Blackmagic Design, görüntü yönetmeni Grace Loeppky ve ikinci ekip görüntü yönetmeni Rob Hunt’ın, dikey format kısa korsan dizisi “Beneath Crimson Sails”i Blackmagic Pocket Cinema Camera 6K Pro ve Blackmagic PYXIS 6K dijital film kameraları kullanarak çektiğini duyurdu. Çekimlerin Blackmagic RAW’da yapılması, tempolu bağımsız film çekim programında prodüksiyon ekibine; yeniden çekim, yeniden kadrajlama ve yeniden kurgu yapma esnekliği sağladı ve proje, DaVinci Resolve Studio kurgu, renk derecelendirme, görsel efekt (VFX) ve ses post prodüksiyon yazılımı ile kurgulandı ve tamamlandı.

Catherine rolünü üstlenen Julie Bruns’ın yazdığı “Beneath Crimson Sails”, lanetlenmiş bir haritanın kayıp yarısını bulmak ve babasının intikamını almak için hiçbir engel tanımayan genç bir kadının hikayesini anlatıyor. Gizemli bir korsan kaptanla tanıştığında, ikisi de kendilerini yok edebilecek gizli bir geçmişe doğru sürüklenir.
Bruns, şunları söyledi: “Bu projenin fikri, ilk olarak geçen yılın Haziran ayında, dikey format dizi hayranlarının korsan temalı bir dikey format dizi talep etmesiyle başladı. Çocukluğumdan beri korsanları sevdiğim için kendimi hemen bu fikre kaptırdım.”
2025 yılının Ağustos ayı sonunda, yapım ekibi çekimlere başlamıştı bile. Ekibin pek çok üyesi gibi, dizi sorumluları Bruns ve Steven Kammerer de aynı anda birden fazla görev yürüttü. Bruns senaryoyu yazdı, yapımcılığını üstlendi ve başrolü oynadı, Kammerer ise yönetmenlik ve yapımcılık görevlerinin yanı sıra define büyücüsü Silas rolünü canlandırdı. Kaptan Rob rolünü üstlenen Nic Westaway, Rob Hunt ve David Titus, birkaç bölümün eş yönetmenliğini üstlendi, Hunt ayrıca yapımcılık ve görüntü yönetmenliği görevlerini üstlenirken, Titus da kurguya katkıda bulundu. Projenin yapımını; filmde rol alan baş yapımcılar Generativity Productions'tan David Aboussafy ve WEC Films'ten Carin Smolinski ile Thunder Child Productions ortaklaşa gerçekleştirdi.
Görsel bakımdan amaç, başından beri netti. Bruns, şunları söyledi: “Bunun, ‘Prenses Gelin’ gibi klasik filmlere nostaljik bir atıf niteliğinde olmasını ve tamamen bir fantezi dünyası hissi vermesini istedik.”
Bruns ve Kammerer, prodüksiyona başlamadan önce onlarca dikey mikro dizide rol almışlardı ve bu tecrübe, bu formatın neler yapabileceğine dair algılarını keskinleştirdi. Filmin süresinin yaklaşık yüzde 70'i, yüzlerin kadrajı doldurduğu yakın çekimlerle geçiyor, ardından kadraj genişleyerek Britanya Kolombiyası'nın engebeli kıyı şeridine açılıyor ve tepelik arazilerde kılıç dövüşleri sahneleniyor.
Kammerer, şunları belirtti: “Portre şeklindeki kadrajı, başlı başına bir sanat biçimi olarak beğenmeye başladım.”

Bruns bakımından, bu formatta oyuncu olarak çalışmak da görsel yaklaşımı şekillendirdi. Bruns bu konuda şunları söyledi: “Hareketsizlik çok önemli, çünkü kadrajda hareket edebileceğiniz alan daha az olduğundan ve hareketler farklı bir şekilde algılandığından, sahne düzenlemesi çok bilinçli bir şekilde yapılıyor. Amaç, karakterlerin doğal ve gerçekçi kalmasını sağlamak ve buna klasik korsan nüktesi ve eğlencesini de katmaktı.”
Bazıları 45 dakikalık bir yürüyüş gerektiren ücra kır bölgelerinde çekim yapan bir prodüksiyon için, Pocket Cinema Camera 6K Pro’nun ebadı ve hızı önemliydi. Bruns’ın bu konudaki görüşü şöyleydi: “Kamera ekipmanını bu ücra yerlere taşıyabilmek çok önemliydi.”
Bu kameranın zaten kendini kanıtlamış bir araç olduğunu düşünen Loeppky şunları söyledi: “Pocket Cinema Camera 6K Pro, DZO Pictor zoom lenslerimle birlikte yıllardır en çok kullandığım kamera setim haline geldi. Dahili ND filtreler, süreci kesinlikle hızlandırıyor ve bu kamerayı satın almamın en büyük nedenlerinden biriydi. Renk bilimi harika ve renk uzmanlarıyla sık sık cilt tonlarını ne kadar güzel işlediğini konuşuyorum.”
Hunt şunları ekledi: “Dahili ND filtreler sette çok daha hızlı olmamızı sağladı ve Blackmagic RAW bize post prodüksiyonda büyük esneklik sundu.”
Pocket Cinema Camera 6K Pro’ya Steadicam kurulumlarında, PYXIS 6K eşlik etti ve kompakt gövdesi, hareket sırasında denge sağlamaya yardımcı oldu. Hunt şunları belirtti: “PYXIS 6K’nın boyutu ve çok yönlülüğü, gelecek için pek çok seçenek sunuyor. Özellikle kurulum esnekliğinin öncelikli olduğu gelecekteki dikey format prodüksiyonlarında, bu kameranın kullanımını yaygınlaştırmak istiyorum.”
9:16 görüntü oranına göre kadraj oluşturmanın tamamen farklı bir sezgi gerektirdiğini, bu ilk dikey format projesini çekerken öğrenen Loeppky, şunları söyledi: “Üst boşluğu kadrajlamak yatay çekimden çok farklı ve çok daha fazla alan gerektiriyor. 50/50 oranını bir kenara bırakmak ve iki kişilik çekimin hem görsel hem de his olarak hoş durması için çok çalışmak zorunda kaldım. Bununla birlikte, setin büyük bir kısmını kadrajın dışında bırakarak sinemanın sihrine yönelebildim. Bu çok yardımcı oldu, çünkü çoğu zaman devasa mekanları dekore edecek imkanımız yoktu.”
Post prodüksiyon işlemlerinin tamamı DaVinci Resolve Studio üzerinden yürütüldü. Kurgu uzmanı Brian Clement ve yardımcı kurgu uzmanı David Titus filmin kurgusunu tamamladı, renk derecelendirmesini renk uzmanı Phoebe Titus yaptı. Blackmagic RAW’da yapılan çekimlerin kurguya gerçek bir hareket alanı sağladığını belirten Clement, şöyle devam etti: “Bu kadar yüksek çözünürlüklü formatlarda çekim yapmak; çekimleri yeniden kadrajlama, post prodüksiyonda yeni kamera hareketleri, yakınlaştırma ve panlama oluşturma ve ani kesmeler ile yakın çekimlerle dramatik vurgu ekleme açısından büyük esneklik sağladı. Özellikle telefon ekranında sıkça izlenen bir yapım için bu, kurgu esnasında gerekirse orijinal çekimlere radikal değişiklikler yapabileceğimiz anlamına geliyordu.”

