Kısa belgesel “1/100: Ostrich Kegler Super Hikayesi”, geleneksel anlamda bir spor ayakkabı hikayesi değildir. Bir efsanenin gerçekleştirilmesini anlatıyor: yani, adidas markasının 2000 yılında Adi Dassler’ın yüzüncü yılını kutlamak amacıyla üretilen ve piyasaya sunulduğu andan itibaren spor ayakkabı camiasında bahsi geçen, unutulmaya yüz tutmuş Ostrich Kegler Super ayakkabısını konu alıyor.

Manchester şehrinde, ayakkabı tamircisi Benji Blunt, kalan en son çiftlerden birini özenle restore etti ve koleksiyoncu Robert Brooks ise, filmin nesiller arası aktarılan bir hikaye gibi hissettiren öyküsünü anlattı. Projenin yönetmenliğini ve çekimlerini, Alexander Bather sadece iki gün içerisinde yaptı.
Hem yönetmen hem de görüntü yönetmenliğini üstlenen Bather; küçük bir ekip, ayrıntılı hazırlık ve Blackmagic URSA Cine 17K 65 dijital film kamerasının da dahil olduğu bir kamera paketi kullandı. Bitmiş film; kısmen belgesel kısmen moda filmi, kısmen de unutulmaya yüz tutan bir ayakkabıya dayalı bir kültüre atıfta bulunan bir aşk mektubudur.
Bather ile bir araya gelerek iki işi aynı anda yürütmek, restorasyon sürecinin her anını kaydetmek ve bu proje için URSA Cine 17K 65'in neden tercih ettiği kamera haline geldiği hakkında konuştuk.

Yönetmen ve görüntü yönetmeni rollerini dengelemek için nasıl bir yöntem izlediniz?
İki rolü dengelemek her zaman zordur ama bunu başarmak için iyi hazırlanmak gerekiyor. Birkaç kez mekan ziyaretinden ön ışıklandırma konseptlerine kadar, çekimin her aşamasını titizlikle planladık. Böylece, teknik açıdan yaptığımız çalışmaların hikayeyi tam olarak desteklemesini sağladık. Aklımda net bir görsel anlatım şekli vardı ve muhteşem ekibimiz, bu vizyonu sorunsuz bir şekilde hayata geçirmemize yardımcı oldu. Ayrıca, çekimden önce oyuncularla da görüştüm, böylece onların da filmin tonu ve hedefleri konusunda hemfikir olmalarını sağladım, bu da çekim sürecini sorunsuz hale getirdi. Sonuç olarak, her şey çok düzenli ilerledi ve elde etmek istediğimiz sonuca tam olarak ulaştık.
İki görevi birden yapmak size daha fazla yaratıcı kontrol sağladı mı?
İki görevi birden yapmak bana görsel olarak denemeler yapmamı sağladı. Bir başkasının yorumuyla değerlendirmek yerine, duruma göre kendi yaratıcı kararlarımı alabildim. Aynı zamanda, her detayı kafamda sürekli kontrol ettiğim için üzerimde ek bir baskı da vardı. Bununla birlikte, süreçten gerçekten keyif aldım. Bu kadar kontrole sahip olmam, nihai sonuçtan daha da memnun kalmamı sağladı.

