanslar, seçtiğimiz mekanlardan prodüksiyon tasarım paletine, ışıklandırma ve çekim planlamamıza kadar her şeyi şekillendirdi."

Bu soru-cevap röportajında Saffer, format seçimini, bunun yakınlık ve mesafeyi nasıl şekillendirdiğini ve sette alınan ve post prodüksiyona kadar devam eden pratik kararları ayrıntılı olarak anlattı.

URSA Cine 17K 65'i seçme nedeniniz neydi?

Film görünümünü hep çok beğenmişimdir, bu yüzden pozlama konusunda tamamen sezgilerimi kullanabileceğim bir kamera istiyordum. Benim için bu, renk filtrelerinin sensör içinde çalışmasının doğallığı ve bir sahnedeki önemli detaylara odaklanmamı sağlayan bir kurulumdur. "To Fly or Float" filminde Charlotte ile birlikte Blackmagic URSA Cine 17K 65'i seçtik ve derinlik, ilginç kontrast oranları ve dev görüntüler sağlarken yine de duygusal yakınlığı koruyan katmanlı görüntüler elde etmemize yardımcı olan bir düzenek geliştirdik.

Nasıl bir görsel anlatı dili hedefliyordunuz ve 70'ler teması bunu nasıl şekillendirdi?

Hedeflediğimiz görünüm, gerçekten ilginç kontrast oranlarıyla doluydu. Görüntülerde, neredeyse her zaman gölgeleri dengeleyen bir parlaklık var ve bunun filme katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Bu film, 1970'lerde geçen bir dönem filmi olduğundan, filme sürekli bir derinlik katmaya yardımcı olacak bir formatla çalışmak istedik. 16mm'lik kamera ile elde çekimin duygusal samimiyetini içeren ve aynı zamanda 65mm formatının yapısal özelliklerini de yansıtan bir kamera ve lens kurulumu istedik. Yani izleyiciye bir an izletmekten ziyade, o anın içinde olduğunu hissettirmeyi amaçladık.

65mm formatın hem iç mekanlarda hem de dış çekimlerde etkili olacağına sizi ne ikna etti?

65mm formatında çekmeyi ilk düşünmeye başladığımda, bunun büyük format dış mekan manzara çekimleri için ideal format olduğunu yapımcılar da kabul etti, ama küçük iç mekanlar için ne kadar iyi olacağı konusunda şüpheleri vardı. Bu tedirginliği anlıyordum. Fakat, bence görüntü yönetmeni Bob Richardson, 65mm format ile iç mekan çekimlerinde nelerin mümkün olduğunu kanıtladı ve bu, böyle bir hikayede bu formatı kullanma konusundaki düşüncelerimi netleştirmeye yardımcı oldu.

Tam sensör 8K için lens seçimini ve çekim sürecini nasıl geliştirdiniz?

URSA Cine 17K 65'in tam sensör çekim kapasitesine uygun bir plan geliştirdik ve kameranın 55,91mm görüntü çemberi ve tam sensör 8K çekim özelliğini kullanarak 65mm, 5 perfore eşdeğerinde bir görüntü karesi planladık. Böylece, en başından itibaren geniş format kadrajlama ve derinlik uygulayabildik ve ardından buna uygun lens seçimi yapabildik; bu da hem geniş hem dar açılar için her iki ucunda GeckoCam Opias bulunan ve odak mesafesi (40 mm ve 75 mm) olan iki adet Cooke Panchro 65/i tercih ettik.

URSA Cine 17K 65 sisteminin kullanımı nasıldı?

Uygulamada dikkatimi çeken şeylerden biri, URSA Cine düzeneğinin kullanımının ne kadar kolay olduğuydu. Artık, hem Blackmagic URSA Cine 12K LF hem de Blackmagic URSA Cine 17K 65 ile anlatı filmi çekmiş bulunuyorum ve harika bir A ve B kamera ikilisi olduklarını düşünüyorum. Steadicam operatörümüz her iki kamerayı da kullanıyordu ve kurulumları çok benzer olduğundan, hangi kamerayı kullandığını sürekli unutuyordu. Her iki URSA Cine kameranın ağırlığı hemen hemen aynı ve kamera aksesuarları birbirleriyle uyumlu olduğundan, her ikisiyle de uzun metrajlı film veya televizyon programı çekebilirim.

65 mm formatı, dış çekimlerde kadrajlamayı ve alan algınızı nasıl etkiledi?