Bruns ve Kammerer’in uzun süredir birlikte çalıştığı Phoebe, Blackmagic RAW dosyalarıyla çalışmaya başlamaktan çok memnundu. Phoebe bu konuda şunları söyledi: “Çalışmak için çok geniş bir esneklik sağlıyor. Blackmagic kameralar, macenta ve maviyi her zaman güzel bir şekilde yakalıyor, bu da gölgelerdeki harika soğuk alt tonları ön plana çıkarmamı sağlıyor.”
Phoebe, DaVinci Resolve Studio’nun dikey ekranlar için özel kullanıcı arayüzünü kullandı. Dikey format çalışmaya yeni başladığından, bu geçişe alışması biraz zaman alan Phoebe şöyle devam etti: “Görüntüleyici, düğüm ağacı ve OFX konumlarının yer değiştirmesine alışmam biraz zaman aldı. Ama alıştıktan sonra çok beğendim. Düğüm ağacına o kadar çok bakmam gerekmediğini fark etmemi sağladı. Pencereye, skoplara ve ekrana odaklanmam gerekiyordu ve hepsi bundan ibaretti.”
Renk derecelendirmeye sinemadan ziyade güzel sanatlar alanından geçen ve bu yüzden dikey format çerçeveye doğal bir uyum sağlayan Titus, şunları söyledi: “Filmlerdeki geniş ekrana olan takıntıyı hiçbir zaman anlamadım. Diğer görüntü oranları da aynı derecede muhteşem ve etkili olabilir ve artık dijital teknolojiyle film stokunun getirdiği sınırlamalar da yok.”
Telefon ekranı için renk derecelendirme yapmak, derecelendirmeyi normalden daha fazla zorlamak anlamına da geliyordu. Phoebe şunları belirtti: “İzleyiciler çoğunlukla büyük bir ekran yerine telefonlarından izleyecekleri için, kontrastı ve parlaklığı normalden daha fazla öne çıkarmam gerekiyordu. Kontrast ve parlaklık, dikey düzenlerde daha çok S eğrisi şeklinde ilerlemeli ve genellikle odak noktası, çerçevenin sağ üçte birlik kısmı yerine üst üçte birlik kısmında olmalı.”
Phoebe, Loeppky’nin teknede ve suda çektiği kompozisyonları özellikle öne çıkardı: “Grace’in harika bir gözü var. Bu kompozisyonlar yatay görüntü oranlarında mümkün olmazdı ve çok güzel, cesur görüntüler ortaya çıkardı.”
Phoebe’nin bu projedeki en sevdiği anlardan biri, sarı-yeşil tonlardaki sonbahar ormanı ile sisli mavi-yeşil orman arasındaki geçiş sahnesiydi ve bunu şöyle anlattı: “Vancouver, bir gün içinde bu tür çeşitliliği yakalamak için harika bir yer olsa da kurgu odasında bu kontrastı vurgulamak, birinde sisli ve soğuk yeşilleri, diğerinde ise kehribar rengi güneş ışığıyla aydınlanmış yeşilleri ortaya çıkarmak çok eğlenceliydi.”
Kurgunun zaten Resolve'da hazır olması, renk derecelendirmeye geçişi kolaylaştırdı. On yılı aşkın bir süredir DaVinci Resolve Studio'da çalışan Phoebe, sözlerini şöyle bitirdi: “Yüksek çözünürlüklü dosyalarla kurgu kolaydı. Resolve’un en sevdiğim temel yanlarından biri, nispeten tutarlı olması ve yapılan düzenlemeleri anında kaydetmesidir. Sinir bozucu bir durumun olmaması nedeniyle bu kolayca unutulabilir, ancak farklı bir programda çalıştığımda ve program çöktüğünde bunu her seferinde hatırlıyorum.”

Blackmagic Design ürünleri hakkında ayrıntılı bilgi için 0212 222 45 02 numaralı telefondan MediaCast’i arayabilirsiniz.