Sinematografi tarzınızı nasıl tanımlarsınız ve bu konudaki yaklaşımınızı neler etkiledi?
Sinematografi tarzım, yıllar içinde çoğunlukla sinemaya olan merakım ve özellikle 1930'ların giysilerinden ilham alan bir takım elbise şirketi olmak üzere, farklı markalarla çalışmam sayesinde şekillendi. Bu deneyim bende belirli bir estetik duyarlılık kazandırdı ve bu da doğal olarak bu projeye yansıdı. İlginç bir şekilde, sınırlı sayıda bulunan bir adidas ayakkabısı olması, görsel yaklaşımı doğrudan belirlemedi. Bunun yerine, belgesel ve moda filmi ögelerini harmanlayan, anlatı odaklı karma bir tarz oluşturmaya odaklandım. Görüntülerin hem modern hem de zamansız hissettirmesini istediğim için modern ve klasik renk paletlerinin bir karışımını kullandık ve filme doku ile kişilik kazandırmak üzere, farklı özelliklere sahip çeşitli lenslerle çekim yaptık.
Bu kadar ikonik bir ayakkabının hikayesini anlatmak için bir sorumluluk hissettiniz mi?
Bu ayakkabının spor ayakkabı camiasında ne kadar önemli olduğunu bildiğim için Ostrich Kegler Super'ın hikayesini hayata geçirme konusunda büyük bir sorumluluk hissettim. Hem bu ayakkabının değerini bilenlerin yüzlerinde bir tebessüm oluşturacak hem de bu konuda bilgisi olmayanlara ayakkabıyı tanıtacak bir film yapmak istedim. Görsel olarak, ayakkabının hem tarihi ruhunu hem de kalıcı değerini yansıtmak için geleneksel renk yöntemlerini daha modern tekniklerle birleştirerek eski ve yeni arasında bir denge kurmak istedim.

Bu, URSA Cine 17K 65 ile yapılan ilk projelerden biriydi. Performansı nasıldı?
Blackmagic kameralarını her zaman sevmişimdir, filmsel kalite ile modern bir görünümü kusursuz dengeliyorlar. 17K'yı ilk duyduğumda, onu mutlaka denemem gerektiğini biliyordum ve kesinlikle hayal kırıklığına uğratmadı. Yıllardır URSA Mini Pro ile çekim yapıyorum ve daha yakın zamanda PYXIS 6K'ya geçtim ve ondan çok memnunum. Fakat URSA Cine 17K 65, daha yüksek seviye bir kamera. Gerçekten çok güçlü bir kamera. Bu kadar doğal görüntüler sağlayan başka bir kamera ile çekim yapmadım. Kamera teknolojisinin bu kadar ilerlemesi inanılmaz. Ana kameramız 17K idi ve tüm samimiyetimle, mümkün olsaydı her şey için onu kullanırdım. Gerçekten o kadar iyi. URSA Cine 12K LF de harika bir kamera, ama bu projede onu çoğunlukla belirli görüntüler ve ek çekimler için kullandık.
Renk bilimi ve dinamik aralığı projeyi nasıl destekledi?
Dikkatimi en çok çeken özelliği, renk bilimiydi. Blackmagic kameralar her zaman sinematik ama doğal bir görünüm sunuyordu ve URSA Cine 17K, farklı ışık koşullarında ihtiyaç duyduğum tutarlılığı sağladı. Sunduğu tolerans da aynı derecede iyiydi. Örneğin, kafe sahnesinde gökyüzü çekim sırasında tamamen kırpılmıştı ancak post prodüksiyon sürecinde görüntüde herhangi bir gürültü veya şeritlenme oluşturmadan tüm bu detayları telafi edebildim. Hatta kasıtlı olarak düşük pozlamalı çekimler yaparak stres testi uyguladık ve dosyalar yine de inanılmaz dinamik aralığa sahipti ve renk derecelendirme için fazlasıyla yeterliydi. Bu tür bir esneklik, sadece yaratıcı özgürlüğü desteklemekle kalmıyor aynı zamanda iş akışını da kolaylaştırıyor, çünkü ne yaparsak yapalım görüntü kalitesinin iyi olacağını biliyorum.
Lens paketinizi anlatır mısınız?
Lens seçimi benim için oldukça kolay oldu. Her zaman Cooke lenslerine bir eğilim gösteriyorum. Aşırı ruhsuz görüntü sağlayan lensleri tercih etmiyorum ve Cooke lensler görüntüye, eşi zor bulunan bir sıcaklık ve karakter katıyor. Görüntülere kendi kişiliğimi daha fazla yansıtmamı mümkün kılıyor, bu da bu proje için önemliydi. Böylesine güçlü bir kamerayla birleşince, açıkçası seçim yapmakta zorlandım. Ayrıca, yeni Sigma Aizu prime lenslerle çalışma fırsatım oldu ve gerçekten bunlar da çok iyiydi.