Her zaman için aradığım şey, izleyiciyi hikayeden uzaklaştırmadan bana seçenekler sunan bir format ve lens kombinasyonudur. 65 mm ile, normalde anamorfik formatta bir sahneye yaklaşımımla kıyaslandığında farklı bir yaratıcı seçenek daha elde ediyorsunuz. Dış çekimlerde, tıpkı kanal sahnesinde olduğu gibi, 70'li yıllarda Birmingham'da bulunan bir kanal görünümü istedik. Bu sahne, sadece gün ışığı kullanılarak çekildi, bu nedenle bir tarafta ağaçlar, diğer tarafta ise su yansımalarının olması bize arzu ettiklerimizin bir karışımını sundu. Oyuncuların bulundukları coğrafyayı ve alanı daha iyi anlamamız için genellikle 50mm veya 60mm bir lens kullanarak anamorfik çekim yaparım. Fakat 65mm'lik büyük format, aynı sıkıştırma seviyesini elde ederken bir adım geri atmanıza olanak tanıyor. URSA Cine 17K 65 ile çekim yapmam sayesinde, oldukça uzun bir lens olan küresel 75mm Cooke Panchro 65/i lens kullanabildim ve aynı zamanda, sahnenin içindeymiş gibi hissetme duygusunu koruyabildim.

Müdahale etmeden veya uzak hissettirmeden, samimiyeti nasıl koruyorsunuz?

Denge önemlidir. Samimi bir sahnede, oyuncuların yüzüne aşırı yaklaşmak istemezsiniz, çünkü bir şeyi bölüyormuş gibi hissedersiniz. Fakat uzun bir zoom lens de kullanmak istemedim, çünkü bunlar daha çok röntgenci veya gazeteci gibi hissettirir. Burada format gerçekten çok önemli. Daha küçük formatlı bir sensör ile daha geniş plan çekmiş olsaydım, arka plandaki sıkıştırma verilerini tamamen kaybederdim ve bu, daha uzaktaymış gibi hissettirmesine neden olurdu. 65mm format, anamorfik çekime alternatif olarak başka bir yaratıcı seçenek sunuyor.

Kameranın cilt tonlarında iyi performans göstereceğini nasıl anladınız?

URSA Cine 17K 65, cilt tonlarının alt kısımlarında oldukça temiz bir görünüm sunuyor. Film grenine benzediği için bir miktar parlaklık gürültüsü olsa da önemsemezsiniz, fakat kesinlikle renk gürültüsü olmamalı. Benim için iyi bir kamera, çok fazla işlem yapmaya gerek kalmadan, sensörün renk tonu eğrisinden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlayandır.

Tüm bu seçimlerin bir araya geldiği bir sahneyi anlatır mısınız?

Tüm bunların nasıl bir araya geldiğini gösteren bir örnek, mutfak sahnesidir. Bu filmin büyük bölümünde oldukça dar yerlerde çalıştığımızdan, ışığı olabildiğince yumuşak tutmaya çalıştım. Işığın tek kaynaktan gelen, doğal, yine de oldukça belirgin görünmesini istedim. Mutfak için bir Vortex 8 ile 8’e 8 ebadında büyük bir ipek kumaş kullandım ve ışık kaynağı, bu ipek kumaşa yansıtıldı, sanki bir kitap okuma lambası gibi ama çok daha pratik bir hali. Oyuncunun arkasındaki pencereden gelen sert bir ışık vardı. Elde ettiğimiz görünüm, ışıklandırma şeklimiz, renk iş akışı ve bazı prodüksiyon tasarım tercihlerinin birleşimiydi. Bu,aynı zamanda 65 mm formatında çekim yapmamızdan da kaynaklanıyordu. Bu, genç bir kızı konu alan samimi bir hikaye, ama bunlar şimdiye kadar yaşadığı en önemli deneyimler olduğundan, yine de hikayeye bir ağırlık hissi vermek istedim. 65 mm, bu önem duygusunu kesinlikle veriyor.

Saffer'ın, "To Fly or Float" filmindeki çalışmaları hakkında daha fazla bilgi edinmek için URSA Cine 17K 65 galeri sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Bu sayfada ayrıca, bu kısa filmin indirilebilir Blackmagic RAW dosyaları da bulunmaktadır. www.blackmagicdesign.com/products/blackmagicursacine/gallery#toflyorfloat

Blackmagic Design ürünleri hakkında ayrıntılı bilgi için 0212 222 45 02 numaralı telefondan MediaCast’i arayabilirsiniz.