Röportajların çekimine kıyasla restorasyon sahnelerinin çekimini nasıl yaptınız?
Restorasyon sahnelerine yaklaşımım röportajlardan çok farklıydı. Atölyede süreç o kadar hassastı ki, her aşamayı kaydetmek için sadece bir şansımız vardı. Ayakkabının bir parçası onarıldıktan sonra geriye dönüş yoktu. Bu nedenle, kadrajı daha tepkisel ayarlamam gerekiyordu, biraz hareket halinde elde çekim tarzı gibi ve görüntünün yine de sinematik görünmesini sağlarken hiçbir ayrıntıyı da kaçırmamam gerekiyordu. Röportajlar için durum tam tersiydi. Çok kameralı çekimi ayarlamak, temiz kompozisyonlar oluşturmak ve her kareyi hassasiyetle çekmek için zaman ayırabildim.
Hareketli ortam ışıklandırma konusunda zorluklar yarattı mı?
Restorasyon sürecini ışıklandırmak kesinlikle zordu, özellikle de Benji, atölyede sürekli hareket halinde olduğu için. Her anı yeniden ışıklandırmaya çalışmak yerine, tüm mekanı doğal ve tutarlı hissettirecek şekilde ışıklandırmaya odaklandım ve ardından, akıcılığı bozmadan özgürce hareket edebilmek ve onu takip edebilmek için ışığı sabitledim. Bu, durağan bir konu etrafında ışığı daha hassaslıkla şekillendirme ve kontrol etme özgürlüğüne sahip olduğum hikaye anlatımı veya röportaj çekimlerine kıyasla farklı bir yaklaşımdı.

Bu süreçte, renk derecelendirme ne kadar önemliydi?
Renk derecelendirme her zaman çalışma sürecimin büyük bir parçasıdır ve bu proje için en başından itibaren çok net bir vizyonum vardı. Kamerayı elime almadan önce bile istediğim görünümü biliyordum. Birçok kararımı (ışıklandırma, lens ve pozlama), nihai renk derecelendirmeyi göz önünde tutarak aldım. Ayrıca bu projede, Core Post'tan Alistair Davidson ile birlikte çalışabildiğim için çok şanslı hissediyorum, çünkü tarzlarımızın çok iyi örtüştüğünü ve projeyi mükemmel bir şekilde tamamladığını düşünüyorum.
En büyük teknik zorluk neydi?
Bu çekimdeki en büyük teknik zorluk kesinlikle zamanlamaydı. Tüm projeyi çekmek için sadece iki günümüz vardı. Bu, etkili çalışabilmemiz üzerinde büyük bir baskı oluşturdu, fakat çok güçlü bir ekip sayesinde her şey sorunsuz bir şekilde ilerledi. Kamera asistanım Ken Carson inanılmazdı ve ışık şefimiz Joel Dykes olağanüstü bir iş çıkardı. Set ortamında bu tür bir desteğe sahip olmak her şeyi değiştirdi.
Geriye baktığınızda, hikayeyi sizin için özetleyen an hangisiydi?
Benim için bu, restorasyon sürecinin tamamıydı. Son derece doğaldı ve görsel olarak da çok başarılı bir şekilde bir araya geldi. Ayrıca, görüntü kalitesini korurken kameraları yüksek kare hızlarına çıkarabildik, bu da o anları daha etkili hale getirdi.

Blackmagic Design ürünleri hakkında ayrıntılı bilgi için 0212 222 45 02 numaralı telefondan MediaCast’i arayabilirsiniz.